Öcalan'ı Doğa Bilimlerinin Işığında Yeniden Okumak Bölüm 17
Öcalan'ı Doğa Bilimlerinin Işığında Yeniden Okumak
Bölüm 17
Bookchin ve Öcalan: Ekolojik Toplumun Siyaseti
Abdullah Öcalan'ın düşünce sistemini anlamaya çalışırken, Murray Bookchin'e özel bir yer açmak gerekir. Çünkü Bookchin, yalnızca ekoloji üzerine düşünen bir yazar değildir. O, ekolojik krizi toplumun örgütlenme biçimiyle birlikte ele alan düşünürlerden biridir.
Bookchin'e göre doğa üzerindeki tahakküm, insanın insan üzerindeki tahakkümünden bağımsız değildir.
İnsan, önce kendi içinde hiyerarşi kurdu. Erkeği kadının üzerine koydu. Yaşlıyı gencin üzerine koydu. Devleti toplumun üzerine koydu. Sermayeyi emeğin üzerine koydu. Sonra aynı egemenlik mantığını doğaya taşıdı.
Doğa artık birlikte yaşanan bir varlık değil, yönetilecek, kullanılacak ve sömürülecek bir nesne haline geldi.
İşte Bookchin ile Öcalan'ın buluştuğu temel nokta burasıdır. Ekolojik kriz yalnızca çevre sorunu değildir. Toplumsal krizdir. Uygarlık krizidir. İktidar krizidir.
Bookchin Kimdir?
Murray Bookchin, 20. yüzyılın önemli özgürlükçü sosyalist ve ekolojik düşünürlerinden biridir.
Onun geliştirdiği toplumsal ekoloji yaklaşımı, ekolojik krizin kökenini yalnızca sanayileşmede, teknolojide ya da nüfus artışında aramaz. Daha derine iner. İnsan toplumundaki hiyerarşi, tahakküm, merkeziyetçilik ve kapitalist büyüme mantığını sorgular.
Bookchin'e göre doğayı tahakküm altına alan zihniyet, önce toplum içinde tahakküm ilişkileri kurmuştur. Bu nedenle ekolojik özgürlük ile toplumsal özgürlük birbirinden ayrılamaz. Doğa özgürleşmeden insan özgürleşemez. İnsan özgürleşmeden doğayla sağlıklı ilişki kurulamaz.
Toplumsal Ekoloji Ne Söyler?
Toplumsal ekolojiye göre ekolojik krizin temelinde yanlış bir toplum biçimi vardır.
Doğayı sınırsızca tüketen kapitalist üretim… Toplumu yukarıdan yöneten merkezi devlet… İnsanı pasifleştiren bürokrasi… Yerel yaşamı yok eden büyük ölçekli projeler… Kadını, emeği ve doğayı ikincil gören tahakkümcü zihniyet...
Bunlar ekolojik krizin toplumsal kökleridir. Bu nedenle çözüm yalnızca geri dönüşüm yapmak, ağaç dikmek ya da çevre yasalarını güçlendirmek değildir.
Bunlar önemlidir ama yetmez. Asıl mesele toplumun nasıl örgütlendiğidir. Bookchin'e göre ekolojik toplum, yerel, katılımcı, demokratik, özgürlükçü ve doğayla uyumlu olmalıdır.
Öcalan Bookchin'den Ne Aldı?
Öcalan'ın özellikle 2000'li yıllardan sonra geliştirdiği demokratik konfederalizm, demokratik modernite ve ekolojik toplum anlayışında Bookchin'in etkisi belirgindir.
Merkezi devlet eleştirisi… Yerel meclislerin önemi… Doğrudan demokrasi… Ekolojik yaşam… Toplumun devlete karşı kendi kendini örgütlemesi… Konfederal yapı...
Bütün bu başlıklar Bookchin ile Öcalan arasında güçlü bir düşünsel akrabalık kurar.
Ancak Öcalan, Bookchin'i olduğu gibi tekrar etmez. Onu Ortadoğu'nun tarihsel, kültürel, etnik, dinsel ve toplumsal gerçekliği içinde yeniden yorumlar.
