Önsöz - Doğa Bilimlerinin Işığında Öcalan’ı Yeniden Okumak - Eksik Hikaye, Açık Evren, Özgür Toplum Arayışı
Doğa Bilimlerinin Işığında Öcalan’ı Yeniden Okumak
Önsöz Yerine - Eksik Hikaye, Açık Evren, Özgür Toplum Arayışı
Bu yazı dizisi iki temel rezerv üzerinden ilerliyor. Birincisi, insanlığın kendisi hakkında kurduğu büyük anlatının kadınların yaşam deneyimini uzun süre kenarda bırakmış olmasıdır. İkincisi, insanın içinde yaşadığı evren hakkında büyük bir bilgi birikimi oluşturmasına rağmen doğanın geniş alanlarının araştırılmaya devam etmesidir. Bu iki rezerv aynı düşünsel ihtiyacı büyütür. İnsan kendi tarihini yeniden okumaya, evren karşısındaki bilgi sınırlarını kabul etmeye ve toplumsal teorilerini yeni bilgiler karşısında açık tutmaya ihtiyaç duyar. Öcalan'ı yeniden okumak da yalnızca siyasal kavramları sıralamakla sınırlı kalamaz. Fizikten kuantum fiziğine, biyolojiden evrimsel biyolojiye, nörobilimden antropolojiye, arkeolojiden ekolojiye uzanan bilgi alanları demokratik toplum, kadın özgürlüğü, demokratik ulus, ahlaki ve politik toplum, demokratik konfederalizm ve Jineoloji ile aynı düşünsel ufuk içinde ele alındığında daha geniş bir kavrayış alanı oluşur. Bu yaklaşımın rehberi bütüncül düşüncedir.
İnsanlık Hikayesinin Bastırılmış Yarısı
İnsanlık tarihinin büyük bölümü erkeklerin deneyimi üzerinden yazıldı. Savaş, fetih, devlet, mülkiyet, kahramanlık ve siyasal karar tarih anlatısının merkezine yerleşirken bakım, doğum, çocuk yetiştirme, gündelik üretim, toplumsal hafıza, yerel bilgi ve yaşamın yeniden kurulması daha dar bir alanda kaldı. Sanattan edebiyata, bilimden felsefeye, hukuktan ahlaka, aileden eğitime kadar birçok kurum erkek egemen tarihsel ilişkilerin etkisi altında şekillendi. Bu düzen zamanla doğal ve evrensel görünüm kazandı. Kadının ev içindeki emeği fedakarlık, beden üzerindeki denetim namus, suskunluk edep, itaat aile düzeni, ekonomik bağımlılık ise olağan yaşam biçimi gibi sunuldu. Erkek egemenlik yalnızca zor yoluyla değil, dil, kültür, hukuk, inanç, sanat, eğitim ve gündelik alışkanlıklar yoluyla da yeniden üretildi.
Kadın deneyimini merkeze almak tarihe birkaç yeni isim eklemekten çok daha kapsamlı bir değişim yaratır. Devletin anlamı değişir, çünkü gündelik iktidar ilişkileri görünür hale gelir. Emek yeniden tanımlanır, çünkü bakım ve yeniden üretim ekonominin merkezine taşınır. Aile yeniden değerlendirilir, çünkü sevgi ile otorite aynı ilişki içinde incelenmeye başlanır. Bilgi yeniden düşünülür, çünkü kimin konuştuğu kadar kimin deneyiminin bilgi sayıldığı da önem kazanır. Özgürlük genişler, çünkü insanın kendi bedeni, zamanı, emeği ve yaşamı üzerindeki karar gücü siyasal haklarla aynı çerçevede ele alınır. Kadın deneyimi bu nedenle eksik bir parçayı yerine koymanın ötesinde bütün resmin ölçüsünü değiştirir.
