Bilgi Arttıkça Toplumun Aklı Kendiliğinden Büyümüyor. Bilgi çağının büyük çelişkisi
Bilgi Arttıkça Toplumun Aklı Kendiliğinden Büyümüyor
Bilgi çağının büyük çelişkisi
Bilginin çoğalması ile toplumsal aklın gelişmesi aynı süreç değildir. Bilgi bir hammaddedir. Onun nasıl seçildiği, kim tarafından yorumlandığı, hangi toplumsal ilişkiler içinde kullanıldığı ve hangi amaçlara bağlandığı belirleyicidir. Bir toplum milyonlarca kitaba, milyarlarca veriye ve gelişmiş bilgisayarlara sahip olabilir. Fakat bu bilgi ortak karar süreçlerine, demokratik kurumlara ve gündelik yaşama taşınmadığında toplumsal kapasiteye dönüşmez. İnsanlığın bugünkü sorunu bilgi kıtlığından çok, bilgiyi kolektif akla dönüştürecek ilişkilerin yeterince gelişmemiş olmasıdır.
Beynimiz bilgi çağından çok daha önce evrimleşti
Bu çelişkinin biyolojik bir tarafı da var. İnsan beyni internet çağında ortaya çıkmadı. Yüz binlerce yıllık evrimsel süreç içinde küçük topluluklarda yaşamak, tehlikeyi hızlı fark etmek, çevredeki insanların davranışlarını okumak ve sınırlı kaynaklarla karar vermek üzere biçimlendi. Beynin temel çalışma mekanizmaları modern dünyanın bilgi yoğunluğu ortaya çıkmadan çok önce oluştu. Bugün aynı beyin saniyeler içinde yüzlerce haber başlığına, görüntüye, yoruma, reklama ve siyasi mesaja maruz kalıyor.
İnsan zihni bütün bu bilgiyi tarafsız bir bilgisayar gibi işlemiyor. Önceden sahip olduğu inançlara yakın bilgileri daha kolay kabul ediyor, kendi grubundan gelen mesajlara daha fazla güveniyor, korku ve öfke yaratan içeriklere daha hızlı tepki veriyor. Karmaşık olayları basitleştiren anlatılar zihinsel olarak daha kolay işleniyor. Bunlar insanın kusuru olmaktan çok evrimsel geçmişimizin izleridir. Sorun, teknolojik çevrenin beynin bu özelliklerini tarihte görülmemiş ölçekte harekete geçirebilmesidir.
Böylece bilgi çoğaldıkça insanın önündeki seçenekler de çoğalıyor. Fakat seçeneklerin artması kendiliğinden daha doğru seçim üretmiyor. Bilgi bolluğu bazen bilgiyi değerlendirme kapasitesini aşabiliyor. İnsan daha fazla şey görüyor fakat hangi bilginin güvenilir, önemli ve toplumsal açıdan anlamlı olduğunu ayırmak giderek daha fazla zihinsel ve kurumsal emek gerektiriyor.
Bilgi güç ilişkilerinin dışında yaşamıyor
Bilimsel bilginin varlığı onun siyasal karara dönüşeceği anlamına gelmiyor. İklim değişikliği bunun en açık örneklerinden biridir. İnsanlığın elinde atmosferin nasıl ısındığını, fosil yakıtların bu süreçteki rolünü ve ekolojik sonuçlarını gösteren devasa bir bilimsel birikim bulunuyor. Buna karşılık ekonomik çıkarlar, kısa vadeli siyasal hesaplar ve mevcut üretim biçimleri karar süreçlerinin yönünü belirlemeye devam ediyor.
Burada bilginin toplumsal yapıyla ilişkisi ortaya çıkıyor. Bir şirketin elindeki bilimsel bilgi karlılığı artırmak için kullanılabilir. Bir devlet aynı bilgiyi gözetim kapasitesini geliştirmek için kullanabilir. Bir toplum ise aynı bilgiyi yaşam kalitesini yükseltmek, kaynakları adil paylaşmak ve ekolojik dengeyi korumak için kullanabilir. Bilginin karakterini yalnızca içeriği değil, içine yerleştiği toplumsal ilişki de belirler.
Bilim bize neyin nasıl gerçekleştiğini giderek daha güçlü biçimde açıklıyor. Toplumun hangi yönde ilerleyeceği ise değerler, kurumlar, güç ilişkileri ve ortak karar süreçleri içinde şekilleniyor. Bu nedenle bilimsel ilerlemenin demokratik ilerlemeyle birleşmesi gerekiyor. Bilgi toplumdan kopuk kaldığında uzmanların elinde yoğunlaşır. Toplumun ortak yaşamına katıldığında ise kolektif kapasiteye dönüşür.
Yapay zeka bilgi patlamasının yeni aşaması
Yapay zeka bu tarihsel çelişkiyi çok daha görünür hale getiriyor. İnsan artık yalnızca bilgiye ulaşan bir varlık değil. Milyarlarca metni tarayabilen, büyük veri kümeleri arasındaki ilişkileri görebilen ve saniyeler içinde yeni metinler üretebilen sistemlerle birlikte düşünüyor. Bir insanın ömür boyunca okuyamayacağı kadar büyük bir bilgi birikimi yapay zeka tarafından kısa sürede işlenebiliyor.
