Doğa Çeşitlilik Üretiyor İktidar Tek Tip İnsan İstiyor
Doğa Çeşitlilik Üretiyor İktidar Tek Tip İnsan İstiyor
İnsan bedeni tek kalıba sığmaz
İnsan bedeni çoğu zaman kadın ve erkek diye iki kesin kalıp üzerinden anlatılıyor. Oysa biyoloji daha zengin bir tablo sunuyor. Erkeklik ve dişilik yalnızca dış görünüşten, yalnızca kromozomlardan ya da yalnızca hormonlardan oluşmuyor. İnsan bedeni gelişirken genler, hormonlar, üreme organları ve bedenin bu hormonlara verdiği yanıt birlikte çalışıyor. İnsanların büyük çoğunluğunda bu özellikler kadın ve erkek biçiminde uyumlu bir bütün oluşturuyor. Bunun yanında farklı gelişim örnekleri de bulunuyor. Bazı kadınlarda testosteron düzeyi yüksek olabiliyor, bazı insanlarda kromozomlarla beden özellikleri alışılmışın dışında gelişebiliyor. Bu çeşitlilik biyolojinin kendi işleyişinin parçasıdır. Erkeklik ve dişilik iki temel üreme hattını ifade ederken, bu hatların insan bedeninde nasıl geliştiği geniş bir çeşitlilik gösteriyor.
Olimpiyatlarda yıllardır süren tartışmalar bu gerçeği görünür hale getirdi. Doğal olarak yüksek testosteron düzeyine sahip bazı kadın sporcuların kadın kategorisinde yarışıp yarışamayacağı uzun süre tartışıldı. Kurallar değişti, ölçütler değişti, bilimsel değerlendirmeler yenilendi. Tartışmanın kendisi bile kadın bedeninin tek bir hormon düzeyiyle tanımlanamayacağını gösterdi. Bir kadının testosteronunun başka bir kadından yüksek olması onu kadın olmaktan çıkarmaz. Spor federasyonları yarışma düzeni için sınırlar koyabilir, fakat bu sınırlar insan biyolojisinin bütününü açıklayan bilimsel tanımlar değildir.
Doğa çeşitlilik üzerine kuruludur
Canlılar dünyasına baktığımızda insan bedenindeki çeşitliliğin daha geniş bir yaşam tarihinin parçası olduğunu görüyoruz. Bazı balık türleri yaşamlarının belirli dönemlerinde cinsiyet değiştirebiliyor. Palyaço balıklarında grubun yapısı değiştiğinde erkek bireylerden biri dişiye dönüşebiliyor. Bazı canlılar aynı bedende hem erkek hem dişi üreme işlevlerini taşıyor. Tek hücreli bazı canlılarda iki değil, çok sayıda çiftleşme tipi bulunuyor. Bazı mantarlarda bu sayı binlerle ifade ediliyor. Kuşların, sürüngenlerin, balıkların ve memelilerin eşey belirleme sistemleri de birbirinden farklı çalışıyor. Yaşam milyarlarca yıl boyunca tek bir modeli tekrar ederek değil, farklı yollar üreterek gelişti.
İnsan da bu yaşam ağacının içinde yer alıyor. Bedenlerimiz, hormonlarımız, boylarımız, yüzlerimiz, ten rengimiz, bağışıklık sistemimiz ve gelişim biçimlerimiz birbirinden farklı. Evrim bu çeşitlilik üzerinden ilerliyor. Buna rağmen toplumsal yaşamda farklılık çoğu zaman korku konusu haline getiriliyor. Bilimin çeşitlilik olarak gördüğü özellikler siyasal dil içinde ahlak, aile ya da düzen üzerinden tehdit gibi sunulabiliyor.
Farklılığı düşman haline getiren dil
Türkiye'de LGBT bireyler ve örgütler uzun süredir yürüyüş yasakları, gözaltılar, dernek baskınları, etkinlik engellemeleri ve erişim yasaklarıyla karşı karşıya. Son dönemde bu baskı daha geniş bir siyasal söylemle birlikte ilerliyor. Aileyi koruma, çocukları koruma ve toplumsal değerleri savunma gibi kavramlar sürekli LGBT bireylerle karşı karşıya getiriliyor. Böyle bir dil toplumun zihninde iki taraf yaratıyor. Bir tarafta korunması gereken aile ve toplum, diğer tarafta bunları tehdit ettiği ileri sürülen insanlar bulunuyor. İnsanlar kendi yaşamları, emekleri, ilişkileri ve kişilikleriyle görünmek yerine bir tehdit etiketi altında toplanıyor.