Açık Evren ve Düşünsel Tevazu
İnsanlık evren hakkında çok büyük bir bilgi birikimi oluşturdu. Yıldızların nasıl oluştuğunu, elementlerin yıldızlarda nasıl üretildiğini, galaksilerin gelişimini, yaşamın milyarlarca yıllık evrimsel süreçlerden geldiğini ve insanın canlılık tarihinin içinde ortaya çıktığını biliyoruz. Aynı bilim geniş araştırma alanlarını da görünür hale getiriyor. Karanlık madde ve karanlık enerji çağdaş kozmolojinin temel başlıkları arasında yer alıyor. Yaşamın Dünya dışında ortaya çıkıp çıkmadığı, bilincin hangi süreçlerle oluştuğu ve evrenin erken dönemlerinin ayrıntıları üzerine çalışmalar sürüyor.
Bu açıklık düşünceye büyük bir sorumluluk yükler. Evreni araştıran insan kendi teorilerinin de tarihsel olduğunu kabul edebilir. Yeni gözlem araçları, yeni deneyler ve yeni veriler bilimsel açıklamaların kapsamını genişletebilir. Toplumsal düşünce de aynı açıklığa sahip olduğunda canlı kalır. Devlet, toplum, sınıf, erkek egemenlik, ekoloji, özgürlük ve demokrasi üzerine kurulan teoriler tarihsel deneyim ve yeni bilgiyle yeniden değerlendirilebilir. Evrenin bilinmeyen alanları toplumsal teorinin yerine geçmez. İnsanın bilgi karşısındaki konumunu daha dikkatli, daha araştırmacı ve daha açık hale getirir.
Zihin Kural ve Kesinlik Arar
İnsan beyni milyonlarca yıllık evrim içinde yaşamsal ihtiyaçlara cevap veren bir organ olarak biçimlendi. Tehlikeyi hızla fark etmek, besinin yerini hatırlamak, yüzlerden niyet çıkarmak, grup içindeki ilişkileri izlemek, çocuklara bakım vermek, çevrede tekrar eden ilişkilerden kurallar çıkarmak ve kısa sürede karar vermek büyük avantaj sağladı. İnsan zihni çevresindeki sonsuz ayrıntıyı aynı ağırlıkla işlemez. Yaşam açısından önemli bilgiyi seçer, deneyimden kurallar çıkarır ve bu kuralları yeni durumlara taşır. Dilin, kültürün, ortak öğrenmenin ve bilginin gelişmesi de bu büyük bilişsel kapasite üzerinde yükseldi.
Aynı zihin karmaşık toplumsal gerçekliği daha sade kurallara dönüştürmeye de yatkındır. Tarihin tek yasası, toplumun tek belirleyeni, insan davranışının tek nedeni veya geleceğin tek yolu zihinsel olarak kolay taşınır. Kesinlik güven duygusu yaratır. Toplum ise sınıf, cinsiyet, kültür, biyoloji, ekonomi, devlet, dil, ekoloji, tarih ve toplumsal hafızanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir gerçekliktir. Bütüncül düşünce insan zihninin sadeleştirme gücünü korur ve aynı zamanda bu çok katmanlı yapıyı ilişkileri içinde taşıyacak ikinci bir düşünme düzeyi geliştirir.
Modern Eğitim Bilgiyi Bölerek Derinleştirdi
Modern eğitim ve bilim sistemi uzmanlaşma sayesinde olağanüstü bilgi üretti. Fizik maddeyi ve enerjiyi, biyoloji yaşamı, nörobilim beyni, tarih geçmişi, iktisat üretim ve paylaşımı, sosyoloji toplumsal yapıları, antropoloji insan topluluklarını, arkeoloji geçmiş yaşamın maddi izlerini araştırdı. Uzmanlaşma bilgiyi derinleştirdi ve disiplinlerin kendi kavramlarını, yöntemlerini ve kurumlarını oluşturmasına yol açtı.
