İnançlar Kimliğin Parçası Haline Nasıl Gelir?
İnançlar Kimliğin Parçası Haline Nasıl Gelir?
Bir inanç yalnızca zihinde duran soyut bir cümle değildir. İnançlar zaman içinde ailemizle, arkadaşlıklarımızla, geçmiş mücadelelerimizle, siyasi çevremizle ve kendimize verdiğimiz değerle birleşir.
Bir insan yıllarca belirli bir siyasi hareket içinde yaşamışsa, o harekete dair eleştiri yalnızca teorik bir itiraz değildir. Kendi geçmişinin, dostluklarının ve yaptığı fedakarlıkların sorgulanması anlamına gelebilir. Benzer biçimde dinsel bir inancın sorgulanması, kişinin ailesiyle, çocukluk anılarıyla ve ölüm karşısındaki güvenlik ihtiyacıyla ilgili olabilir.
Bu nedenle fikir değiştirmek bazen yalnızca bir düşünceyi bırakmak anlamına gelmez. İnsan, kendisine dair kurduğu hikayenin bir bölümünü yeniden yazmak zorunda kalır.
“Ben yıllarca yanılmış olabilir miyim?”
“Güvendiğim insanlar da yanılmış olabilir mi?”
“Savunduğum düşünce doğru değilse verdiğim emek ne olacak?”
Bu sorular ağırdır. İnsan zihni çoğu zaman bu sarsıntıyla yüzleşmek yerine eski inancı korumayı tercih eder. Böylece inanç, gerçeği açıklayan bir araç olmaktan çıkar ve kişiliği koruyan bir duvara dönüşür.

Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.