Öcalan Sadece Bir Teori Kurmadı, Evrensel Ölçekte Yeni Teorilere Zemin Oluşturdu

 

Öcalan Sadece Bir Teori Kurmadı, Evrensel Ölçekte Yeni Teorilere Zemin Oluşturdu

Öcalan’ın evrenselliği başka teoriler üretebilmesinde

Yeni Özgür Politika’da 7 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan Öcalan’ın fikirleri yeni enternasyonalizmin ayrılmaz parçasıdır başlıklı söyleşi, Abdullah Öcalan’ın düşünsel etkisinin ulaştığı yeni aşamayı anlamak açısından önemli bir metin. Devriş Çimen’in gerçekleştirdiği söyleşinin konuğu Bologna Üniversitesi Siyaset Felsefesi Profesörü Sandro Mezzadra. Çağdaş kapitalizm, sınırlar, göç, küreselleşme, savaş rejimi ve enternasyonalizm üzerine çalışan Mezzadra, söyleşide Rojava deneyimini, öz yönetimi ve Öcalan’ın demokratik konfederalizm düşüncesini yirmi birinci yüzyılın yeni enternasyonalizmi açısından değerlendiriyor. Öcalan’ın fikirlerini yalnız Kürt sorununa ilişkin bir çözüm arayışı içinde ele almıyor. Onları ulus devlet sınırlarını aşan yeni siyasal örgütlenme biçimlerinin ve yeni enternasyonalizm arayışının düşünsel kaynakları arasına yerleştiriyor.

Bu yaklaşım Öcalan’ın evrenselliğini daha ileri bir düzeyde düşünmeyi gerektiriyor. Öcalan sadece demokratik konfederalizm, demokratik ulus ve demokratik modernite gibi yeni kavramlar geliştiren bir teorisyen değildir. Başka düşünürlerin, toplumsal hareketlerin ve farklı coğrafyaların üzerinde yeni teoriler geliştirebileceği geniş bir düşünsel zemin oluşturmuştur. Bir düşünce kendi doğduğu tarihsel sorunun sınırlarını aşarak başka sorunların çözümünde kullanılmaya, farklı teorilerle ilişki kurmaya ve yeni kavramların üretimine kaynaklık etmeye başladığında evrensel düşünce alanına girer. Mezzadra’nın yaptığı çalışma bunun güçlü örneklerinden biridir. Öcalan’a Kürt sorununu açıklamak amacıyla başvurmuyor. Demokratik konfederalizmin açtığı siyasal imkanlardan hareket ederek yeni enternasyonalizmin nasıl kurulabileceğini düşünüyor. Böylece Kürtlerin tarihsel deneyiminden doğan bir paradigma dünya siyaset teorisinin yeni sorularına kaynaklık etmeye başlıyor.

Bir teoriden düşünsel zemine

Düşünce tarihinde bazı teoriler belirli bir sorunu açıklar, bazıları ise kendilerinden sonra gelecek teorilerin dilini ve yönünü değiştirir. Marx yalnız kapitalizmi çözümlemedi. Sınıf, emek, sermaye ve üretim ilişkileri üzerine kurduğu zemin farklı Marksizmlerin, emperyalizm teorilerinin, bağımlılık yaklaşımlarının ve eleştirel düşünce geleneklerinin gelişmesine kaynaklık etti. Darwin yalnız doğal seçilimi açıklamadı. Evrim düşüncesi biyolojinin geniş alanlarında yeni teorilerin kurulabileceği temel bir çerçeve yarattı.

Öcalan’ın paradigması da bu ölçekte değerlendirilmeli. Demokratik konfederalizm yalnız bir yönetim modeli değildir. Merkezi iktidar, toplum, yerel demokrasi ve siyasal ağlar üzerine yeni teorilerin geliştirilebileceği bir alan açıyor. Demokratik ulus yalnız Kürtlerin ulusal sorununa verilen cevap değildir. Ulus ile devlet arasındaki bağı yeniden düşünmeye, kimlik, vatandaşlık ve ortak yaşam üzerine başka teoriler geliştirmeye imkan veriyor. Demokratik modernite kapitalist modernite eleştirisini ekonomi, teknoloji, ekoloji ve toplumsal yaşamla birlikte yeniden kuruyor. Kadın özgürlüğü feminist teoriyle, komünal ekonomi müşterekler ve kooperatifçilik tartışmalarıyla, demokratik konfederalizm çok merkezli siyaset ve ağ toplumu yaklaşımlarıyla yeni ilişkiler kurabilecek bir temel yaratıyor.

