Dünya Akademisi Öcalan'ı Okuyor 1. Bölüm
Dünya Akademisi Öcalan'ı Okuyor
1. Bölüm — Uluslararası Akademik Alanın Genel Haritası
Abdullah Öcalan'ın düşünceleri bugün yalnızca Kürt meselesi üzerine çalışan araştırmacıların kaynakçasında yer alan siyasal metinler olarak dolaşmıyor. Demokratik konfederalizm, demokratik ulus, kadın özgürlüğü, Jineoloji, toplumsal ekoloji, komün, öz yönetim, devletsiz demokrasi ve ulus-devlet eleştirisi gibi kavramlar üzerinden siyaset teorisi, sosyoloji, antropoloji, feminist teori, coğrafya, vatandaşlık çalışmaları, ekoloji, kırsal sosyoloji, sömürgesizleşme çalışmaları ve Ortadoğu araştırmalarına uzanan geniş bir akademik alan oluşuyor. Bu alan Amsterdam'dan Sussex'e, Oxford'dan Manchester'a, Wageningen'den Brown'a, Floransa'dan Hamburg'a kadar uzanan üniversite ağlarında, Cambridge University Press, Routledge, Palgrave Macmillan ve başka akademik yayıncılarda, Geopolitics, Ethnicities, Identities, Politics & Gender, Third World Quarterly ve benzeri hakemli dergilerde izlenebiliyor. Akademik muhataplığın ölçüsü de burada ortaya çıkıyor. Öcalan'ın kavramları açıklanıyor, başka düşünürlerle karşılaştırılıyor, saha araştırmalarında sınanıyor, eleştiriliyor ve yeni teorik tartışmaların içine yerleştiriliyor.
Kürt hareketinden siyaset teorisine uzanan geçiş
Uluslararası akademik literatürdeki önemli dönüşüm hatlarından biri Öcalan'ın düşünsel yönelişindeki değişimin araştırılmasıyla başladı. Michiel Leezenberg'in Amsterdam Üniversitesi bağlantısıyla 2016'da yayımlanan çalışması, demokratik özerklik düşüncesini Kürt hareketinin Türkiye ve Rojava'daki dönüşümü üzerinden ele aldı. Leezenberg, Öcalan'ın Murray Bookchin'in özgürlükçü ve komünalist düşüncesinden yararlanarak geliştirdiği demokratik özerklik anlayışını çözümledi. Böylece tartışmanın merkezi yalnızca ulusal kimlik ve devlet talebinden oluşan klasik Kürt siyaseti çerçevesinden çıkarak demokrasi, yerel örgütlenme ve siyasal toplum tartışmalarına doğru genişledi.
Manchester Üniversitesinden sosyolog Simin Fadaee ile Camilla Brancolini'nin 2019 yılında SAGE bünyesindeki hakemli Ethnicities dergisinde yayımlanan araştırması bu dönüşümü daha somut bir zemine taşıdı. Araştırmacılar Kürt hareketindeki değişimi ulusal kurtuluştan radikal demokrasiye uzanan bir yeniden yapılanma olarak incelediler. Çalışma saha araştırmasına, katılımcı gözleme ve hareket içindeki farklı aktörlerle yapılan görüşmelere dayanıyordu. Araştırmanın merkezinde demokratik konfederalizmin üç temel hattı olarak doğrudan demokrasi, kadın özgürlüğü ve ekolojik insan-doğa ilişkileri bulunuyordu. Demokratik Toplum Kongresi, kadın hareketi ve çevre hareketleri bu dönüşümün toplumsal karşılıkları olarak incelendi. Böylece Öcalan'ın düşüncesi soyut bir siyasal metin olmanın ötesinde, toplumsal örgütlenmenin ürettiği kurumlar üzerinden araştırılmaya başladı.
