Bölüm-32 Erkeklik Çözülmeden Toplum Yenilenebilir mi?
Bölüm - 32 Erkekliğin Çözülmesi ve Toplumun Yenilenmesi
Erkek egemenliği kadınların yaşamını sınırlayan tarihsel bir iktidar düzenidir ve aynı zamanda erkeği belirli davranış kalıpları içine yerleştirir. Aileyi sabit roller çevresinde örgütler, siyasal kültürü güç ve rekabet üzerinden biçimlendirir, duyguları zayıflıkla ilişkilendirir, karar vermeyi erkekliğin doğal hakkı gibi sunar ve toplumsal değeri hakimiyetle ölçen bir anlayış üretir. Erkek çocuk daha küçük yaşlardan başlayarak güçlü görünmesi, korkusunu saklaması, yenilgiyi kabul etmemesi, ailesini yönetmesi ve zamanla karar verici konuma yerleşmesi yönünde açık ve örtük mesajlarla karşılaşır. Böylece erkeklik yalnızca biyolojik cinsiyetin adı olmaktan çıkar, toplumsal olarak öğretilen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir beklentiler sistemine dönüşür.
Bu düzen erkeğin kadın karşısındaki ayrıcalıklarını güçlendirirken onun kendi yaşamını da daraltır. Duygusunu ifade eden, yardım isteyen, bakım veren, geri çekilen, uzlaşan veya güç paylaşan erkek davranışları uzun süre zayıflık gibi değerlendirildi. Güç ise kontrol etmek, yönetmek, kazanmak ve üstün gelmekle özdeşleştirildi. Bu değerler aileden siyasete, iş yaşamından örgütsel yapılara kadar taşındı. Toplumun yenilenmesi de bu nedenle yalnızca kurumların değişmesiyle sınırlı kalmaz. İnsanların birbirleriyle kurduğu ilişkinin, erkekliğin ve gücün anlamının da dönüşmesini gerektirir.
Erkeklik Toplumsal Olarak Öğrenilir
Erkek dünyaya yönetme yetkisiyle gelmez. Evde, okulda, sokakta, askerlikte, işyerinde ve siyasal örgütlenmelerde hangi davranışların kabul gördüğünü öğrenir. Güçlü olmanın saldırganlıkla, kararlılığın sertlikle, saygınlığın ekonomik başarıyla ve erkekliğin denetim kurabilmekle ilişkilendirildiği kültürel ortam bu kimliği adım adım şekillendirir. Çocuklukta başlayan bu öğrenme yetişkinlikte aile sorumluluğu, ekonomik statü, cinsellik, toplumsal saygınlık ve siyasal davranış üzerinden yeniden üretilir.
Bu nedenle erkeklik bireysel karakterden çok daha geniş bir toplumsal ilişkiler alanıdır. Erkeğin kim olduğunu yalnızca kendi tercihleri belirlemez. Çevresindeki erkeklerin davranışları, aile modeli, eğitim sistemi, medya, ekonomi ve siyasal kültür de erkekliğin sınırlarını çizer. Toplum hangi davranışı ödüllendiriyorsa erkeklik de o yönde biçim kazanır.
Erkeklik kültürü değişebildiği için yeni davranış biçimleri de öğrenilebilir. Güç paylaşımı, bakım sorumluluğu, duygusal açıklık, eleştiri karşısında sakin kalabilme, ortak karar ve eşit ilişki erkekliğin yeni biçimlerinin temelini oluşturabilir.
Aile Erkekliğin İlk Okuludur
İnsan siyasal iktidarla ilk kez parlamento veya devlet kurumu aracılığıyla karşılaşmaz. Çocuk otoritenin, kararın ve iş bölümünün nasıl kurulduğunu önce aile içinde görür. Kimin daha çok konuştuğu, kimin son sözü söylediği, kimin sofrayı hazırladığı, kimin gelir üzerinde karar verdiği ve kimin diğerlerinden daha fazla fedakarlık yapmasının beklendiği çocuk için ilk toplumsal öğrenme alanıdır.
