Öcalan’ın Fikirleri Sınırları Aşıyor

 

Öcalan’ın Fikirleri Sınırları Aşıyor

Rojîn Mûkriyan’ın yeni çalışması İran, Kürtler ve demokratik konfederalizmi birlikte ele alıyor

Abdullah Öcalan’ın son çeyrek yüzyılda geliştirdiği demokratik konfederalizm ve demokratik uygarlık düşüncesi giderek daha geniş bir akademik tartışma alanına giriyor. Bu tartışmanın yakın tarihli örneklerinden biri Dr. Rojîn Mûkriyan’ın Jin, Jiyan Azadî, Decolonising the Iranian Nation başlıklı araştırması. Makale, uluslararası akademik yayıncılık alanında köklü bir yere sahip olan Third World Quarterly dergisinde 17 Temmuz 2026 tarihinde çevrimiçi yayımlandı. Çalışmanın merkezinde İran’daki ulusal sorun, Kürtlerin kendi kaderini belirleme arayışı, kadın özgürlük mücadelesi ve ulus-devletin ötesinde çoğul bir siyasal topluluğun nasıl düşünülebileceği bulunuyor. Mûkriyan bu tartışmanın içinde Öcalan’ın demokratik konfederalizm düşüncesini önemli bir teorik araç olarak ele alıyor.

Öcalan üzerine çalışan bir siyaset bilimci

Makalenin yazarı Dr. Rojîn Mûkriyan, University College Cork bünyesinde çalışan disiplinlerarası bir siyaset bilimci ve öğretim görevlisi. Çalışmaları siyaset teorisi, feminist teori, sömürgecilik sonrası düşünce, Kürt siyaseti ve Ortadoğu üzerine yoğunlaşıyor. Mûkriyan’ın Öcalan üzerine ilgisi bu makaleyle başlamış değil. University College Cork kayıtlarına göre doktora çalışmasını 2025 yılında Öcalan’s Democratic Civilization başlığıyla tamamladı. Yaklaşık 190 sayfalık doktora tezinde Öcalan’ın demokratik uygarlık teorisini demokrasi, kadın özgürlüğü, ekoloji ve toplumsal tahakküm ilişkileri üzerinden ele aldı. Üniversitenin daha önce yayımladığı akademik tanıtımda da doktora araştırmasının Öcalan’ın demokratik konfederalizm ve demokratik uygarlık kavramlarının ayrıntılı incelenmesine dayandığı belirtiliyordu. Bu birikim, 2026 tarihli makaleyi geçici siyasal gelişmelere verilmiş bir akademik tepkinin ötesine taşıyor ve yıllara yayılan teorik araştırmanın yeni bir halkası haline getiriyor.

Makale ciddi bir akademik değerlendirme sürecinden geçti

Çalışmanın yayın künyesi araştırmanın hangi aşamalardan geçtiğini de açık biçimde gösteriyor. Makale Third World Quarterly dergisine 12 Kasım 2025 tarihinde ulaştı. Akademik değerlendirmelerin ardından 16 Haziran 2026 tarihinde kabul edildi ve 17 Temmuz 2026 tarihinde çevrimiçi yayımlandı. Böylece ilk gönderim ile kabul arasında yaklaşık yedi aylık bir değerlendirme dönemi yaşandı. Kabulden çevrimiçi yayına kadar da yaklaşık bir aylık yayın hazırlığı geçti. Third World Quarterly dergisinin resmi yayın politikasına göre araştırma makaleleri önce editoryal ön değerlendirmeye alınıyor. Uygun bulunan çalışmalar daha sonra yazar ile hakemlerin kimliklerinin karşılıklı olarak gizlendiği çift anonim değerlendirme sistemine giriyor ve iki veya daha fazla bağımsız dış hakem tarafından inceleniyor. Dergi 1978’den beri yayımlanıyor ve özellikle Küresel Güney, eşitsizlik, kalkınma, toplumsal cinsiyet, sınıf, etnisite, siyasal ekonomi ve sömürgecilik sonrası çalışmalar alanında uluslararası akademik tartışmanın önemli yayınlarından biri olarak faaliyet yürütüyor.