İnsan ise günlük yaşamda disiplinlere ayrılmış halde yaşamaz. Açlık biyolojik, ekonomik ve siyasal bir deneyimdir. Kadın emeği ekonomik, kültürel ve tarihsel ilişkiler içindedir. Ekolojik kriz fiziksel süreçleri, canlı sistemleri, üretim biçimlerini ve siyasal kararları aynı anda içerir. İnsan davranışı sinir sisteminden, öğrenmeden, kültürden ve toplumsal deneyimden etkilenir. Eğitim sistemi bilgiyi parçalara ayırarak öğretirken bütünlüğü yeniden kurma görevi düşünene kalır. Öcalan'ın metinlerinde mitoloji, devlet, kadın, ekonomi, ahlak, ekoloji, kültür ve siyaset sürekli birbirine bağlanır. Tek disiplinli okuma bu bağlantıların ancak bir bölümünü görür. Bütüncül okuma ise kavramların aralarındaki hareketi izler.
İdeoloji Düşünceden Kimliğe Dönüştüğünde
Bir düşünsel gelenek insana dünyayı anlaması için kavramlar verir. Marxist düşünce sınıf ve sermaye ilişkilerini, feminist düşünce erkek egemenliğini, ekolojik düşünce insan ile doğa arasındaki bağı, liberal düşünce bireysel hakları daha görünür hale getirebilir. Siyasal düşünce zaman içinde bilgi alanının ötesine geçerek aidiyet de üretir. İnsan bir partiye, harekete, ulusa, sınıfa veya düşünsel geleneğe bağlandığında dostluklarını, toplumsal çevresini, saygınlığını ve kendi hayat hikayesini de bu aidiyet içinde kurabilir.
Yıllarca uğruna mücadele edilmiş bir düşüncenin bazı temel kabullerini yeniden değerlendirmek bu nedenle yalnızca fikir değiştirmek gibi yaşanmaz. Verilmiş emek, çekilmiş acı, kurulmuş dostluklar, kazanılmış toplumsal statü ve kişinin kendisini nasıl tanımladığı da yeniden ele alınır. İnsan bazen bir düşünceyi savunurken kendi geçmişinin anlamını, kişiliğini ve toplumsal yerini de savunur. Paradigma değişiminin güçlüğü bu psikolojik ve toplumsal maliyetle birlikte büyür. Yeni düşünceyi anlamak için geçmişi silmek gerekmez. Geçmişin hangi koşullarda anlamlı olduğunu görmek, yeni bilginin hangi alanları genişlettiğini kabul etmek ve kişiliği kapalı bir ideolojik kalıp yerine yaşayan bir tarih olarak kurmak daha yaratıcı bir yol açar.
“Beni Anlamıyorsunuz” Sözünün Düşünsel Ağırlığı
Öcalan'ın “beni anlamıyorsunuz” sözü yalnızca daha fazla okuma çağrısı olarak değerlendirilemez. Bu söz eski kavramsal araçlarla yeni bir paradigmayı okumanın sınırlarına da işaret eder. Devleti toplumla, ulusu ulus-devletle, siyaseti iktidarla, devrimi devlet iktidarının ele geçirilmesiyle, ekonomiyi yalnızca üretim ve bölüşümle, kadın özgürlüğünü genel toplumsal sorunun alt başlığıyla açıklayan uzun bir düşünsel miras vardır. Öcalan'ın paradigmatik dönüşümü ise bu ayrımları aynı anda yeniden değerlendirmeye yönelir.
Demokratik toplum, demokratik ulus, kadın özgürlüğü, Jineoloji, ekolojik toplum, ahlaki ve politik toplum ve demokratik konfederalizm kavramları tek tek kavranarak tamamlanacak bir düşünsel yapı oluşturmaz. Devlet eleştirisi toplum anlayışıyla, kadın özgürlüğü erkeklik ve aileyle, ekoloji ekonomiyle, demokratik ulus kimlik ve çoğullukla, demokratik konfederalizm ise toplumun kendi kendini yönetme kapasitesiyle birlikte düşünülür. “Beni anlamıyorsunuz” sözü bu ilişkilerin eski kategorilerin içine sıkıştırılarak okunmasına yönelik bir uyarı olarak da anlam kazanır.
