Bölüm : 2 -Türker Kılıç ve Yeni Bilimin Açtığı Yol / Beyin Bir İlişkiler Ağıdır
Bölüm : 2
Türker Kılıç ve Yeni Bilimin Açtığı Yol
Beyin Bir İlişkiler Ağıdır
İnsan beyni yaklaşık 1,3 ile 1,4 kilogram ağırlığında. Bu küçük hacmin içinde ortalama 86 milyar nöron bulunuyor. Nöronlar birbirleriyle 100 trilyondan fazla sinaptik bağlantı kuruyor. Hücrelerin içinde proteinlerden yağlara, iyonlardan çok çeşitli organik yapılara kadar sayılarını gündelik ölçülerle kavramakta zorlandığımız moleküler bir dünya çalışıyor. Moleküllerin altında atomlar yer alıyor. İnsan beynindeki atomların toplamı yaklaşık 100 septilyona ulaşıyor. Bu sayı başka bir ifadeyle 100 trilyon kere 1 trilyon atom demek. Günlük yaşamda milyonları, milyarları ve trilyonları konuşabiliyoruz. Beynin içindeki maddi ölçek ise sayıların neredeyse zihinde karşılığını yitirdiği bir büyüklüğe ulaşıyor. Atomların içindeki protonlar, nötronlar ve elektronlar da hesaba katıldığında parçacık sayısı daha da büyüyor.
Tek bir insan beyninin içindeki atom sayısı görünür evrendeki yıldız ve galaksilerin sayısının da çok üzerine çıkıyor. Kafatasının içine sığan yaklaşık 1,4 kilogramlık bir organın, yıldızlarla ifade edilen kozmik büyüklüklerle karşılaştırılabilecek sayıda yapı taşı içermesi insan zihninin maddi derinliğini çarpıcı biçimde gösteriyor. Beynin gücü ise atomların, moleküllerin ya da nöronların çokluğundan daha geniş bir özellik taşıyor. Bu muazzam maddi zenginlik ilişkiler kuruyor, bağlantılar oluşturuyor, değişiyor ve birlikte işliyor.
Sayının Ötesinde İlişki
86 milyar nöronu tek tek yan yana koymak düşünceyi açıklamaya yetmiyor. Bir nöron milyarlarca başka nöronla bağlantı kurabiliyor. Bu bağlantılar yaşam boyunca değişiyor. Öğrenme bazı bağlantıları güçlendiriyor, yeni deneyimler farklı sinir ağlarını birlikte çalıştırıyor, hafıza birçok bölgenin ortak etkinliğiyle şekilleniyor. Aynı nöron farklı zamanlarda farklı ağların parçası olabiliyor. Beynin zenginliği böylece sahip olduğu hücrelerin sayısıyla birlikte hücreler arasında kurulabilen ilişkilerin olağanüstü çeşitliliğinde belirginleşiyor.
Türker Kılıç'ın bağlantısallık yaklaşımının önemi bu bilimsel gelişmeyle doğrudan ilişkili. Yeni Bilim Bağlantısallık, Yeni Kültür Yaşamdaşlık çalışmasında parçaların bilgisini ilişkilerin bilgisiyle birlikte düşünüyor. Bir nöronun yapısını bilmek değerli. Onun hangi nöronlarla bağlantı kurduğunu, hangi ağlara katıldığını ve bu bağlantıların nasıl değiştiğini anlamak ise beynin işleyişine daha geniş bir pencere açıyor. Aynı yaklaşım beyin bölgeleri, organlar ve organizmanın bütünü için de geçerli bir düşünme alanı yaratıyor.
Parçalar Bütün İçinde Anlam Kazanır
Sayılarını okumakta zorlandığımız proton, nötron, elektron ve bunları oluşturan daha derin temel parçacıklardan oluşan atomlar moleküllerin, moleküller hücresel yapıların, hücreler dokuların, dokular organların, organlar da organizmanın oluşumuna katılıyor. Üstelik beyinin %70'ini su oluşturuyor. Her örgütlenme düzeyi yeni ilişkiler kuruyor ve yeni özellikler kazanıyor. Tek bir hidrojen atomunda suyun akışkanlığı bulunmuyor. Tek bir nöronun içinde de düşünce, hafıza ya da kişilik yer almıyor. Yeni özellikler çok sayıda unsurun ilişki kurması ve birlikte örgütlenmesiyle gelişiyor.
Fizik, kimya, moleküler biyoloji, genetik, epigenetik, nörobilim, ekoloji, ağ bilimi ve karmaşıklık bilimi yaşamın farklı katmanlarını inceliyor. Bu alanların her biri kendi düzeyinde derinleşirken aralarındaki ilişkiler yaşamı daha bütünlüklü görmemizi sağlıyor. Bütüncül düşünce parçayı görünmez kılmadan bütünü, bütünü soyutlaştırmadan parçayı kavrıyor. Bilim böylece yalnızca ne kadar çok parçanın bulunduğunu değil, bu parçaların hangi ilişkiler aracılığıyla yeni özellikler ürettiğini de araştırıyor.
