Determinizmi Bilim Sanmak
Determinizmi Bilim Sanmak
Fuat Yücel Filizler’in Öcalan Eleştirisine Cevap
Fuat Yücel Filizler, Öcalan’ı determinizm üzerinden eleştirirken ciddi bir sorunla karşı karşıya. Savunduğu bilim anlayışı, doğa bilimlerinin son yüz yılda geçirdiği büyük dönüşümü yeterince izlemiyor. Determinizmi bilimselliğin ölçüsü haline getirip belirlenimselliğin eleştirisini bilim karşıtlığıyla ilişkilendirmek, bugün bilim adına savunulabilecek bir konum değildir. Çünkü kuantum fiziğinden evrimsel biyolojiye, kaos teorisinden karmaşıklık bilimine kadar çağdaş doğa bilimleri bize aynı temel gerçeği farklı ölçeklerde gösterdi. Doğa yasalarının varlığı ile geleceğin bütün ayrıntılarıyla önceden belirlenmiş olması aynı şey değildir. Bilim bu ayrımı çoktan yaptı. Filizler ise Öcalan’ı eleştirirken bu büyük bilimsel dönüşümün gerisinde kalan bir determinizm anlayışını yeniden üretiyor.
Laplace’ın Dünyası Geride Kaldı
Katı determinizmin en güçlü biçimi klasik fiziğin büyük başarıları üzerinde yükseldi. Newton mekaniğinin oluşturduğu evrende yeterli bilgiye sahip olduğumuzda bir sistemin gelecekteki durumunu hesaplayabileceğimiz düşünülüyordu. Laplace bunu mantıksal sınırına taşıdı. Evrendeki bütün parçacıkların konumunu ve hareketini bilen varsayımsal bir zihin geçmişi ve geleceği hesaplayabilirdi. Evren büyük bir saat gibi işliyordu. Gelecek, geçmişin içinde saklıydı.
19.yüzyılın bilimsel düşüncesini derinden etkileyen bu dünya görüşü sosyal bilimlere de taşındı. Tarihin yasalarının keşfedilmesi ile geleceğin yönünün belirlenebileceği düşüncesi güçlü bir entelektüel iklim yarattı.
Fakat fizik orada kalmadı. Kuantum mekaniği klasik determinizmin bu güçlü biçimini temel düzeyde sarstı. Bir kuantum sisteminin durumu ile yapılabilecek ölçümlerin sonuçları arasında klasik fiziğin öngördüğü türden önceden belirlenmiş bir ilişki kurulamıyor. Kuantum kuramı tekil ölçüm sonuçlarını kesin biçimde vermek yerine olasılık dağılımları veriyor.
Bu artık felsefi bir tahmin değildir. Bell eşitsizlikleri üzerinden onlarca yıl boyunca yapılan deneyler, doğanın yerel gizli değişkenlere dayanan klasik önceden belirlenmiş modellerle açıklanamayacağını gösterdi. Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger’in deneysel çalışmalarına 2022 Nobel Fizik Ödülü verilmesinin gerekçelerinden biri doğrudan Bell eşitsizliklerinin ihlalinin deneysel olarak ortaya konulmasıydı. Nobel Komitesi’nin bilimsel açıklaması çok açıktır. Yerel gizli değişkenlere dayalı modeller kuantum mekaniğinin bütün sonuçlarını yeniden üretemez.
Filizler’in determinizmi bilimselliğin güvencesi gibi sunmasının bilimsel zemini burada ciddi biçimde çöker.
Doğa Zar Atıyor
Einstein kuantum mekaniğinin olasılıksal yapısından rahatsızdı. Fizik tarihinde meşhur hale gelen “Tanrı zar atmaz” itirazının arkasında da bu vardı. Einstein’ın umudu, kuantum mekaniğinin altında henüz keşfedilmemiş değişkenlerin bulunmasıydı. Parçacığın sonucu bize rastlantısal görünüyordu çünkü gerekli bilgilerin tamamına sahip değildik.