Ahmet Hamdi Akkaya'nın Gent Üniversitesinde tamamladığı doktora çalışması ve 2020 yılında Journal of Balkan and Near Eastern Studies dergisinde yayımlanan araştırması da bu hattın önemli kaynakları arasında yer alıyor. Akkaya, Kürt hareketinin ideolojik yolculuğunu tarihsel dönüşüm içinde incelerken Öcalan'ın düşünsel değişiminin örgütsel ve siyasal sonuçlarını araştırdı. Bu yaklaşım, Öcalan çalışmalarında giderek belirginleşen bir yöntemi gösteriyor. Araştırmacılar yalnızca metinleri çözümlemekle yetinmiyor, kavramların örgütlenme biçimleri, siyasal stratejiler ve toplumsal kurumlarla kurduğu ilişkiyi de inceliyor.
Öcalan doğrudan siyaset teorisinin konusu haline geliyor
Akademik alanın ikinci önemli hattında Öcalan artık yalnızca Kürt hareketinin lideri olarak incelenmekten çıkarak devlet, demokrasi ve özgürlük üzerine görüşleri tartışılan bir siyasal düşünür olarak ele alınıyor. Sussex Üniversitesinde uluslararası ilişkiler alanında çalışan Kamran Matin'in Geopolitics dergisinde yayımlanan çalışması bunun güçlü örneklerinden biri. Makalenin başlığı bile akademide oluşan yeni konumu açık biçimde gösteriyor. Çalışma demokratik konfederalizmi ve Öcalan'ın devlet teorisini doğrudan teorik incelemenin merkezine yerleştiriyor. Matin, Öcalan'ın devleti ve toplumsal çoğulluğu açıklama biçimini siyaset teorisinin kavramlarıyla tartışıyor. Bu çalışma akademik literatürde geniş biçimde atıf alan kaynaklardan biri haline geldi.
Geopolitics dergisinde 2024 yılında yayımlanan Francesco Ventura ve Jacopo Custodi imzalı çalışma ise tartışmayı karşılaştırmalı siyasal düşünceye taşıdı. Floransa Üniversitesi ve Scuola Normale Superiore bağlantılı araştırmacılar Öcalan'ın özerklik anlayışını Avusturyalı Marksist düşünür Otto Bauer'in ulusal özerklik yaklaşımıyla birlikte ele aldı. Böylece Öcalan, yalnızca çağdaş Ortadoğu siyaseti içinde incelenen bir isim olmaktan çıkarak ulus, özerklik ve devlet üzerine tarihsel teorik tartışmanın içine yerleştirildi. Bir düşünürün başka siyasal düşünürlerle sistematik biçimde karşılaştırılması, akademik dolaşım açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor.
Jason Dockstader ve Rojin Mukriyan'ın 2022 tarihli çalışması da Öcalan'ın devlet ve özgürlük anlayışını anarşizm, cumhuriyetçi özgürlük ve tahakküm tartışmalarıyla ilişkilendiriyor. Yazarlar Öcalan'ın ulus-devlet yerine doğrudan demokratik konfederal yapıları temel alan özgürlük anlayışını siyaset felsefesinin kavramsal araçlarıyla değerlendiriyor. Makalenin kaynakçasında Öcalan'ın hapishane yazıları, Akkaya, Jongerden ve Matin'in çalışmaları ile anarşist ve cumhuriyetçi siyaset teorisinin temel metinleri yan yana bulunuyor. Bu yan yana geliş, Öcalan çalışmalarının ulaştığı teorik temas alanını göstermesi bakımından önem taşıyor.
H. Bahadır Türk'ün Journal of Political Ideologies dergisinde yayımlanan çalışması da Öcalan'ın sosyalizm anlayışını doğrudan siyasal ideolojiler alanına taşıdı. Araştırma, Öcalan'ın erken dönem Marksist-Leninist çerçevesinden demokratik uygarlık paradigmasına uzanan düşünsel dönüşümünü ele alıyor. Aynı araştırmacının Middle Eastern Studies dergisindeki çalışması Öcalan'ın Türkiye siyasi tarihini okuma biçimini inceleyerek literatürün başka bir kolunu oluşturuyor. Böylece Öcalan'ın düşüncesi hem sosyalizm tarihi hem tarih yorumu hem de çağdaş siyasal ideolojiler bağlamında akademik incelemeye konu oluyor.