Beyinde Komuta Merkezi, Belediye Başkanı, Vali Yok
Beynin işleyişi tek bir yönetici merkezin bütün bölgelere emir verdiği piramit biçiminde kurulmamış. Görme, hareket, hafıza, duygu, dikkat, dil ve karar süreçleri geniş sinir ağlarının birlikte çalışmasıyla biçimleniyor. Bazı bölgeler belirli işlevlerde daha yoğun görev üstleniyor, bazı düğümler ağlar arasında güçlü bağlantılar oluşturuyor. Beynin genel düzeni dağıtık, çok merkezli ve geri bildirimlerle sürekli yenilenen canlı bir sistem niteliği taşıyor.
Beyin bedenin geri kalanından ayrılmış bir yönetim aygıtı değildir. hiyerarşi yoktur. Kalp kendi ritmini oluşturan hücresel düzeneklere sahip. Bağırsak geniş enterik sinir ağıyla birçok işlevini yerel düzeyde düzenliyor. Bağışıklık sistemi hücreler arasında yoğun bilgi alışverişi yürütüyor. Böbrekler sıvı ve elektrolit dengesini kendi yerel mekanizmalarıyla düzenliyor. Her organ kendine özgü işlevsel kapasitesini korurken diğer sistemlerle sürekli madde, enerji ve bilgi alışverişi kuruyor.
Organların bu çalışma biçimi özerklik ile bütünlüğün birlikte gelişebildiğini gösteriyor. Kalp kendi ritmini oluşturuyor ve bütün organizmanın dolaşımına katılıyor. Bağırsak kendi sinir ağına sahip ve beyinle çift yönlü iletişim kuruyor. Bağışıklık sistemi kendi hücresel ağlarını işletiyor ve sinir sistemiyle sürekli ilişki içinde bulunuyor. Beden tek bir merkezin yönettiği edilgen parçalar toplamı yerine farklı sistemlerin karşılıklı etkileşiminden oluşan canlı bir bütün niteliği taşıyor.
Özerklik ve Komünal Yaşam
Canlı organizmanın örgütlenmesi komünal yaşam üzerine düşünmek için güçlü bir alan açıyor. Kalp kalp olarak, böbrek böbrek olarak, bağırsak bağırsak olarak kendi özgünlüğünü koruyor. Her biri farklı görevler üstleniyor ve ortak yaşamın parçası oluyor. Farklılık bütünlüğü zenginleştiriyor. Özerklik ortak yaşamla birlikte güç kazanıyor. Her birim kendi kapasitesini geliştirirken diğer birimlerle sürekli ilişki kuruyor.
Komünal yaşamda da köy, mahalle, komün, kooperatif ve meclis kendi özgünlüğünü koruyarak daha geniş toplumsal ağların parçası olabilir. Yerel birimler kendi karar ve üretim güçlerini geliştirirken bilgi, emek, deneyim ve dayanışma ilişkileri kurabilir. Bütünlük tek biçimlilikten değil, farklılıkların güçlü bağlar oluşturmasından doğar. Çok merkezlilik, özerklik, karşılıklılık ve dayanışma ortak yaşamın kapasitesini genişletir.
Yeni Bilimin Açtığı Yol
Türker Kılıç'ın bağlantısallık yaklaşımı beynin araştırılmasından yaşamın bütününe uzanan güçlü bir düşünce alanı açıyor. Bilim atomu, molekülü, hücreyi, geni ve nöronu tanıyarak büyük bir bilgi birikimi oluşturdu. Günümüzde bu parçaların hangi ilişkiler içinde çalıştığı daha yoğun biçimde araştırılıyor. Bir genin hangi koşullarda etkinleştiği, bir nöronun hangi ağlara katıldığı, bir organın diğer organlarla nasıl haberleştiği ve bir organizmanın çevresiyle nasıl ilişki kurduğu yaşam bilgisini derinleştiriyor.
86 milyar nöron, 100 trilyondan fazla sinaptik bağlantı ve yaklaşık 100 septilyon atom. Atopların sayısı bir başka ifadeyle 100 trilyon kere 1 trilyon atom anlamına geliyor. Bu büyüklükleri gündelik sayı duygumuzla kavramak mümkün değil. İnsan beyni sayıların neredeyse okunamaz hale geldiği bir maddi zenginliğe sahip. Buna rağmen zihni yaratan özellik yalnızca çokluk değil. O çokluğun ilişki kurabilmesi, bağlantılar geliştirmesi, değişmesi ve birlikte yeni özellikler oluşturmasıdır.
Yeni bilimin açtığı düşünsel yol parçayı bütün içinde, bütünü parçalar arasındaki ilişkiler içinde kavramaya dayanıyor. Nöron ağ içinde, beyin beden içinde, beden çevre içinde, insan yaşam ağı içinde anlam kazanıyor. Varlık ilişki içinde biçimleniyor. Özerklik bütünlük içinde güç kazanıyor. Farklılık ortak yaşamın zenginliğini büyütüyor. Türker Kılıç'ın bağlantısallık yaklaşımı da bilimsel düşüncenin bu yeni yönelimini anlamak ve sosyal bilimlerin düşünce alanını genişletmek için güçlü bir kaynak oluşturuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.