Doğa Bilimlerinin Açtığı Ufuk
Doğa bilimleri bu yeniden okumada geniş bir düşünsel ufuk sağlar. Newton fiziği doğanın matematiksel olarak anlaşılabileceğini gösteren büyük bir sıçrama yarattı. Einstein uzay, zaman ve kütleçekim anlayışını daha geniş bir çerçeveye taşıdı. Kuantum fiziği maddenin küçük ölçeklerdeki davranışına ilişkin yeni kavramlar geliştirdi. Evrimsel biyoloji insanı canlılık tarihinin içine yerleştirdi. Nörobilim zihinsel süreçlerin beden, öğrenme ve deneyimle ilişkisini ayrıntılandırdı. Ekoloji yaşamın karşılıklı bağımlılıklarını görünür hale getirdi. Antropoloji ve arkeoloji insan toplumlarının tarihsel çeşitliliğini genişletti.
Bu bilimsel gelişmelerin ortak değeri insanın kendisini daha geniş bir bağlamda görmesini sağlamalarıdır. İnsan kozmik tarihin, biyolojik evrimin, kültürel aktarımın ve toplumsal ilişkilerin kesiştiği çok katmanlı bir varlıktır. Bu bilgi toplumsal düşünceyi de daha ilişkisel hale getirebilir. İnsan ekonomik ilişkilere indirgenmeden ekonomi içinde düşünülebilir. Biyolojik özelliklere indirgenmeden evrimsel tarih içinde anlaşılabilir. Devletin yurttaşına indirgenmeden siyasal özne olarak ele alınabilir. Bütüncül düşünce farklı bilgi alanlarını kendi ölçeklerinde korur ve aralarındaki bağı kurar.
Marx'tan Öcalan'a Açılan Alan
Marx kapitalist üretim ilişkilerini, sermaye birikimini, sınıfı, metayı ve sömürüyü anlamak için olağanüstü bir düşünsel alan açtı. Bu birikim toplumsal düşüncenin temel kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. Daha sonraki tarih ise devlet, bürokrasi, kadınların ücretsiz emeği, sömürgecilik, ekolojik kriz, kimlik, kültür ve gündelik yaşam gibi alanların daha geniş biçimde düşünülmesini sağladı.
Öcalan'ın düşünsel dönüşümü bu genişleme içinde değerlendirildiğinde daha anlaşılır hale gelir. Devletin, erkek egemenliğin, kapitalist modernitenin ve doğa tahakkümünün aynı tarihsel bütün içindeki ilişkileri araştırılır. Toplumsal özgürlük devlet iktidarının el değiştirmesinden daha geniş bir alana taşınır. Toplumun kendi karar gücü, kadınların özerk iradesi, yerel örgütlenme, ekolojik sorumluluk ve kültürel çoğulluk özgürlük anlayışının parçaları haline gelir.
Bu yaklaşım Marx'ı dışarıda bırakmak yerine onun açtığı alanı başka tarihsel deneyimlerle genişletmeye imkan verir. Bilim tarihinde olduğu gibi düşünce de önceki büyük birikimleri daha geniş çerçevelere yerleştirerek gelişebilir.
Kadın Deneyimi Paradigmanın Merkezini Değiştirir
Kadının özgürlük mücadelesini merkeze almak paradigmanın en güçlü dönüşüm alanlarından biridir. Kadın tarihini erkek tarihinin yanına eklemek yerine toplumsal tarihin tamamını kadın deneyimiyle yeniden okumak daha köklü bir değişim yaratır. Bakım, doğum, beden, aile, sevgi, cinsellik, gündelik emek, toplumsal hafıza ve yerel bilgi siyasal düşüncenin merkezine taşınır.