Erkek çocuk kendisine daha geniş hareket alanı tanındığını, kız kardeşinden daha az ev işi beklendiğini ve babanın kararlarının daha belirleyici olduğunu görerek büyüdüğünde bu ilişki biçimini doğal kabul etmeye başlayabilir. Kız çocuk da bakımın, fedakarlığın ve itaatin kendi rolünün parçası olduğunu öğrenebilir. Böylece toplumsal cinsiyet yalnızca sözlü öğütlerle değil gündelik yaşamın tekrarlarıyla kurulur.
Demokratik aile bu tekrarları dönüştüren bir yaşam biçimi yaratır. Kararlar ortaklaşa alınır, bakım sorumluluğu paylaşılır, ekonomik kaynaklar birlikte yönetilir ve çocuklar cinsiyetlerine göre farklı özgürlük ölçüleriyle yetiştirilmez. Erkek ev işine katıldığında kadına yardım etmiş olmaz, ortak yaşamın eşit sorumluluğunu üstlenir. Bu değişim erkekliğin en köklü dönüşüm alanlarından biridir.
Güç Kavramının Değişmesi
Erkek egemen kültür uzun süre gücü yönetmek, üstün gelmek ve kontrol etmekle ilişkilendirdi. Demokratik toplum açısından güç daha farklı bir anlam kazanabilir. Kendi duygularını tanımak, eleştiriyi dinlemek, hatasını kabul etmek, sorumluluk almak, eşit ilişki kurmak ve başkasının özgürlüğünden korkmamak da güçlü insan davranışlarıdır.
Hakimiyet kurma ihtiyacı çoğu zaman kırılganlıkla birlikte gelişebilir. Kendisini yalnızca ekonomik başarı, statü veya başkaları üzerindeki denetim üzerinden değerli hisseden erkek bu alanları kaybettiğinde kimlik krizine sürüklenebilir. İşsizlik, ekonomik gerileme veya toplumsal statü kaybı bazı erkeklerde yoğun öfke ve değersizlik duygusu yaratabilir.
Yeni erkeklik anlayışı kişinin değerini kontrol gücünden ayırır. İnsan kendi değerini başkasının hareket alanını daraltarak kanıtlamak zorunda kalmaz. Özgüven, karşısındaki insanın özgürlüğüyle birlikte yaşayabilme kapasitesine dönüşür.
Duyguların Özgürleşmesi
Erkeklik kültürü erkeğin davranışlarını olduğu kadar duygularını da biçimlendirir. Korku, üzüntü, kırılganlık, yetersizlik ve çaresizlik uzun süre erkeklik imgesinin dışına itildi. Erkekten güçlü görünmesi, acısını saklaması ve kendi sorunlarını tek başına çözmesi beklendi.
Duygular ifade alanı bulduğunda insan kendi davranışını daha iyi anlayabilir. Korkusunu tanıyan kişi onu öfkeye dönüştürmeden taşıyabilir. Üzüntüsünü ifade eden insan acısını başkasına yöneltme ihtiyacını azaltabilir. Yardım istemeyi öğrenen erkek de sürekli güçlü görünme baskısından uzaklaşır.
Bu dönüşüm siyasal kültür açısından da önemlidir. Dinleme, empati, müzakere ve uzlaşma güçlü demokratik yeteneklerdir. Sertlik, yüksek ses ve buyurganlık siyasal kararlılığın ölçüsü olmaktan çıktığında daha çoğul bir ilişki biçimi gelişir.
Erkeğin duygularıyla kurduğu ilişki değiştikçe aile, arkadaşlık ve siyasal yaşam içindeki davranışları da değişebilir.
Erkeklik ve Rekabet Kültürü
Kapitalist modernite erkekliği ekonomik başarıyla güçlü biçimde ilişkilendirdi. Daha fazla kazanmak, daha yüksek konuma ulaşmak, daha güçlü görünmek ve diğer erkeklerin önüne geçmek erkekliğin önemli ölçülerinden biri haline geldi. Para, makam, otomobil, beden gücü ve mesleki statü erkekler arasında sürekli bir karşılaştırma alanı yarattı.
Bu yarış erkeklere kadınlar karşısında ayrıcalıklar sunarken onları birbirleriyle bitmeyen bir rekabete de sürükledi. Kazanamayan, işsiz kalan veya ekonomik statüsünü kaybeden erkek kendisini değersiz hissedebilir. Erkekliğin ekonomik performansa bağlandığı toplumda başarısızlık kişisel kimliğin sarsılması anlamına gelebilir.
