İnsanlığın Büyük Hikayesi – Bölüm 8 Yeni Sorular

 

Yeni Bir Bilimsel Senteze Doğru: Doğayı, Toplumu ve İnsanı Yeniden Düşünmek

"İnsan ne yalnızca doğanın ne de yalnızca toplumun ürünüdür. İnsan, doğanın tarihinin toplumsal tarihle buluştuğu noktada ortaya çıkan en karmaşık canlıdır."



Bu yazı dizisinin başında bir soru sormuştuk: İnsanı gerçekten anlayabiliyor muyuz?

Bu sorunun peşinden sekiz bölüm boyunca birlikte yürüdük. Yaşamın ortak kökeninden başladık.

Doğal seçilimi, cinsel seçilimi, işbirliğini, akraba seçilimini, kitlesel yok oluşları ve kültürel evrimi inceledik. Gördük ki insanın hikayesi yalnızca birkaç bin yıllık uygarlık tarihi değildir. İnsan, milyarlarca yıllık doğa tarihinin son halkasıdır.

Fakat aynı zamanda kültür üreten, bilgi biriktiren ve kendi geleceğini değiştirebilen tek canlıdır. İşte insanı benzersiz yapan da budur.


Bilim Parçalandı, Gerçeklik Parçalanmadı

Modern bilim olağanüstü ilerledi. Fizik evreni anlamaya çalıştı. Kimya maddenin yapısını çözdü. Biyoloji yaşamın sırlarını araştırdı. Jeoloji Dünya'nın tarihini ortaya koydu. Nörobilim beynimizi anlamaya başladı. Sosyoloji toplumu inceledi. Ekonomi üretim ilişkilerini araştırdı. Her disiplin kendi alanında derinleşti.

Ama insan bölünmedi. Gerçeklik de bölünmedi. İnsan hala aynı anda hem biyolojik hem toplumsal hem kültürel hem de ekolojik bir varlık olmaya devam ediyor. Bu nedenle insanı tek bir disiplinin sınırları içine hapsetmek mümkün değildir.


Darwin ile Marx Aynı Soruyu Farklı Yerlerden Sordu

Darwin canlıların nasıl değiştiğini araştırdı. Marx toplumların nasıl değiştiğini.

Biri doğanın tarihini yazdı. Diğeri toplumsal tarihin dinamiklerini çözmeye çalıştı. İkisini birbirine rakip gibi görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü her ikisi de değişimi merkeze koydu. Her ikisi de hiçbir yapının değişmez olmadığını gösterdi.

Bugün elimizde onların sahip olduğundan çok daha fazla bilgi var. Genetik… Epigenetik… Nörobilim… Ekoloji...Karmaşıklık kuramı… Yapay zeka...

Bu bilgiler ne Darwin'i ne de Marx'ı geçersiz kılıyor. Tam tersine, onların yöntemlerini daha ileri taşıma olanağı sunuyor. Bilim, büyük düşünürleri tekrar etmekle değil, konların açtığı yolu geliştirmekle ilerler.


Yeni Sorular Sormanın Zamanı

Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar birbirinden bağımsız değildir.

Ekolojik yıkım...İklim krizi… Gelir eşitsizliği… Savaşlar… Göçler… Kadınların maruz kaldığı ayrımcılık… Doğanın metalaştırılması… Emek sömürüsü...

Bunların her biri farklı görünse de ortak bir zihniyetin ürünüdür. Doğayı yalnızca kullanılacak bir kaynak… İnsanı yalnızca üretim aracı… Kadını yalnızca denetlenecek bir nesne olarak gören anlayış, bu krizlerin ortak zeminini oluşturur.

Bu nedenle çözüm de parçalı olamaz. Doğanın özgürlüğü… Emeğin özgürlüğü… Kadının özgürlüğü...Birbirinden koparıldığında eksik kalır.


Yeni Bir Bilimsel Bakış

Belki de artık sosyal bilimlerin doğa bilimlerinden öğreneceği çok şey var. Ama bunun kadar önemli bir başka gerçek daha var. Doğa bilimlerinin de insanı anlamak için toplumsal tarihi dikkate alması gerekiyor.

İnsan yalnızca genlerinden ibaret değildir. Yalnızca sınıfsal konumundan da ibaret değildir. İnsan, doğanın ve tarihin ortak ürünüdür.

İşte bu nedenle geleceğin düşüncesi, disiplinler arasında duvarlar örmek yerine köprüler kurmak zorundadır.


Yorumlar

Popüler Yayınlar