Doğa Bilimlerinden Topluma Uzanan Bir Köprü
Doğa Bilimlerinden Topluma Uzanan Bir Köprü
Capra ve Luisi’nin yaşamı bütünlüklü düşünme girişimi
Fritjof Capra ve Pier Luigi Luisi’nin The Systems View of Life – A Unifying Vision (Yaşamın Sistemsel Görünümü – Birleştirici Bir Vizyon) adlı kitabı, çağdaş bilimin farklı alanlarında yaşanan dönüşümü ortak bir düşünsel çerçevede buluşturan önemli çalışmalardan biridir. 2014 yılında Cambridge University Press tarafından yayımlanan eser fizik, kimya, biyoloji, evrim, karmaşıklık bilimi, ekoloji, biliş, bilinç ve toplumsal örgütlenme arasında bağlantılar kuruyor. Kitabın düşünsel omurgasını mekanik dünya görüşünden sistem düşüncesine geçiş oluşturuyor. Yaşamı birbirinden bağımsız parçaların toplamı olarak görmek yerine ilişkilerden, ağlardan, geri besleme süreçlerinden, öz örgütlenmeden ve farklı düzeylerde ortaya çıkan yeni özelliklerden oluşan dinamik bir bütün olarak ele alıyor. Kitabın karmaşıklık teorisine ayrılan bölümünde canlı sistemlerin birbirine bağlı ve karşılıklı bağımlı ağlar olarak anlaşılması doğrudan çağdaş matematiksel ve bilimsel modellerle ilişkilendiriliyor.
Bu yaklaşım sosyal bilimler açısından güçlü bir düşünsel imkan yaratıyor. Modern sosyal bilimlerin büyük kurucu teorileri 19. yüzyılın bilimsel ortamında şekillendi. O tarihten sonra evrimsel biyoloji, genetik, sinirbilim, termodinamik, ekoloji, biliş araştırmaları ve karmaşıklık bilimi yaşam hakkındaki bilgimizi genişletti. İnsan artık yalnızca ekonomik ilişkiler içinde hareket eden soyut bir toplumsal özne olarak ele alınamaz. Bedeni evrimsel tarihin, beyni biyolojik ve kültürel gelişimin, dili toplumsal ilişkilerin, yaşam koşulları ise ekolojik sistemlerin içinden gelir. Capra ve Luisi’nin kitabının değeri bu farklı bilgi alanlarını birbirlerinin yerine geçirmek yerine ortak bir düşünsel haritada buluşturmasında yatıyor.
Parçadan ilişkiye geçen bilim
Klasik mekanik düşünce doğayı anlamada parçalama yöntemine büyük bir güç kazandırdı. Bir sistemi bileşenlerine ayırmak, bu bileşenlerin özelliklerini incelemek ve işleyiş yasalarını belirlemek modern bilimin gelişmesinde tarihsel bir rol oynadı. Yirminci yüzyılda yaşam bilimleri bu yöntemin yanına başka bir bilgi düzeyi ekledi. Hücreyi oluşturan molekülleri bilmek hücrenin yaşamını tek başına açıklamıyor. Beyindeki nöronları tanımak zihinsel süreçlerin tamamını vermiyor. Bir ormandaki türlerin listesini çıkarmak ekosistemin davranışını açıklamıyor. Sistem düzeyinde parçalar arasındaki ilişkiler yeni özellikler oluşturuyor. Capra ve Luisi bu nedenle nesneler kadar ilişkileri, yapılar kadar süreçleri ve bileşenler kadar örgütlenme biçimlerini bilimsel açıklamanın merkezine taşıyor.
Bu düşünce toplum alanına aktarıldığında önemli sonuçlar doğuruyor. Toplum bireylerin yan yana gelmesinden daha geniş bir örgütlenme biçimidir. Üretim ilişkileri, sınıflar, toplumsal cinsiyet, kültür, dil, hukuk, siyasal kurumlar, teknoloji, kolektif hafıza ve ekolojik koşullar sürekli ilişki içinde toplumsal gerçekliği oluşturur. Ekonomik değişimler kültürü etkilerken kültürel dönüşümler üretim ve tüketim davranışlarına yön verir. Teknoloji toplumsal ilişkileri dönüştürürken toplumsal ihtiyaçlar teknolojik gelişmenin yönünü belirler. İklim ve ekolojik değişimler üretimden göçe, sağlıktan siyasete kadar geniş sonuçlar yaratır. Böyle bir yaklaşım tek nedenli tarih açıklamalarının yerine çok katmanlı ilişkileri inceleyen daha geniş bir sosyal bilim anlayışına alan açar.