Bookchin daha çok Batı kentleri, belediyeler ve özgürlükçü yerel demokrasi üzerinden düşünürken, Öcalan bu düşünceyi Kürt sorunu, kadın özgürlüğü, Ortadoğu halkları ve demokratik ulus tartışmasıyla birleştirir.
Devlet Eleştirisi
Bookchin de Öcalan da devleti yalnızca teknik bir yönetim aygıtı olarak görmez. Devlet, toplumun üzerinde yükselen merkezi bir iktidar biçimidir. Toplumu temsil ettiğini söyler ama çoğu zaman toplumun kendi kendini yönetme kapasitesini zayıflatır.
Karar alma gücünü yukarıda toplar. Yerel yaşamı pasifleştirir. Bürokrasiyi güçlendirir. İnsanı yurttaş olmaktan çok yönetilen bir nesneye dönüştürür.
Bu nedenle her iki düşünürde de asıl mesele yalnızca devleti ele geçirmek değildir. Asıl mesele toplumun devlete bağımlı olmayan demokratik örgütlenme biçimlerini geliştirmesidir.
Mahalle meclisleri… Komünler… Kooperatifler… Kent konseyleri… Ekoloji örgütlenmeleri… Kadın meclisleri… Yerel halk inisiyatifleri...
Bunlar yalnızca yardımcı kurumlar değil, demokratik toplumun gerçek zeminleri olarak görülür.
Özgür Belediyecilik ve Yerel Demokrasi
Bookchin'in en önemli kavramlarından biri özgür belediyeciliktir. Bu anlayışa göre demokrasi, yalnızca parlamentoya sıkıştırılamaz. Gerçek demokrasi, insanların yaşadıkları yerde söz ve karar sahibi olmasıyla başlar.
Mahallede… Köyde… Kentte… Sokakta… Üretim alanında… Ekoloji mücadelesinde… İnsanlar kendi yaşamlarını ilgilendiren kararları doğrudan tartışabilmelidir.
Öcalan'ın demokratik konfederalizm yaklaşımı da benzer bir mantıkla ilerler. Toplum, yukarıdan yönetilen sessiz bir kitle olmaktan çıkmalı, kendi kendini örgütleyen, tartışan, karar alan ve uygulayan bir özne haline gelmelidir.
Bu, temsili demokrasinin dar sınırlarını aşma arayışıdır. Çünkü oy vermek önemlidir ama demokrasi yalnızca oy vermek değildir. Demokrasi, gündelik yaşamı birlikte kurma iradesidir.
Ekolojik Toplum Nedir?
Ekolojik toplum, yalnızca doğayı koruyan toplum değildir. Doğayla ilişkisini yeniden kuran toplumdur.
Üretimi buna göre düzenler. Tüketimi buna göre sınırlar. Kentleri buna göre tasarlar. Enerjiyi buna göre düşünür. Tarımı buna göre örgütler. Teknolojiyi buna göre sorgular.
Bookchin için ekolojik toplum, insanın doğaya geri dönmesi anlamına gelmez. Mağaraya dönüş değildir. Teknoloji düşmanlığı değildir.
Asıl mesele, teknolojinin ve üretimin hangi toplumsal amaçla kullanıldığıdır. Teknoloji yaşamı kolaylaştırabilir. Ama kapitalist kar mantığına bağlandığında doğayı ve insanı yok eden bir güce dönüşebilir.
Öcalan'ın ekolojik toplum anlayışı da bu noktada Bookchin'le buluşur. Doğa yalnızca kaynak değildir. Doğa yaşamın ortak zeminidir.
Hiyerarşi Sorunu
Bookchin'in en önemli katkılarından biri, sınıf sömürüsünden önce hiyerarşi sorununa dikkat çekmesidir. Ona göre insanlık tarihinde tahakküm yalnızca ekonomik sınıflarla başlamadı.
Yaşlı-genç ilişkileri… Erkek-kadın ilişkileri… Yönetici-yönetilen ilişkileri… İnsan-doğa ilişkileri… Bütün bunlar hiyerarşinin farklı biçimleridir.