Kadın özgürlüğü akademik alanın merkezine yerleşiyor
Öcalan üzerine uluslararası akademik literatürün en güçlü damarlarından biri kadın özgürlüğü ve Kürt kadın hareketi üzerinden gelişiyor. Brown Üniversitesinden Nadje Al-Ali ile London School of Economics bağlantılı Isabel Käser'in Politics & Gender dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırması Jineolojiyi ulusötesi feminist düşünce ve kadınların bilgi üretimi bağlamında inceliyor. Cambridge University Press tarafından yayımlanan makale, Jineolojinin Ortadoğu, Avrupa ve Amerika'daki örgütlenme ağlarında nasıl dolaşıma girdiğini araştırıyor. Yazarlar görüşmelere dayanan çalışmalarında Kürt kadın hareketinin kendi bilgi üretme pratiğini feminist teorinin uluslararası tartışmaları içine yerleştiriyor.
Isabel Käser'in 2021 yılında Cambridge University Press tarafından yayımlanan The Kurdish Women's Freedom Movement adlı kitabı bu alanın temel akademik eserlerinden biri haline geldi. Kitap Kürt kadın hareketinin tarihini, beden politikasını, örgütlenmesini ve özgürleşme anlayışını uzun dönemli bir araştırmayla ele alıyor. Öcalan'ın kadın özgürlüğü üzerine geliştirdiği düşünceler bu tarihsel dönüşümün önemli bileşenlerinden biri olarak inceleniyor. Kitabın Cambridge University Press kataloğunda ve akademik literatürde yer alması, Kürt kadın hareketinin artık uluslararası kadın çalışmaları ve siyaset biliminin kalıcı araştırma alanlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Dilar Dirik'in Oxford Üniversitesi Refugee Studies Centre bağlantısıyla yayımladığı çalışma ise vatandaşlık kavramını Öcalan'ın etkilediği Rojava deneyimi üzerinden yeniden düşünüyor. Identities dergisindeki makale devletsiz vatandaşlık, radikal demokrasi ve bilinç yükseltme kavramlarını birlikte ele alıyor. Dirik'in 2022 yılında Pluto Press tarafından yayımlanan The Kurdish Women's Movement kitabı da kadın hareketinin tarihini, teorisini ve pratiğini bütünlüklü biçimde araştırıyor. Böylece kadın özgürlüğü Öcalan literatüründe tali bir alan olarak değil, demokrasi ve toplumsal dönüşüm teorisinin kurucu bileşenlerinden biri olarak işleniyor.
Handan Çağlayan'ın Palgrave Macmillan tarafından yayımlanan Women in the Kurdish Movement kitabı ve Nazan Üstündağ'ın Kürt kadın hareketindeki siyasal tahayyül üzerine çalışmaları bu akademik alanı daha da genişletiyor. Bu literatürde kadın artık yalnızca siyasal harekete katılan toplumsal aktör olarak ele alınmıyor. Kadının özgürleşmesi, aile, devlet, iktidar, beden, bilgi üretimi ve toplumsal örgütlenme arasındaki ilişkileri yeniden kuran düşünsel bir merkez olarak araştırılıyor.
Bookchin'den toplumsal ekolojiye
Öcalan çalışmalarındaki bir başka güçlü hat Murray Bookchin ve toplumsal ekoloji üzerinden ilerliyor. Bu ilişki artık siyasal gazeteciliğin sınırlarını aşmış durumda ve hakemli akademik çalışmaların doğrudan konusu haline gelmiş bulunuyor. Frontiers in Political Science dergisinde yayımlanan çalışma, Bookchin'in toplumsal ekoloji paradigmasının Öcalan tarafından nasıl yeniden yorumlandığını ve demokratik konfederalizmin doğrudan demokrasi, ekolojik sürdürülebilirlik ve kadın özgürlüğü eksenleriyle nasıl birleştiğini inceliyor. Çalışmada ekolojik krizin toplumsal hiyerarşi ve tahakküm ilişkileriyle bağlantısını kuran yaklaşım demokratik konfederalizmin teorik omurgalarından biri olarak ele alınıyor.