Bell’in teoremi bu tartışmayı deney alanına taşıdı. Clauser, Aspect, Zeilinger ve başka araştırmacıların deneyleri Bell eşitsizliklerinin ihlal edildiğini gösterdi. Nobel Komitesi’nin halka yönelik açıklaması bile meseleyi oldukça yalın biçimde ifade ediyor. Kuantum mekaniğinin belirsizliği ile önceden belirlenmiş gizli talimatlara dayanan modeller deneysel olarak birbirinden ayrılabiliyor ve deneyler kuantum mekaniğinin öngörülerini doğruluyor.
Bu sonuç bütün felsefi determinizm tartışmalarını tek hamlede bitirir. Filizler kabul etmesinde...
Kaos Teorisi İkinci Darbeyi Vurdu
Kuantum fiziğini bir yana bırakalım ve tamamen deterministik sistemlere bakalım. Burada bile Filizler’in determinizmden çıkardığı öngörülebilir tarih fikri ayakta kalmaz.
Kaos teorisinin gösterdiği en önemli sonuçlardan biri, başlangıç koşullarındaki son derece küçük farklılıklar zaman içinde büyüyerek bütünüyle farklı sonuçlar yaratabilir. Bunun politik düşünce açısından önemi büyüktür.
Bu ayrım bir kez kabul edildiğinde tarih için mekanik zorunluluklar üretmek çok daha sorunlu hale gelir. Toplum atmosferden bile daha karmaşık bir sistemdir. Milyarlarca insan birbirleriyle ilişkiye giriyor, öğreniyor, örgütleniyor, direniyor, teknoloji üretiyor, kültür yaratıyor ve içinde bulunduğu sistemi değiştiriyor. Sistemin parçaları aynı zamanda sistem hakkındaki bilgiye sahip oluyor ve davranışlarını buna göre değiştirebiliyor.
Böyle bir gerçekliği 19. yüzyıldan kalma doğrusal belirlenim şemalarıyla açıklamaya çalışmak materyalizmi güçlendirmez. Materyalizmin hareket alanını daraltır.
Darwin’den Sonra Tarihi Tek Çizgide Okuyamayız
Evrimsel biyoloji Filizler’in determinizm anlayışına üçüncü büyük itirazı getiriyor. Evrim maddidir. Doğaüstü hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymaz. Doğal seçilim işler. Çevresel baskılar vardır. Kalıtım vardır. Aynı zamanda mutasyon vardır, genetik sürüklenme vardır, tarihsel olumsallık vardır.
2024 yılında yayımlanan bir çalışma bazı gen kayıpları güçlü biçimde belirlenirken başka kayıpların stokastik gerçekleştiği ve bu rastlantısal olayların sonraki evrimsel yolları değiştirdiği gösteriliyor. Bunun anlamı çok büyüktür. Maddi olmak deterministik olmak değildir. Bilimsel olmak deterministik olmak değildir. Nedensellik ile önceden belirlenmişlik aynı şey değildir.
Tarihsel süreçlerin koşulları olması, sonuçlarının baştan yazılmış olması anlamına gelmez. Filizler’in Öcalan eleştirisinin üzerine kurulduğu zemin bu ayrımları birbirine karıştırıyor.
21. Yüzyılda Toplumu 19. Yüzyılın Bilim Anlayışıyla Açıklayamazsınız
Bir hücreyi yalnız moleküllerine ayırarak yaşamı açıklayamıyoruz. Bir beyni nöronların toplamına indirgeyerek bilinci açıklayamıyoruz. Bir ekosistemi tek bir türe bakarak anlayamıyoruz. Bir toplumu da yalnızca tek bir belirleyici eksene indirerek açıklayamayız. Çağdaş bilim ilişkileri inceliyor. Ağları inceliyor. Geri beslemeleri inceliyor. Belirmeyi inceliyor. Özörgütlenmeyi inceliyor. Eşik noktalarını inceliyor. Stokastik süreçleri inceliyor.