Öcalan'ın doğal toplum, kadın özgürlüğü ve devlet eleştirisi de bu noktada Bookchin'e yaklaşır. Öcalan'a göre de sınıflaşmadan önce kadının geriletilmesi, gençliğin baskılanması, bilginin tekelleştirilmesi ve hiyerarşik ilişkilerin gelişmesi belirleyici kırılmalardır.
Bu nedenle özgürlük mücadelesi yalnızca ekonomik sömürüye karşı yürütülemez. Erkek egemenliğine karşı da yürütülmelidir. Devletçi iktidara karşı da… Ekolojik yıkıma karşı da… Bilginin tekelleştirilmesine karşı da...
Kadın Meselesinde Ayrışma
Bookchin ile Öcalan arasında önemli benzerlikler olsa da, Öcalan'ın Bookchin'den ayrıldığı en belirgin alanlardan biri kadın özgürlüğüdür.
Bookchin hiyerarşi eleştirisi içinde kadın meselesine yer verir. Ancak Öcalan, kadını çok daha merkezi bir yere koyar. Öcalan'a göre kadın özgürlüğü olmadan demokratik toplum kurulamaz. Kadın yalnızca ezilen bir kesim değil, toplumsal özgürlüğün ölçüsüdür.
Jineoloji, kadın meclisleri, eşbaşkanlık, kadın öz örgütlenmesi ve erkek egemenliğinin çözümlemesi bu nedenle onun düşüncesinde kurucu başlıklardır.
Bu açıdan Öcalan, Bookchin'in toplumsal ekoloji çizgisini kadın özgürlükçü bir hatta doğru genişletmeye çalışır.
Ekolojik toplum, kadın özgürlüğü olmadan eksik kalır. Çünkü doğa üzerindeki tahakküm ile kadın üzerindeki tahakküm aynı uygarlık mantığının ürünüdür.
Doğa Bilimleri Bu Tartışmaya Ne Katar?
Doğa bilimleri bize yaşamın merkeziyetçi bir komut sistemiyle işlemediğini gösterir.
Ekosistemler ilişkiseldir. Çeşitlilik, dayanıklılık yaratır.
Tek tiplik kırılganlık üretir. Orman, yalnızca ağaçlardan oluşmaz. Toprak, mantarlar, böcekler, kuşlar, memeliler, mikroorganizmalar, su ve iklim birlikte ormanı oluşturur.
Toplumlar da buna benzer biçimde düşünülebilir. Bir toplum ne kadar çoğul, katılımcı ve ilişkisel ise, krizlere karşı o kadar dirençli olabilir.
Aşırı merkeziyetçi yapılar güçlü görünür ama çoğu zaman kırılgandır. Çünkü yerel bilgiyi yok sayar. Toplumsal çeşitliliği bastırır. İnisiyatifi öldürür.
Bookchin ve Öcalan'ın yerel demokrasi vurgusu, bu açıdan doğadaki çok merkezli yaşam biçimlerinden öğrenmeye açık bir siyasal sezgi taşır.
Kapitalizm Eleştirisi
Bookchin de Öcalan da kapitalizmi yalnızca ekonomik bir sistem olarak görmez. Kapitalizm aynı zamanda bir yaşam biçimidir.
İnsanın zamanını düzenler. Doğayla ilişkisini belirler. Kentleri şekillendirir. Arzuları yönetir. İhtiyaçları yeniden üretir. Her şeyi metaya dönüştürür. Toprak meta olur. Su meta olur. Emek meta olur. Kadın bedeni meta olur. Bilgi meta olur. Hatta özgürlük bile pazarlanabilir bir imaja dönüşür.
Bu nedenle kapitalizmle mücadele yalnızca ücret mücadelesi değildir. Yaşamın metalaştırılmasına karşı mücadeledir.
Bookchin'in toplumsal ekolojisi de, Öcalan'ın demokratik modernite anlayışı da kapitalizme bu geniş çerçeveden bakar.
Örtüşen Noktalar
Bookchin ile Öcalan arasında birkaç güçlü ortak nokta vardır.