Yaşam, zihin ve toplum
Kitabın sosyal bilimler açısından en önemli bölümlerinden biri doğrudan yaşam, zihin ve toplum arasındaki ilişkiye ayrılmıştır. Yazarlar insan bilincini ve toplumsal yaşamı evrimsel tarih içinde ele alıyor. Dil, araç kullanımı, beyin gelişimi, aile ve topluluk yaşamı aynı tarihsel süreçlerin birbirini besleyen unsurları olarak değerlendiriliyor. Cambridge University Press’in bölüm özetinde de bilinç ile toplumsal olgular arasındaki evrimsel bağ kitabın temel konusu olarak belirtiliyor.
İnsan beyni biyolojik evrimin ürünüdür. Beynin içinde geliştiği dil, eğitim, aile, kültür ve siyasal kurumlar ise tarihsel ve toplumsal süreçlerde biçimlenir. İnsan doğanın içinden gelir ve kültür üreterek yaşam koşullarını yeniden düzenleyen yeni bir örgütlenme düzeyi yaratır. Sosyal bilimler açısından önemli olan biyoloji ile toplum arasındaki bu çok yönlü ilişkinin araştırılmasıdır.
Capra’nın düşünce dünyasındaki yeri
Capra sistem düşüncesinin kurucusu değildir. Ludwig von Bertalanffy’nin genel sistem teorisi, Norbert Wiener’in sibernetiği, Gregory Bateson’ın ilişkisel düşüncesi, Ilya Prigogine’in denge dışı sistem çalışmaları, Humberto Maturana ile Francisco Varela’nın biliş ve otopoiesis araştırmaları Capra’nın düşünsel alanını besleyen önemli kaynaklardır. Capra’nın özgünlüğü farklı disiplinlerde gelişen bu bilgi birikimini geniş bir dünya görüşü içinde birleştirmeye çalışmasında bulunur. Bu nedenle onu çağdaş sistem düşüncesinin kurucusundan çok güçlü bir sentezcisi ve popülerleştiricisi olarak konumlandırmak daha açıklayıcıdır.
Capra’nın düşünsel yolculuğu fizikten başladı. The Tao of Physics adlı çalışmasında modern fizik ile Doğu düşünce gelenekleri arasında paralellikler kurdu. Daha sonra The Turning (Kırılma Noktası), Point, The Web of Life (Yaşam Ağı) ve The Hidden Connections ( Görünmeyen) gibi çalışmalarında odağını sistem teorisine, biyolojiye, ekolojiye, ekonomiye ve topluma genişletti. The Systems View of Life – A Unifying Vision (Yaşamın Sistemsel Görünümü – Birleştirici Bir Vizyon) bu uzun düşünsel arayışın en kapsamlı sentezlerinden biridir. Kitabın ikinci yarısında yaşam, bilinç, toplum, sağlık, ekonomi ve ekolojik kriz aynı sistemsel düşünce içinde ele alınır. Cambridge’in kitabın bölüm yapısı da yaşam bilimlerinden zihne, toplumdan sağlığa ve sistemsel çözümlere uzanan bu genişliği açık biçimde gösteriyor.
Pier Luigi Luisi bu geniş senteze güçlü bir deneysel bilim zemini kazandırır. Kimya, biyokimya, hücresel örgütlenme ve yaşamın kökeni üzerine çalışan Luisi’nin katkısı özellikle yaşamın maddi örgütlenmesine ilişkin bölümlerde hissedilir. Capra büyük kavramsal bağlantılar kurarken Luisi molekül, hücre, kimyasal öz örgütlenme ve yaşamın kökeni alanından gelen bilimsel birikimi metne taşır. Bu ortaklık kitabın en güçlü yanlarından biridir.
Bilimsel sistem düşüncesi ile mistik yorum arasındaki sınır
Kitabın değerlendirilmesinde önemli bir ayrım gerekiyor. Sistem düşüncesi, karmaşıklık bilimi, evrim, hücresel örgütlenme, ekoloji ve biliş üzerine kurulan bilimsel hat ile Capra’nın uzun süredir ilgi gösterdiği maneviyat ve mistisizm alanı aynı bilgi düzeyinde değildir. Kitabın 13. bölümü doğrudan Science and Spirituality yani Bilim ve Maneviyat başlığını taşır. Bu bölümde bilim ile maneviyat arasındaki ilişki, din, mistisizm, manevi pratikler ve ekoloji ele alınır. Ancak bilimsel kanıt ile felsefi yorum arasındaki sınırın korunması gerekir. Kuantum fiziğinin, karmaşıklık biliminin ya da ekolojinin ortaya koyduğu ilişkisel gerçeklik kendi başına mistik bir evren anlayışını kanıtlamaz. Canlı sistemlerin ağlar biçiminde örgütlenmesi, doğanın ruhsal bir bütün olduğu sonucunu bilimsel olarak üretmez. Bilim gözlem, deney, ölçüm, matematiksel model ve sınanabilir açıklamalar üzerinden ilerler. Manevi deneyim ise insanın anlam dünyasının başka bir alanında yer alır.