Bu değişim erkeği de yeniden düşünmeye zorlar. Erkeklik tarihsel ve toplumsal olarak kurulmuş bir güç ilişkisi olarak incelendiğinde özgürleşme kadınların önündeki engellerin kaldırılmasının ötesine geçer. Erkeğin hakimiyet, kontrol, rekabet ve otoriteyle kurduğu bağ da dönüşümün konusu haline gelir. Kadın özgürlüğü bu nedenle demokratik toplumun yan başlığı olarak kalmaz. Toplumun özgürlük düzeyini ölçen temel alanlardan biri olur.
Ekoloji ve Özgürlüğün Maddi Zemini
Ekoloji insanı yaşadığı doğal sistemlerden kopuk düşünmenin sınırlarını görünür hale getirir. Su, toprak, iklim, orman, mikroorganizmalar ve diğer canlılar insan yaşamının maddi koşullarını oluşturur. Ekonomik ve siyasal kararlar bu yaşam ağlarının içinde gerçekleşir. Özgür toplum arayışı bu nedenle insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler kadar yaşamın maddi zeminini de hesaba katar.
Ekolojik düşünce üretimin amacını, tüketimin sınırlarını, kentleşmeyi, enerjiyi ve tarımı yeniden değerlendirmeye açar. Kadın özgürlüğü, demokratik ekonomi ve ekolojik yaşam bu düzeyde birbirine yaklaşır. Çünkü hepsi yaşamın hangi ilişkilerle yeniden üretileceği sorununa bağlanır.
Öcalan'ı Yeniden Okumak
Öcalan'ı yeniden okumak onun kavramlarını tekrar etmekten daha geniş bir düşünsel çalışma gerektirir. Demokratik toplum, kadın özgürlüğü, ekoloji, demokratik ulus, ahlaki ve politik toplum, demokratik konfederalizm ve Jineoloji fizik, kuantum fiziği, biyoloji, evrimsel biyoloji, nörobilim, antropoloji, arkeoloji ve çağdaş tarih araştırmalarının açtığı bilgi ufkuyla birlikte ele alındığında daha geniş bir tartışma alanı oluşur.
Bu okuma düşüncenin gerçeklikle ilişkisini canlı tutmayı amaçlar. Yeni bulgular bazı yorumları güçlendirebilir, bazı kavramların kapsamını genişletebilir ve bazı tarihsel kabullerin yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir. Eleştiri de bu sürecin kurucu parçalarından biridir. Paradigma eleştiriyle karşılaştıkça kendi sınırlarını daha iyi görür, yeni sorular üretir ve düşünsel ufkunu genişletir.
Eksik Hikayeden Açık Paradigmaya
Bu yazı dizisinin çıkış noktası üç düşünsel kabul üzerinde yükseliyor. İnsanlık hikayesi kadınların bastırılmış deneyimi görünür hale geldikçe yeniden yazılacaktır. Evren hakkındaki bilgi geliştikçe insanın kendi konumuna ilişkin düşüncesi de değişecektir. Yeni bir paradigmayı anlamak, yalnızca yeni kavramlar öğrenmekle sınırlı kalmayacak, eski düşünme alışkanlıklarının da yeniden değerlendirilmesini gerektirecektir.
Bu üç kabul aynı düşünsel yönü gösteriyor. Bütüncül düşünce. Kadını, doğayı, emeği, bilimi, tarihi, devleti, kültürü ve toplumu birbirinden koparmadan, aynı zamanda hiçbirini diğerinin içine eritmeden ilişkilendirebilen bir düşünce.
Öcalan'ın açtığı alan da bu gözle yeniden okunabilir. Doğal toplumdan devletli uygarlığa, kadın deneyiminden erkek egemenliğe, kültürel birikimden bilginin iktidarına, Sümerlerden kapitalist moderniteye, Marx'tan demokratik moderniteye, Newton'dan kuantuma, kozmolojiden insan beynine, ekolojiden özgür toplum arayışına uzanan geniş bir düşünsel yol.
Eksik bırakılmış insanlık hikayesini genişletmek, bilinmeyen evren karşısında düşünsel tevazuyu korumak ve kendi kavramlarımızın sınırlarını görebilmek özgür toplum arayışının güçlü başlangıç noktalarıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.