İnsanlığın Büyük Hikayesi – Bölüm 3 Cinsel Seçilim
Cinsel Seçilim: Aşk, Güzellik ve Rekabetin Evrimsel Kökeni
"Yaşam yalnızca hayatta kalma mücadelesi değildir. Yaşam aynı zamanda seçmenin, seçilmenin, beğenmenin ve beğenilmenin de tarihidir."
Darwin'in en büyük keşfi doğal seçilimdi. Ancak Darwin, yaşamın yalnızca hayatta kalma mücadelesiyle açıklanamayacağını da fark etmişti.
Çünkü doğada ilk bakışta mantıksız görünen özellikler vardı. Bir tavus kuşunun metrelerce uzunluktaki gösterişli kuyruğu… Bir geyiğin devasa boynuzları… Cennet kuşlarının rengarenk tüyleri...
Bunlar yaşamı kolaylaştırmıyordu. Tam tersine, avcıların dikkatini çekiyor, hareket etmeyi zorlaştırıyor ve daha fazla enerji tüketiyordu.
Öyleyse doğa neden bu kadar "savurgan" özellikleri koruyordu? Darwin'in cevabı şuydu:
Çünkü yaşam yalnızca hayatta kalmak değildir. Aynı zamanda üreyebilmektir.
Seçenler de Evrimi Değiştirir
Doğal seçilim çevrenin yaptığı seçmedir. Cinsel seçilim ise canlıların birbirini seçmesidir. Bir dişi kuş, daha renkli tüylere sahip erkeği tercih ettiğinde… Bir geyik rakibini boynuzlarıyla yendiğinde… Bir erkek kuş daha etkileyici bir dans sergilediğinde...
Evrim yalnızca doğanın değil, canlıların tercihleriyle de yön değiştirir. Yani yaşamın tarihinde yalnızca mücadele değil, tercih de vardır.
İnsan da Bu Tarihin İçindedir
İnsan biyolojisi de bu evrimsel geçmişi taşır. Beğenilme isteği… Kendini gösterme arzusu… Estetik duygusu...Statü arayışı...
Bunların bir bölümü milyonlarca yıllık evrimsel mirasın izlerini taşır. İnsan, yalnızca yaşamak için değil, kabul görmek için de çaba gösteren bir canlıdır.
Fakat insanı diğer canlılardan ayıran önemli bir fark vardır. Biz yalnızca biyolojimizle seçim yapmayız. Kültürümüz… Değerlerimiz… Yaşadığımız toplum… Ekonomik koşullar… Bütün bunlar tercihleri derinden etkiler.
Güzellik Doğal mı, Kültürel mi?
Bugün "güzel" dediğimiz şeyin önemli bir bölümü kültürel olarak şekillenir. Farklı toplumlarda farklı güzellik anlayışları vardır. Farklı dönemlerde farklı bedenler ideal kabul edilmiştir.
Moda değişir. Estetik anlayışı değişir. Ama değişmeyen bir şey vardır. İnsan, diğer insanların gözündeki yerini önemser.
Bu eğilim, biyolojik miras ile kültürel tarihin iç içe geçtiği en ilginç alanlardan biridir.
Rekabetin Yeni Biçimleri
Atalarımız güçlerini doğada göstermek zorundaydı. Bugün ise rekabet çoğu zaman başka alanlarda yaşanıyor. Daha pahalı bir otomobil… Daha büyük bir ev… Daha gösterişli bir telefon… Daha fazla takipçi…
Statü göstergeleri değişti. Ama görünür olma isteği büyük ölçüde varlığını korudu. Tüketim kültürü, bu evrimsel eğilimleri ustalıkla kullanıyor. Reklamlar bize yalnızca bir ürün satmıyor. Aynı zamanda kabul görme, beğenilme ve statü vaat ediyor.
Biyoloji Kader Değildir
Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir. Evrimsel biyoloji, insan davranışlarını anlamamıza yardımcı olur. Ama onları belirleyen tek etken değildir.
İnsan öğrenebilir. Eleştirebilir. Kendi davranışlarını değiştirebilir. Toplumlar da değişebilir.
Bu nedenle evrimsel açıklamalar, toplumsal eşitsizlikleri meşrulaştırmak için kullanılamaz.
Bilim, olanı açıklar. Olması gerekeni değil. Nasıl bir toplumda yaşayacağımıza ise insanlar birlikte karar verir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.