Öcalan’ın teorik mirasının gücü de burada büyüyor. Külliyat yalnız tamamlanmış cevaplardan oluşan bir sistem olarak okunamaz. Yeni düşüncelerin üzerinde gelişebileceği açık bir zemin olarak daha geniş anlam kazanır.

Mezzadra Öcalan’dan hareketle yeni enternasyonalizmi düşünüyor

Sandro Mezzadra’nın yaklaşımı bu düşünsel üretkenliği somutlaştırıyor. Yirminci yüzyılın proleter enternasyonalizmi uluslararası sınıf dayanışmasını güçlü biçimde savunurken siyasal örgütlenmenin temel birimi olarak ulusu büyük ölçüde korudu. Devrimler ulusal alanlarda gelişti, sosyalist partiler ve devletler enternasyonal ilişkinin ana aktörleri haline geldi. Mezzadra ise Rojava’da gelişen öz yönetim fikrini, ulus devletin ötesinde başka bir enternasyonalizmi düşünmek için önemli bir deneyim olarak değerlendiriyor.

Bu bakışın önemi, demokratik konfederalizmin yeni bir alana taşınmasında yatıyor. Öcalan yeni enternasyonalizmin tamamlanmış teorisini yazmadı. Toplumların kendi örgütlü varlıklarını koruyarak doğrudan ilişki kurabileceği, merkezi devletin siyasal hayat üzerindeki belirleyiciliğinin azaldığı ve farklı mücadelelerin çok merkezli ağlar içinde birleşebildiği bir düşünsel alan açtı. Mezzadra bu alanı kendi enternasyonalizm çalışmalarının içine taşıyor.

Mezzadra’nın Brett Neilson ile birlikte 2026 yılında yayımladığı Reframing Internationalism. For a Politics of Freedom and Equality in an Age of War and Transition (Uluslararasıcılığı Yeniden Çerçevelemek: Savaş ve Geçiş Çağında Özgürlük ve Eşitlik Siyaseti İçin)  başlıklı çalışma da özgürlük ve eşitlik temelinde yeni enternasyonalizmin kuruluşuna odaklanıyor. Bu nedenle Öcalan’la kurduğu ilişki geçici bir politik dayanışma ifadesi olarak görülemez. Kendi teorik araştırmasının ihtiyaçlarıyla demokratik konfederalizmin açtığı kavramsal alan arasında doğrudan bir bağ kuruyor.

Bir İtalyan siyaset teorisyeni Kürt sorununu öğrenmek için değil, yeni enternasyonalizmi düşünmek için Öcalan’a başvuruyor. Bu durum Öcalan’ın evrenselliğinin ulaştığı düzeyi gösteriyor.

Evrensellik çoğalarak gelişiyor

Öcalan’ın evrenselliği aynı siyasal modelin dünyanın her yerine taşınması anlamına gelmiyor. Latin Amerika’nın yerli halklarının deneyimiyle Ortadoğu’nun tarihsel koşulları aynı değildir. Avrupa kentlerindeki yerel demokrasi arayışları Rojava’daki komünlerle aynı biçimde gelişmez. Feminist hareketler, ekoloji mücadeleleri, kooperatifler ve yerel öz yönetim deneyimleri her toplumun kendi tarihsel birikimi içinde farklı kurumlar yaratır.

Öcalan’ın açtığı düşünsel alanın gücü bu farklılıkların üzerinde tek tip bir yapı kurmak yerine ortak ilkeler üretmesinde bulunuyor. Merkezi iktidar karşısında toplumun kapasitesini büyütmek, kadın özgürlüğünü toplumsal dönüşümün merkezine yerleştirmek, farklı kimliklerin ortak yaşam içinde özgürce var olmasını sağlamak, ekonomiyi toplumsal ihtiyaçlarla ilişkilendirmek, doğayı yaşamın kurucu parçası olarak ele almak ve karar gücünü yerele yaymak bu ilkeler arasında yer alıyor.