Bu alandaki araştırmalar giderek teori ile saha arasındaki ilişkiye yöneliyor. Kuzey ve Doğu Suriye'deki çevre hareketleri, tarım politikaları, su kullanımı, yerel örgütlenmeler ve ekolojik kurumlar araştırma konusu haline geliyor. Springer tarafından yayımlanan 2025 tarihli bir çalışma, bölgede toplumsal ekolojinin siyasal örgütlenmeyle ilişkisini saha araştırması ve görüşmeler üzerinden inceliyor. Wageningen Üniversitesinden Joost Jongerden'in tarım ve özerklik üzerine çalışması ise bölgedeki tarımsal düzenlemeyi devlet ve piyasanın yanında özerkliği üçüncü bir toplumsal düzenleme biçimi olarak kavramsallaştırıyor.
2026 yılında Hamburg Üniversitesinde tamamlanan Necmettin Türk'ün 299 sayfalık doktora tezi bu yönelimin ne kadar ilerlediğini gösteriyor. Çalışma Rojava ve Kuzeydoğu Suriye'de sömürgesizleşme ile ekolojik dönüşüm arasındaki ilişkiyi arazi, su, tarım, ekolojik yönetim ve yerel demokratik örgütlenme üzerinden araştırıyor. Çok aşamalı saha araştırmaları, görüşmeler ve grup çalışmalarına dayanan tez, demokratik direniş ile sosyoekolojik dönüşümü aynı teorik çerçevede ele alıyor. Böylece Öcalan'ın ekoloji vurgusuyla ilişkili düşünsel alan günümüzde çevre sosyolojisi, politik ekoloji ve sömürgesizleşme çalışmalarına doğru genişliyor.
Komün yeniden akademinin gündeminde
Wageningen Üniversitesinden Joost Jongerden'in çalışmaları Öcalan literatürünün sürekliliğini göstermesi açısından özel bir yere sahip. Jongerden uzun yıllardır Kürt hareketinin siyasal ve toplumsal dönüşümünü inceleyen araştırmacılardan biri. 2025 yılında Taylor & Francis tarafından yayımlanan ve akademik hakem değerlendirmesinden geçen kitap bölümünde Öcalan, PKK ve demokratik konfederalizm Paris Komünü geleneğiyle birlikte ele alınıyor. Jongerden burada Öcalan'ın siyasal düşüncesindeki dönüşümü devlet iktidarını ele geçirmeye dayalı siyaset anlayışından birbirine bağlı özerk meclislerin geliştirdiği siyasal toplum düşüncesine uzanan bir süreç olarak inceliyor.
Bu çalışma özellikle dikkat çekici bir akademik yönelime işaret ediyor. Komün kavramı Öcalan üzerinden yalnızca Kürt siyasetine ait yerel bir örgütlenme modeli olarak ele alınmıyor. Paris Komünü'nden çağdaş komünalizme uzanan daha geniş demokrasi tarihinde konumlandırılıyor. Öcalan'ın düşüncesi böylece Marx, anarşist gelenek, Bookchin, belediyecilik, doğrudan demokrasi ve çağdaş toplumsal hareketler arasındaki tartışmaların içine giriyor. Akademik dolaşımın derinleşmesi tam olarak bu tür karşılaştırmalarla gerçekleşiyor.