2021 Nobel Fizik Ödülü’nün bir bölümünün verilmesinin gerekçesi bile düzensizlik ve dalgalanmaların fiziksel sistemlerde atomik ölçekten gezegensel ölçeğe kadar nasıl işlediğinin anlaşılmasına yaptığı katkıydı. Aynı ödülün diğer bölümü karmaşık bir sistem olan iklimin modellenmesine ilişkin çalışmalara verildi.
Bilimin geldiği yer burasıdır. Bu nedenle Filizler’e politik olarak da açık konuşmak gerekiyor. Doğa bilimlerinin yüz yılı aşkın süredir yaşadığı paradigma değişimini izlemeden Öcalan’a determinizm dersi vermek, bilimsel materyalizmi savunmak değildir. Bilim adına eski bir bilim hayalini savunmaktır.
Öcalan’ın determinizm eleştirisini post-yapısalcılığa bağlayarak geçersiz kılmaya çalışmak da sorunu çözmez. Bir düşüncenin hangi felsefi geleneklerden etkilendiğini göstermek, o düşüncenin bilimsel olarak yanlış olduğunu kanıtlamaz. Bunun için doğaya dönmek gerekir. Deneye dönmek gerekir. Gözleme dönmek gerekir.
Doğaya döndüğümüzde karşımıza kuantum belirsizliği çıkıyor. Kaotik dinamikler çıkıyor. Evrimsel olumsallık çıkıyor. Karmaşık sistemler çıkıyor. Özörgütlenme çıkıyor. Belirme çıkıyor. Bunların tamamı maddi dünyanın içindedir.
Tarihin Çöplüğüne Giden Şey Materyalizm Degil, Mekanik Determinizmdir
Filizler’in korumaya çalıştığı şeyi Marksizmle özdeşleştirmek Marx’a da haksızlık olur. Çünkü Marx’ın devrimci yöntemi çağının bilimsel bilgisini dondurmak üzerine kurulmadı. Marx kapitalist toplumu çözümlemek için döneminin ekonomi politiğini, tarihini, antropolojisini ve doğa bilimlerini takip etti.
Bugün Marx yaşasaydı Bell deneylerini görmezden mi gelecekti? Kuantum fiziğini postmodernizm diyerek kenara mı atacaktı? Kaos teorisini reddedecek miydi? Genetik sürüklenmeyi materyalizme aykırı mı bulacaktı? Karmaşık sistemlerde özörgütlenmeyi idealizm diye mi mahkum edecekti?
Marx’ın yöntemini ciddiye alıyorsak cevap bellidir. Materyalizm doğanın nasıl davranması gerektiğini doğaya emretmez. Doğanın nasıl davrandığına bakar. Doğa ise mekanik determinizmin çizdiği kadar itaatkar çıkmadı.
Tarihin çöplüğüne atılan materyalizm değildir. Tarihin çöplüğüne atılan, bilimselliği katı determinizmle özdeşleştiren 19. yüzyıl dünya görüşüdür.
Öcalan’ı determinizm adına eleştirmek çağdaş bilimin önünden yürümek değildir, bilimin arkasından gelmektir. Filizler’in Marksizmi savunmak adına önce yüzünü 21. yüzyıl doğa bilimlerine çevirmesi gerekiyor. Çünkü kuantum fiziği, evrimsel biyoloji ve karmaşıklık bilimi Marksizmden izin alarak gelişmedi.
Gerçeklik maddidir, ilişkiseldir, tarihseldir, olasılıklar üretir ve yeni örgütlenme düzeylerinde yeni özellikler ortaya çıkarır. Gelecek geçmişin içinde yazılmış hazır bir metin değildir. Bunu bugün söylemek postmodernizm değildir. Bilimin geldiği yeri takip etmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.