Her toplum bu ilkeleri kendi tarihi içinde yeniden üretebilir. Her coğrafya demokratik konfederalizmi kendi toplumsal dokusuyla ilişkilendirebilir. Evrensellik de aynı modelin tekrarlanmasından değil, aynı düşünsel zeminin farklı teorilere ve farklı toplumsal biçimlere kaynaklık etmesinden doğar.

Mezzadra’nın söyleşide vurguladığı yaratıcı çeviri fikri de bu açıdan önem taşıyor. Bir düşünce başka coğrafyaya aynen taşınmıyor. Yeni tarihsel ilişkiler içinde yeniden kuruluyor. Böylece paradigma çoğalıyor, genişliyor ve yeni anlamlar kazanıyor.

Kürt deneyimi artık teori üreten bir kaynak

Kürt hareketi uzun yıllar boyunca Marksizm, Leninizm, ulusal kurtuluş teorileri, antikoloniyal düşünce ve sosyalist mücadelelerden beslendi. Dünyada üretilen teoriler Kürt coğrafyasına taşındı, tartışıldı ve mücadele içinde yeniden yorumlandı. Bugün bu ilişkinin yönü genişliyor.

Kürtlerin tarihsel deneyiminden doğan demokratik konfederalizm, demokratik ulus, demokratik modernite, kadın özgürlüğü ve jineoloji gibi kavramlar dünya siyaset teorisinin tartışma alanlarına giriyor. Mezzadra’nın söyleşisi bu değişimin güçlü örneklerinden biridir. Avrupa merkezli düşüncenin Ortadoğu’ya taşındığı tek yönlü bilgi akışının yanında, Ortadoğu’nun tarihsel mücadelelerinden doğan kavramlar da dünya teorisinin kaynakları arasına katılıyor. Kürt hareketi artık yalnız teorilerin uygulandığı bir siyasal alan değildir. Kendi teorisini üreten ve başka teorilerin üretilebileceği düşünsel zemin yaratan bir merkez haline geliyor.

Bu gelişme Öcalan’ın evrenselliği açısından temel bir dönüşümü ifade ediyor. Evrensellik artık bir düşüncenin dünyada tanınmasıyla sınırlı değildir. Dünyanın başka yerlerindeki düşünürlerin o kavramlardan hareket ederek yeni teoriler kurmaya başlamasıyla maddi içerik kazanır.

Jineoloji bu üretkenliğin güçlü örneği

Kadın özgürlüğü alanında gelişen jineoloji bu düşünsel üretkenliği daha açık gösteriyor. Öcalan kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün kurucu boyutlarından biri haline getirirken Kürt kadın hareketi bu düşünsel zemini kendi mücadele ve örgütlenme deneyimi içinde geliştirdi. Jineoloji böyle ortaya çıktı.

Nadje Al-Ali ve Isabel Käser’in Politics & Gender dergisinde yayımlanan çalışması jineolojinin Kürt Kadın Özgürlük Hareketinin Ortadoğu, Avrupa ve Amerika’daki ulusötesi örgütlenmesinde merkezi bir konuma ulaştığını ve feminist bilgi üretimi içinde tartışıldığını gösteriyor.

Bu örnek önemli bir ayrımı ortaya koyuyor. Öcalan her alanın tamamlanmış teorisini üretmiyor. Yeni teorilerin gelişebileceği kavramsal kapılar açıyor. Toplumsal hareketler bu kapılardan geçerek kendi bilgi alanlarını ve kurumlarını oluşturuyor.

Mezzadra’nın yeni enternasyonalizm yaklaşımı ile jineoloji farklı alanlarda aynı düşünsel hareketi gösteriyor. Birinde uluslararası bir siyaset teorisyeni demokratik konfederalizmden hareketle yeni enternasyonalizm üzerine düşünüyor. Diğerinde Kürt kadın hareketi kadın özgürlüğüne ilişkin paradigmatik zemini yeni bir bilgi üretimine taşıyor. Öcalan’ın teorisi kendi sınırlarının dışına çıkıp yeni teoriler üretmeye başladığında evrensellik daha somut hale geliyor.