Bu gelişme insanlık için büyük bir imkan yaratıyor. Bilimsel araştırmalar hızlanabilir, hastalıkların mekanizmaları daha iyi anlaşılabilir, ekolojik sistemler daha ayrıntılı modellenebilir, enerji kullanımı verimli hale getirilebilir ve eğitim bireyin ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir. Daha önce yalnızca uzmanların ulaşabildiği karmaşık bilgiler geniş toplum kesimleri için anlaşılır hale gelebilir. Bilginin demokratikleşmesi açısından insanlık tarihinde benzersiz bir araç ortaya çıkıyor.
Fakat yapay zeka da toplumsal ilişkilerin dışında yaşamıyor. Hangi verilerle eğitildiği, kimin kontrolünde olduğu, hangi ekonomik model içinde çalıştığı ve hangi amaçlarla kullanıldığı sonuçlarını belirliyor. Yapay zeka bilgiyi büyütebilir fakat insanlığın ortak amaçlarını kendi başına belirleyemez. Büyük miktarda veriyi işleyebilir fakat nasıl bir toplumda yaşamak istediğimize karar veremez. Bu karar toplumsal ve siyasal bir karardır.
Yapay zekanın en önemli etkilerinden biri insan zekasına ilişkin anlayışımızı değiştirmesi olacak. Zekayı yalnızca bireyin kafasının içinde bulunan bir özellik olarak görmek giderek yetersiz hale geliyor. İnsan, başka insanlarla, kurumlarla, teknolojiyle ve doğayla kurduğu ilişkiler içinde düşünen bir varlıktır. Geleceğin toplumsal zekası insan ile yapay zekanın rekabetinden çok, insan topluluklarının bilgiyi nasıl ortaklaştırdığı üzerinden şekillenecek.
Toplumsal zeka, ilişkiler içinde doğar
Doğada karmaşık sistemlerin önemli bir özelliği vardır. Milyonlarca eğitimli insanın yan yana bulunması tek başına akıllı bir toplum yaratmaz. İnsanlar arasında bilginin dolaşabileceği, eleştirinin yapılabileceği, farklı deneyimlerin birbirini tamamlayabileceği ve kararların ortaklaşabileceği kurumlar gerekir. Toplumsal zeka bireylerin kafalarındaki bilgi miktarından çok, insanlar arasındaki ilişkinin niteliğine bağlıdır.
Bu nedenle demokrasi yalnızca siyasal bir yönetim biçimi olarak görülmemelidir. Demokrasi aynı zamanda toplumun bilgi işleme kapasitesidir. İnsanların karar süreçlerine katılması, yerel deneyimlerin merkeze ulaşması, kadınların, emekçilerin, gençlerin ve farklı toplumsal grupların kendi bilgilerinin karar süreçlerine girmesi toplumun gerçekliği daha geniş bir açıdan görmesini sağlar. Merkezileşmiş yapılar bilgiyi yukarı doğru süzerken birçok yerel deneyimi kaybedebilir. Katılımcı yapılar ise toplumun farklı noktalarında oluşan bilgiyi ortaklaştırabilir.
Bilgi toplumun ortak yaşamına dönüştüğünde
İnsanlığın önündeki yeni aşama daha fazla bilgi üretmekten ibaret değildir. Bilimi, teknolojiyi ve yapay zekayı toplumsal yaşamın demokratikleşmesiyle birleştirmek gerekiyor. Eğitim ezberden çok düşünme, ilişki kurma ve bilgiyi değerlendirme kapasitesini geliştirmeli. Bilim toplumun dışındaki uzmanlık alanı olmaktan çıkarak gündelik hayatın parçası haline gelmeli. Teknoloji insanların yerine karar veren bir otoriteye dönüşmek yerine insanların daha bilinçli karar almasını sağlayan ortak bir araç olarak örgütlenmeli.
Yapay zeka bu dönüşümde güçlü bir eşik oluşturuyor. İnsanlığın bilgi üretme kapasitesi artık biyolojik beynin sınırlarını aşmaya başladı. Fakat toplumsal örgütlenme biçimlerimiz aynı hızla gelişmediğinde ortaya büyük bir uyumsuzluk çıkıyor. Bir tarafta gezegenin iklimini modelleyebilen bilgisayarlar bulunurken diğer tarafta birkaç yıllık siyasal ve ekonomik hesaplarla karar alınabiliyor. Teknolojik kapasite ile toplumsal kapasite arasındaki bu mesafe çağımızın temel gerilimlerinden biridir.
Daha akıllı bir toplumun yolu daha büyük veri merkezlerinden tek başına geçmiyor. Bilginin ortaklaştırılmasından, farklı deneyimlerin birbirine bağlanmasından, bilimsel düşüncenin gündelik yaşamla buluşmasından ve insanların kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara doğrudan katılmasından geçiyor. Yapay zeka da bu sürecin güçlü araçlarından biri olabilir.
İnsanlık bilgi çağından toplumsal akıl çağına geçmenin eşiğinde duruyor. Bu geçişi belirleyecek olan sahip olduğumuz bilginin miktarı değil, bilgiyi hangi ilişkiler içinde kullandığımız olacak. Doğanın bize gösterdiği gibi karmaşık sistemlerde güç yalnızca parçaların büyüklüğünden doğmaz. İlişkilerin niteliğinden doğar. İnsanlığın biriktirdiği muazzam bilgi de ancak demokratik, ekolojik ve ortaklaşmacı ilişkiler içinde gerçek bir toplumsal zekaya dönüşebilir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.