Toplumsal linç bu dil üzerinden hazırlanıyor. Önce farklı olan sürekli işaret ediliyor. Ardından farklılık tehlikeyle ilişkilendiriliyor. Sonra baskı sıradanlaşıyor. Yürüyüş yasağı olağan görülüyor, gözaltı kolayca kabul ediliyor, derneklerin hedef gösterilmesi toplumun bir bölümünde karşılık buluyor. Böylece insanların birbirleriyle kurduğu doğrudan ilişki yerini korku üzerinden kurulmuş bir toplumsal algıya bırakıyor. Bu yöntem yalnızca LGBT bireyleri hedef almıyor. Aynı mekanizma kadınlara, farklı inançlara, etnik kimliklere, göçmenlere, gazetecilere ve siyasal muhaliflere karşı da kullanılabiliyor. Farklılığı birlikte yaşamın parçası olarak gören toplum demokratik kapasitesini büyütür. Farklılığı tehdit olarak gören toplum ise kendi özgürlük alanını daraltır.
Osmanlı geçmişi bugünkü anlatıyı bozuyor
LGBT yaşam biçimlerinin bu coğrafyaya dışarıdan geldiği sıkça söyleniyor. Osmanlı tarihi bu anlatıyla uyuşmuyor. Bugünkü LGBT kimliklerini Osmanlı dönemine aynen taşımak elette doğru olmaz. İnsanlar kendilerini bugünkü kavramlarla tanımlamıyordu. Buna rağmen farklı cinsiyet ifadeleri, erkekler arası erotik ilişkiler ve bugünkü kadın erkek kalıplarına uymayan toplumsal pratikler Osmanlı kültüründe açık biçimde görülüyordu.
Köçekler bunun en bilinen örneklerinden biridir. Kadın giysileriyle dans eden genç erkekler saray eğlencelerinde, düğünlerde, sünnet şenliklerinde, meyhanelerde ve kahvehanelerde yer alıyordu. Bazıları topluluklar halinde çalışıyor, mesleki bir düzen içinde yaşamını kazanıyordu. Divan şiirinde erkek güzelliği ve erkekler arasındaki arzu geniş bir edebi alan oluşturmuştu. Hamamlar, kahvehaneler ve eğlence mekanları bu kültürel dünyanın parçalarıydı. Bu tablo modern anlamda LGBT örgütlenmesi değildir. Fakat farklı cinsiyet ifadelerinin ve cinsel yaşam biçimlerinin Osmanlı kent kültüründe görünür ve yerleşik olduğunu gösterir.
Bu tarih aynı zamanda bugün kullanılan "ithal yaşam biçimi" söylemini çürütüyor. Anadolu ve Osmanlı toplumları hiçbir dönemde tek biçimli insanlardan oluşmadı. Cinsiyet, beden ve yaşam tarzı bakımından çeşitlilik bu coğrafyanın kendi tarihinin içindedir.
Bilim çeşitliliği, demokrasi birlikte yaşamı anlatır
Biyoloji bize insan bedeninin tek bir kalıba indirgenemeyeceğini öğretiyor. Tarih bize toplumların hiçbir zaman tek tip insanlardan oluşmadığını gösteriyor. Demokrasi ise farklı insanların güven içinde birlikte yaşayabileceği toplumsal zemini kuruyor.
LGBT derneklerine yönelik baskılar yalnızca LGBT bireylerin meselesi değildir. Bir derneğin kapısının polis tarafından açılması, bir yürüyüşün yasaklanması, insanların kimlikleri nedeniyle hedef gösterilmesi örgütlenme ve ifade özgürlüğünün sınırını belirler. Bugün bir grubun özgürlüğünü daraltan yöntem yarın başka bir grubun karşısına çıkabilir.
Evrim yaşamı çeşitlendirdi. İnsanlık bu çeşitliliğin içinde gelişti. Toplumun zenginliği de insanların birbirine benzemesinde değil, farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesinde yatar. Bilim bize çeşitliliğin yaşamın doğal parçası olduğunu gösteriyor. Demokrasi bu çeşitliliğin özgürce yaşayabileceği ortak alanı yaratıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.