Açık paradigma yeni düşüncelere zemin hazırlıyor

Öcalan’ın uzun düşünsel yolculuğu kendi içinde de büyük dönüşümler taşıyor. Ulusal kurtuluş çizgisinden demokratik ulusa, merkezi devlet hedefinden demokratik konfederalizme, sınıf merkezli çözümlemeden kadın özgürlüğü ve ekolojiyi içeren demokratik moderniteye doğru gelişen değişim, düşüncenin kendisini yenileyebilme kapasitesini gösteriyor.

Bu özellik paradigmanın geleceği açısından belirleyicidir. Öcalan’ın külliyatını değişmez bir doktrin haline getirmek düşüncenin en üretken yönünü daraltır. Daha güçlü yaklaşım, onun kurduğu zemini yeni bilimsel bilgilerle, toplumsal deneyimlerle ve yeni tarihsel sorunlarla ilişkilendirmektir.

Mezzadra bunu enternasyonalizm alanında yapıyor. Kürt kadın hareketi jineoloji alanında yapıyor. Gelecekte demokratik modernite iklim krizi, müşterekler, yapay zeka, yeni emek biçimleri, dijital toplum ve yerel demokrasi tartışmalarında başka teorik açılımlara kaynaklık edebilir. Güçlü bir paradigma kendisini tekrar eden takipçiler üretmekle sınırlı kalmaz. Kendinden hareket ederek yeni düşünceler geliştiren insanlar, hareketler ve teoriler üretir.

İmralı’dan evrensel teorik zemine

Sandro Mezzadra’nın söyleşisinin önemi Öcalan’a destek vermesinden daha büyüktür. Söyleşi, Öcalan’ın düşüncelerinin başka bir teorisyenin kendi araştırma alanında yeni kavramlar üretirken başvurduğu düşünsel kaynaklardan biri haline geldiğini gösteriyor.

Demokratik konfederalizm yeni enternasyonalizmin tartışma alanına giriyor. Kadın özgürlüğü jineoloji gibi yeni bilgi üretimlerine açılıyor. Demokratik modernite ekoloji, ekonomi ve toplum arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesi için geniş bir alan sunuyor. Demokratik ulus kimlik ile siyasal topluluk arasındaki ilişkinin yeniden kurulmasına imkan veriyor.

Öcalan’ın düşünsel yolculuğu Kürt sorunundan başladı, bölgesel demokratik dönüşüm paradigmasına ulaştı ve bugün farklı coğrafyalarda yeni teorilerin kurulabileceği bir düşünsel zemine dönüşüyor. Onun gelecekteki düşünsel etkisi yalnız yazdığı binlerce sayfalık külliyatla ölçülmeyecek. O külliyatın üzerinde kurulacak yeni teoriler, yeni feminist yaklaşımlar, yeni ekolojik düşünceler, yeni demokrasi modelleri, yeni ekonomik örgütlenmeler ve yeni enternasyonalizm arayışları da bu etkinin parçası olacak.

Öcalan sadece bir teori kurmadı. Evrensel ölçekte yeni teorilerin kurulabileceği bir zemin oluşturdu.

Kaynaklar

Sandro Mezzadra ile Devriş Çimen’in gerçekleştirdiği Öcalan’ın fikirleri yeni enternasyonalizmin ayrılmaz parçasıdır başlıklı söyleşi Yeni Özgür Politika’da 7 Eylül 2026 tarihinde yayımlandı.

Sandro Mezzadra ve Brett Neilson’ın Reframing Internationalism. For a Politics of Freedom and Equality in an Age of War and Transition başlıklı çalışması 2026 yılında yayımlandı ve savaş ile küresel dönüşüm çağında enternasyonalizmin yeniden kuruluşunu ele aldı.

Abdullah Öcalan’ın Democratic Confederalism çalışması demokratik öz yönetim, çoğulluk, toplumsal katılım ve devlet merkezli siyasetin ötesinde örgütlenme üzerine paradigmanın temel metinlerinden biridir.

Nadje Al-Ali ve Isabel Käser’in Beyond Feminism? Jineoloji and the Kurdish Women’s Freedom Movement başlıklı akademik çalışması Politics & Gender dergisinde yayımlandı ve jineolojinin Kürt kadın hareketi ile ulusötesi feminist bilgi üretimi içindeki yerini inceledi.



Yorumlar

Popüler Yayınlar