Rojava düşüncenin toplumsal laboratuvarına dönüşüyor
Öcalan'ın uluslararası akademide görünürlüğünü büyüten en önemli tarihsel gelişmelerden biri Rojava deneyimi oldu. Demokratik konfederalizm burada akademisyenlerin yalnızca okuyabilecekleri bir teori olmaktan çıkarak kurumları, meclisleri, kadın örgütlenmelerini, kooperatifleri, yerel yönetimleri ve ekolojik politikaları bulunan toplumsal bir deneyime dönüştü. Bunun sonucunda sosyologlar, antropologlar, siyaset bilimciler ve coğrafyacılar Öcalan'ın kavramları ile sahada ortaya çıkan kurumlar arasındaki ilişkiyi incelemeye başladılar.
Bu alanın akademik değeri teori ile toplumsal pratiğin birbirine temas ettiği noktada büyüyor. Araştırmacılar demokratik konfederalizmin kavramsal yapısını inceleyebildikleri gibi bu düşüncenin farklı halkların, kadın örgütlerinin, yerel meclislerin, üretim ilişkilerinin ve çevre politikalarının içinde aldığı biçimleri de araştırabiliyorlar. Bu nedenle Rojava üzerine akademik literatür aynı anda demokrasi teorisi, toplumsal hareketler, kadın çalışmaları, vatandaşlık, özerklik, siyasal coğrafya ve ekoloji literatürlerine bağlanıyor. Cambridge University Press tarafından yayımlanan The Cambridge History of the Kurds gibi geniş kapsamlı akademik eserlerde de bu siyasal dönüşüm ve kadın hareketi ayrı bölümler halinde inceleniyor.
Kitaplar yeni bir düşünsel alan kuruyor
Makalelerin yanında akademik kitaplar da bu alanın yerleşmesinde önemli rol oynuyor. Cengiz Güneş'in Routledge tarafından yayımlanan The Kurdish National Movement in Turkey kitabı Kürt hareketinin ideolojik ve örgütsel dönüşümünü uzun tarihsel süreç içinde ele alan temel eserlerden biri. Kitap uluslararası Ortadoğu araştırmaları, milliyetçilik, toplumsal hareketler ve çatışma çalışmaları literatüründe kaynak eser olarak kullanılıyor.
Isabel Käser'in Cambridge University Press kitabı, Handan Çağlayan'ın Palgrave Macmillan çalışması, Dilar Dirik'in Pluto Press kitabı ve Nazan Üstündağ'ın kadınların siyasal tahayyülü üzerine araştırmaları aynı düşünsel evrenin farklı katmanlarını açıyor. Bu eserlerin ortak özelliği Kürt hareketinin düşünsel üretimini kendi kavramları, tarihsel dönüşümü ve toplumsal deneyimleriyle birlikte araştırmaları. Akademik çalışma böylece güvenlik ve çatışma merkezli eski araştırma gündeminden çok daha geniş bir toplumsal teori alanına yayılıyor.
Öcalan'ın kendi metinlerinin İngilizce yayımlanması da bu dolaşımı hızlandırdı. The Political Thought of Abdullah Öcalan 2017'de Pluto Press tarafından yayımlandı. The Sociology of Freedom İngilizcede 2020 yılında yayımlandı. Bu metinler artık hakemli makalelerin ve akademik kitapların kaynakçalarında doğrudan kullanılan birincil kaynaklar arasında bulunuyor. Cambridge University Press bünyesindeki Politics & Gender makalesinin kaynakçasında Öcalan'ın demokratik konfederalizm, kadın özgürlüğü ve özgürlük sosyolojisi üzerine İngilizce eserlerinin birlikte kullanılması bunun açık örneklerinden biri.
2024 sonrasında genişleyen yeni hat
Son yıllardaki yayınlar akademik ilginin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Sara Kermanian'ın Third World Quarterly'de 2025 yılında yayımlanan makalesi demokratik konfederalizmi Kürt meselesi ve sömürgesizleşme teorisi içinde ele alıyor. Böylece Öcalan'ın düşüncesi postkolonyal ve dekolonyal tartışmaların kavramlarıyla temas ediyor.