Birincisi, ikisi de merkezi devleti özgür toplumun önünde temel sorunlardan biri olarak görür.
İkincisi, yerel demokrasiye ve halk meclislerine özel önem verir.
Üçüncüsü, ekolojik krizi yalnızca çevre sorunu değil, toplumsal örgütlenme sorunu olarak ele alır.
Dördüncüsü, kapitalizmin sınırsız büyüme mantığını eleştirir.
Beşincisi, toplumun kendi kendini örgütleme kapasitesine güvenir.
Altıncısı, özgürlüğü yalnızca bireysel haklar değil, toplumsal ilişkilerin dönüşümü olarak düşünür.
Bu ortaklıklar, Bookchin-Öcalan hattını çağımızın ekolojik ve demokratik arayışları açısından önemli kılar.
Tartışmalı Noktalar
Yine de bu yaklaşımın zorlukları vardır. Yerel demokrasi güçlü bir fikirdir. Ama büyük ölçekli modern toplumlarda nasıl işleyeceği ciddi bir sorudur. Milyonlarca insanın yaşadığı kentlerde doğrudan katılım nasıl sağlanacaktır? Yerel meclisler arasında koordinasyon nasıl kurulacaktır? Enerji, sağlık, ulaşım, eğitim ve afet yönetimi gibi karmaşık alanlar nasıl örgütlenecektir? Yerel yapıların kendi içlerinde yeni iktidarlar üretmesi nasıl engellenecektir?
Ayrıca yerel olan her zaman özgürlükçü değildir. Yerel toplumlar bazen ataerkil, muhafazakar, dışlayıcı ya da baskıcı olabilir.
Bu nedenle yerel demokrasi, kadın özgürlüğü, insan hakları, ekoloji ve sosyal adalet ilkeleriyle birlikte düşünülmelidir. Yoksa yerel olan da küçük bir iktidar alanına dönüşebilir.
Sonuç
Bookchin ile Öcalan arasındaki ilişki, yalnızca bir etkilenme ilişkisi değildir.
Bu ilişki, 21. yüzyılın en temel sorularından birine verilen ortak bir cevabın farklı biçimleridir:
Doğayı yok etmeden, toplumu devlete teslim etmeden, kadını özgürleştirmeden ve demokrasiyi sandığa sıkıştırmadan başka bir yaşam kurulabilir mi?
Bookchin bu soruya toplumsal ekoloji ve özgür belediyecilikle cevap verdi. Öcalan ise demokratik modernite, demokratik konfederalizm, kadın özgürlüğü ve demokratik ulus kavramlarıyla kendi cevabını geliştirdi.
Bu iki düşünce hattı, bize önemli bir şey hatırlatır: Ekoloji siyasetten ayrı değildir. Kadın özgürlüğü demokrasiden ayrı değildir. Yerel demokrasi toplumsal özgürlükten ayrı değildir.
Doğa üzerindeki tahakküm ile insan üzerindeki tahakküm aynı zihinsel kökten beslenir.
Bu nedenle ekolojik toplum, yalnızca yeşil bir program değil, yaşamın bütün ilişkilerini yeniden kurma çağrısıdır.
Bir Sonraki Bölüm
Bölüm 18: Öcalan'ın Düşüncesinde Güçlü ve Tartışmalı Yanlar
Bu yazı dizisi boyunca Öcalan'ın düşünce sistemini doğa bilimleri, antropoloji, ekoloji, kadın özgürlüğü, devlet eleştirisi, Marksizm, Darwin ve Bookchin bağlamında yeniden okumaya çalıştık. Artık genel bir değerlendirme yapmanın zamanı geliyor.
Öcalan'ın düşünce sisteminin en güçlü yanları nelerdir? Hangi kavramlar çağdaş bilimsel tartışmalarla örtüşmektedir?
Hangi noktalar romantik, fazla genelleyici ya da bilimsel açıdan dikkatli kullanılmalıdır? Bir sonraki bölümde, bu dizinin eleştirel bilançosunu çıkaracağız.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.