İnsanlığın Büyük Hikayesi – Bölüm 5 Darwin’nin Cevaplayamadığı Soru
Akraba Seçilimi ve Özgecilik: Fedakârlık Evrime Aykırı mı?
"İnsan yalnızca kendisi için yaşayan bir canlı değildir. Yaşam, milyonlarca yıl boyunca paylaşmayı, korumayı ve gerektiğinde kendinden vazgeçmeyi de seçmiştir."
Evrim denildiğinde çoğu insanın aklına rekabet gelir. Sanki doğa yalnızca güçlü olanın kazandığı acımasız bir savaş alanıdır. Oysa doğaya biraz daha dikkatli baktığımızda şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşırız.
Bir anne yavrusu için kendisini tehlikeye atar. Arılar koloniyi korumak için ölür. Kurtlar yaralı sürü üyelerini yalnız bırakmaz. Filler hasta bireylerini günlerce bekler. İnsanlar ise çoğu zaman hiç tanımadıkları insanlar için bile hayatlarını riske atabilir.
Peki bu davranışlar evrim açısından nasıl açıklanabilir? Kendi yaşamını tehlikeye atan bir canlı nasıl başarılı sayılabilir? Bu soru uzun yıllar biyolojinin en büyük bilmecelerinden biri oldu.
Darwin'in Cevaplayamadığı Soru
Charles Darwin doğal seçilimi açıklamıştı. Ancak özgecilik onu da düşündürüyordu. Çünkü doğal seçilime göre bireyin yaşamını sürdürmesi ve üremesi beklenirdi.
Öyleyse neden bazı canlılar başkalarının yararı için fedakârlık yapıyordu? Bu sorunun güçlü açıklamalarından biri, 1960'lı yıllarda biyolog Dr.Hamilton tarafından geliştirilen akraba seçilimi kuramı oldu.
Genler Yalnızca Bedenimizde Yaşamaz
Hamilton'ın temel düşüncesi oldukça çarpıcıydı. Bir gen yalnızca tek bir bireyin içinde bulunmaz. Aynı genler kardeşlerde, çocuklarda, anne babalarda ve akrabalarda da bulunur.
Bu nedenle yakın akrabaları korumak, dolaylı olarak ortak genlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlar. Doğa yalnızca bireyi değil, genlerin devamlılığını da "hesaba katar."
İşte bu yüzden anne sevgisi, ebeveyn bakımı ve kardeş dayanışması evrimsel süreçte büyük önem kazanmıştır.
İnsan Sadece Genlerinden İbaret Değildir
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. İnsan davranışlarını yalnızca genlerle açıklamak doğru değildir. İnsan kültür üretir. Ahlak geliştirir.Hukuk oluşturur. Vicdan sahibi olabilir.
Bir deprem olduğunda dünyanın dört bir yanından hiç tanımadığı insanlara yardım gönderen milyonlarca insan vardır. Kan bağışı yapanlar… Organ bağışlayanlar… Hayatını başkalarını kurtarmaya adayan sağlık çalışanları… Yangına koşan itfaiyeciler...
Bunların çoğu akraba seçilimiyle açıklanamaz. İnsan biyolojisinin üzerine kültürü, eğitimi ve etik değerleri inşa edebilmiştir. Bu da insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biridir.
Dayanışmanın Çemberi Genişledi
Belki de insan evriminin en büyük başarısı budur. Doğa, önce aileyi korumayı öğretti. İnsan ise bu koruma duygusunu giderek genişletti.
Aile… Kabile… Köy… Kent… Ulus… Ve sonunda bütün insanlık...
Bugün iklim krizine karşı mücadele eden insanlar, gelecekte doğacak çocuklar için de sorumluluk hissediyor.
Bu artık yalnızca biyolojik akrabalık değildir. Bu, kültürel ve etik akrabalıktır.
Toplumsal Yaşamın Temeli
Toplum yalnızca çıkar ilişkileri üzerine kurulamaz. Hiçbir çocuk yalnızca piyasanın kurallarıyla büyüyemez. Hiçbir yaşlı yalnızca rekabet sayesinde yaşayamaz. Hiçbir toplum yalnızca bireysel başarıyla ayakta kalamaz.
Toplumsal yaşamın görünmeyen harcı güvendir. Dayanışmadır. Karşılıklı yardımlaşmadır.
Doğa bize bunun ilk adımlarını verdi. İnsan ise bunu kültüre dönüştürdü.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.