Jin, Jiyan, Azadî’den ulus-devlet eleştirisine

Mûkriyan araştırmasına 2022’de Jina Amini’nin ölümü sonrasında İran’dan dünyaya yayılan Jin, Jiyan, Azadî hareketinden hareketle başlıyor. Ona göre hareketin taşıdığı siyasal anlam kadınların bedenleri üzerindeki devlet denetiminin çok ötesine uzanıyor. Kürt kadın hareketinin deneyimi, ulusal baskı, ataerkillik, devlet, kimlik ve kendi kaderini belirleme sorunlarını aynı siyasal alan içinde görünür hale getiriyor. Mûkriyan özellikle İran’ın çok halklı toplumsal yapısını tek ve homojen bir ulusal kimlik üzerinden açıklayan siyasal anlayışı inceliyor. Kürtlerin ve diğer halkların taleplerinin demokratik bir siyasal topluluk içinde nasıl karşılık bulabileceğini araştırırken devlet ile ulusun zorunlu olarak aynı yapıda birleşmesi gerektiği düşüncesini tartışmaya açıyor. Bu noktada Öcalan’ın demokratik konfederalizm kavramı çalışmanın önemli teorik dayanaklarından birine dönüşüyor.

Mûkriyan’ın Öcalan’dan aldığı temel düşünce, kendi kaderini belirleme hakkının mutlaka yeni bir devlet kurma hedefi üzerinden tanımlanması gerekmemesi. Demokratik konfederalizm, halkların siyasal iradelerini koruyabildiği, farklı kimliklerin birlikte yaşayabildiği ve karar süreçlerinin yerelden başlayarak örgütlenebildiği başka bir siyasal alan açıyor. Böylece ulus ile devlet arasındaki tarihsel bağ gevşiyor ve siyasal topluluk daha çoğul bir yapıya kavuşuyor. Makalede demokratik konfederalizm hazır bir yönetim şeması olarak sunulmuyor. Mûkriyan onu ulus, devlet, toplum, kadın, doğa ve kendi kaderini belirleme kavramlarının ilişkisini yeniden düşünmeye imkan veren teorik bir araç olarak kullanıyor. Bu yaklaşım Öcalan’ın düşüncesinin yalnız Kürt sorununun çözümüne ilişkin siyasal bir öneri olarak okunmasının ötesinde, modern ulus-devlet sisteminin yapısına yönelik daha geniş bir tartışmanın parçası haline geldiğini gösteriyor.

Paradigmanın akademik yolculuğu açısından önemli bir çalışma

Bu makalenin önemi Öcalan’ın düşüncelerini öven bir metin olmasından kaynaklanmıyor. Değeri, demokratik konfederalizmi uluslararası siyaset teorisinin kavramlarıyla karşılaştırılabilir ve tartışılabilir bir düşünce olarak akademik alanın içine taşımasında yatıyor. Mûkriyan İran örneği üzerinden ulusal kimlik, kadın özgürlüğü, sömürgecilik, devlet ve demokrasi arasındaki ilişkileri incelerken Öcalan’ın paradigmasını bu ilişkileri yeniden kurmaya yarayan kavramsal kaynaklardan biri olarak değerlendiriyor. Böyle bir okuma demokratik konfederalizmin gücünü de sınanabileceği alanları da daha görünür hale getiriyor. Bir düşüncenin gelişmesi, farklı toplumlarda ve farklı tarihsel koşullarda sınanmasıyla mümkün olur. Öcalan’ın paradigmasının önündeki akademik alan da burada genişliyor. Demokratik ulus, demokratik konfederalizm, kadın özgürlüğü, ekoloji ve komünal yaşam üzerine geliştirilen kavramlar İran, Suriye, Türkiye veya Kürdistan coğrafyasıyla sınırlı bir tartışmanın ötesinde devlet, toplum ve demokrasi ilişkisinin yeniden düşünülmesine katkı sunabilecek bir teorik çerçeve olarak ele alınmaya başlanıyor.

Rojîn Mûkriyan’ın çalışması bu sürecin dikkate değer örneklerinden biri. Üstelik araştırmacının doktora tezini de Öcalan’ın demokratik uygarlık düşüncesine ayırmış olması, önümüzdeki dönemde bu alanda daha sistematik akademik çalışmaların gelişebileceğini gösteriyor. Öcalan’ın paradigması açısından belirleyici gelişmelerden biri de düşüncenin taraftarları ile karşıtları arasındaki siyasal tartışmanın ötesine geçerek siyaset teorisi, feminist teori, ekoloji, devlet kuramı ve demokrasi çalışmalarının kavramsal dünyasında sınanması olacak. Mûkriyan’ın makalesi bu yönde atılmış ciddi akademik adımlardan biri olarak okunabilir.

Kaynak ve erişim

Rojîn Mûkriyan, Jin, Jiyan Azadî, Decolonising the Iranian Nation, Third World Quarterly, 2026.

DOI 10.1080/01436597.2026.2691872

Makalenin tam metnine ulaşmak için Taylor & Francis sayfası

Rojîn Mûkriyan’ın 2025 yılında tamamlanan Öcalan’s Democratic Civilization başlıklı doktora tezi University College Cork araştırma arşivinde yer alıyor.

Doktora tezinin University College Cork kaydı



Yorumlar

Popüler Yayınlar