Bu ayrım Capra’nın sistem düşüncesinin bilimsel değerini daha görünür hale getirir. Onun güçlü olduğu alan yaşamın ilişkisel örgütlenmesini farklı bilim dallarından yararlanarak bir bütünlük içinde anlatmasıdır. Maneviyatla ilgili yorumlar ise Capra’nın felsefi dünya görüşünün parçası olarak okunabilir. Birini kabul etmek diğerini kabul etmeyi gerektirmez. Sistem teorisi, karmaşıklık, öz örgütlenme, evrim ve ekolojik karşılıklı bağımlılık bilimsel literatür içinde kendi başlarına değerlendirilebilir.
Sosyal bilimler açısından esas katkı
Bu ayrımdan sonra kitabın sosyal bilimlere yaptığı katkı daha açık görülüyor. Sosyal teorinin temel bilimlerle ilişki kurması mistik bir bütünlük fikrine ihtiyaç duymaz. Evrimsel biyoloji insan türünün tarihini, sinirbilim beynin işleyişini, ekoloji insanın yaşam sistemlerine bağımlılığını, karmaşıklık bilimi çok sayıda unsurun karşılıklı ilişkilerinden yeni düzenlerin nasıl oluştuğunu araştırır. Bu bilgi alanlarının her biri toplumu anlamak için yeni kavramlar ve yeni ölçekler sağlar.
Sınıf ilişkileri bu çerçevede önemini korur. Bunun yanına patriyarka, ekoloji, kültür, kimlik, teknoloji, devlet, kolektif davranış, insanın evrimsel mirası ve bilişsel özellikleri eklenir. Sosyal teori böylece ekonomik ilişkileri terk etmeden daha geniş bir toplumsal gerçeklik kavrayışına ulaşır. Bir toplumun dönüşümünü üretim ilişkilerinin yanında ekolojik sınırlar, teknolojik değişimler, kültürel örüntüler, toplumsal cinsiyet ilişkileri, siyasal kurumlar ve insan davranışının biyolojik temelleriyle birlikte ele almak mümkün hale gelir.
Capra ve Luisi’nin kitabı bu bütünlüğün tamamlanmış sosyal teorisini sunmuyor. Başka bir kapı açıyor. Doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında uzun süredir büyüyen mesafenin azaltılabileceğini gösteriyor. Sosyal bilimlerin temel bilimlerden yararlanması yalnızca bilimsel bulguları metinlere eklemek anlamına gelmez. Doğrusal nedensellik yerine çoklu etkileşimi, tekil nesneler yerine ilişkileri, durağan yapılar yerine süreçleri, tek ölçekli açıklamalar yerine birbirine bağlı örgütlenme düzeylerini düşüncenin içine almak anlamına gelir.
Yirmi birinci yüzyılın sosyal bilimine doğru
The Systems View of Life – A Unifying Vision (Yaşamın Sistemsel Görünümü – Birleştirici Bir Vizyon) bu nedenle benim için okunmaya değer bir çalışma. Kitabın bilimsel çekirdeğinde güçlü bir sistem düşüncesi bulunuyor. Yaşamı molekülden ekosisteme, bilişten topluma kadar ilişkiler içinde ele alması sosyal bilimlerin düşünsel ufkunu genişletiyor. Capra’nın mistisizm ve maneviyatla kurduğu bağ ise onun kişisel felsefi yönelimini temsil ediyor. Bu iki düzeyi birbirinden ayırarak okumak kitabın değerini daha doğru görmemizi sağlıyor. Evrimsel biyoloji, sinirbilim, karmaşıklık bilimi ve ekoloji insanı maddi dünyanın ve yaşam tarihinin içine yeniden yerleştiriyor. Sosyal bilimlerin görevi bu bilgi birikimini sınıf, cinsiyet, iktidar, kültür, emek ve ekolojiyle birlikte yeniden düşünmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.