Francesco Ventura ve Jacopo Custodi'nin Öcalan ile Otto Bauer'i karşılaştırması ulus ve özerklik teorisine açılan hattı güçlendiriyor. Joost Jongerden'in 2025 çalışması demokratik konfederalizmi dünya komünalizm tarihiyle ilişkilendiriyor. Necmettin Türk'ün 2026 doktora araştırması ise ekolojik dönüşüm ve sömürgesizleşmeyi aynı zeminde buluşturuyor. Bu üç araştırma birlikte okunduğunda yeni yön belirginleşiyor. Öcalan çalışmaları artık yalnızca bir siyasal hareketin tarihini açıklayan literatür içinde gelişmiyor. Devletin geleceği, ulusun örgütlenmesi, komün, ekolojik toplum, sömürgesizleşme ve yerel demokrasi gibi yirmi birinci yüzyılın temel siyasal meselelerine bağlanan daha geniş bir teorik alana doğru ilerliyor.
Akademik haritanın gösterdiği yön
Bu genel harita önemli bir düşünsel olguyu ortaya koyuyor. Öcalan'ın uluslararası akademik dolaşımı tek merkezden gelişmiyor. Amsterdam'da felsefe ve Ortadoğu çalışmaları, Sussex'te uluslararası ilişkiler, Manchester'da sosyoloji, Oxford'da vatandaşlık ve zorunlu göç araştırmaları, Brown ve LSE çevresinde feminist teori, Wageningen'de kırsal sosyoloji ve özerklik, Floransa'da siyasal düşünce tarihi, Hamburg'da ekoloji ve sömürgesizleşme üzerinden birbirinden farklı araştırma yolları kuruluyor.
Bu çeşitlilik Öcalan'ın düşüncesinin uluslararası alandaki etkisini anlamak için sayıdan daha güçlü bir gösterge sunuyor. Bir düşünce akademiye yalnızca hakkında çok sayıda yayın yapıldığında girmez. Başka teorilerle konuşmaya başladığında, farklı disiplinlerin kavramlarıyla karşılaştırıldığında, saha araştırmalarının konusu olduğunda ve yeni araştırma sorunsallarının kurulmasına katkı sunduğunda akademik bir hayat kazanır. Öcalan'ın düşüncelerinin bugün ulaştığı yer giderek bu özelliği taşıyor.
Buradaki en dikkat çekici gelişme demokratik konfederalizmin tek başına öne çıkması da değil. Kadın özgürlüğü, devlet eleştirisi, demokratik ulus, ekoloji, komün ve yerel demokrasi birbirine bağlı bir düşünce sistemi olarak araştırılıyor. Akademisyenlerin bazıları bu sistemi siyaset teorisi üzerinden, bazıları feminist teoriyle, bazıları toplumsal ekolojiyle, bazıları sömürgesizleşme yaklaşımıyla, bazıları da Rojava'daki kurumların saha araştırmasıyla inceliyor. Eleştirel, karşılaştırmalı ve destekleyici okumalar aynı akademik alan içinde yan yana gelişiyor. Bu durum düşüncenin akademik dolaşımını daha güçlü hale getiriyor.
Öcalan uluslararası akademide yalnızca hakkında yazılan bir siyasal aktör olmaktan giderek uzaklaşıyor ve kavramlarıyla tartışılan bir düşünür haline geliyor. Devletin, ulusun, demokrasinin, kadın özgürlüğünün, ekolojinin ve komünal yaşamın geleceğine ilişkin düşünceleri farklı ülkelerdeki akademisyenler tarafından okunuyor, karşılaştırılıyor, eleştiriliyor ve yeni toplumsal deneyimler üzerinden yeniden değerlendiriliyor.
Dünya akademisinin Öcalan'ı okuması böyle bir süreç içinde ilerliyor. Bu serinin sonraki bölümlerinde artık genel haritadan tek tek araştırmacılara ve metinlere doğru ilerlemek mümkün. Her çalışma kendi bağlamında ele alındığında Öcalan'ın düşüncelerinin hangi kavramlar üzerinden dünya düşünce hayatına girdiği çok daha görünür hale gelecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.