Demokratik ekonomi erkeklik açısından da başka değerler yaratabilir. İş birliği, ortak üretim, paylaşım, bakım ve toplumsal yarar ekonomik başarının parçası haline geldiğinde erkeğin kendisini yalnızca rekabet yoluyla kanıtlama baskısı azalır.
Toplum hangi davranışları ödüllendirirse erkeklik de o değerler çevresinde yeniden şekillenir.
Erkeklik Siyasetin Dilini de Kurar
Erkeklik kültürü siyasal yapılarda kendisini farklı biçimlerde gösterebilir. Uzun konuşmak, tartışmayı sertleştirmek, sürekli kesin konuşmak ve geri adımı zayıflık saymak kimi ortamlarda politik yetkinlik gibi algılanabilir. Dinleme, bakım, ilişki kurma ve ortaklaştırma ise siyasal faaliyetin ikincil alanları gibi görülebilir.
Bu kültür lider merkezciliğini de besleyebilir. Güçlü lider fikri, itaat, disiplin ve yukarıdan aşağıya karar alma tarzıyla birleştiğinde örgütsel yapı erkeklik değerlerini yeniden üretir.
Demokratik siyaset daha geniş bir kapasiteye dayanır. Farklı insanların konuşabilmesi, eleştiri yapabilmesi, gündemi etkileyebilmesi, karar alabilmesi ve sorumluluk üstlenebilmesi gerekir. Bu tarz siyaset gücü merkezde biriktirmek yerine topluma yayar.
Erkeklik dönüşümü bu nedenle siyasal kültürün dönüşümüdür. Kadınların konuşma alanı genişlediğinde, bakım ve dayanışma siyasal değer kazandığında, eleştiri düşmanlık olarak görülmediğinde ve ortak karar temel hale geldiğinde örgütsel yaşam da demokratikleşir.
Kadın Özgürlüğü ve Erkek Sorumluluğu
Kadınların kendi örgütlenmelerini kurması, ekonomik bağımsızlık kazanması, bedenleri üzerinde karar hakkına sahip olması ve siyasal alanda güçlenmesi özgürlük mücadelesinin temel alanlarıdır. Erkek dönüşümü bu mücadelenin yerine geçmez. Erkeklerin sorumluluğu kadınların mücadelesini yönetmek veya onun adına konuşmak değildir.
Erkeğin temel sorumluluğu kendi ayrıcalıklarını ve davranışlarını incelemektir. Kimin daha fazla konuştuğunu, ev içi emeğin nasıl dağıldığını, ekonomik kaynakları kimin yönettiğini, kadının zamanına nasıl yaklaşıldığını ve eleştiri karşısında nasıl davrandığını fark etmek dönüşümün gerçek başlangıcıdır.
Erkek egemen sistem erkekleri belirli kalıplara yerleştirirken onlara kadınlar karşısında tarihsel ayrıcalıklar da sağlamıştır. Dönüşüm bu ayrıcalıkları görünür hale getirmeyi ve eşit ilişki yönünde yeniden düzenlemeyi gerektirir.
Erkek dönüşümü kadınlara sunulan iyilik değildir. Demokratik toplum karşısında üstlenilen toplumsal sorumluluktur.
Bakım Yeni Erkekliğin Temelidir
Bakım yalnızca çocuk veya hasta ile ilgilenmek anlamına gelmez. Başka insanın ihtiyacını fark etmek, zaman ayırmak, sorumluluk üstlenmek ve yaşamın devamlılığına katkıda bulunmak anlamına gelir.
Erkek egemen kültür bakım faaliyetlerini uzun süre kadınlarla özdeşleştirdi. Erkek üretim ve gelirle, kadın ise bakım ve evle ilişkilendirildi. Bu ayrım erkekleri de yaşamın önemli bir alanından uzaklaştırdı.
Çocuğuna bakım veren, yaşlı ebeveyninin sorumluluğunu paylaşan, yemek yapan, evi temizleyen ve duygusal destek sağlayan erkek yalnızca görev paylaşımı yapmaz. Erkekliğin anlamını da değiştirir.
Bakımın eşit paylaşımı kadınların zamanını özgürleştirirken erkeklerin ilişki kurma kapasitesini de büyütür. Bu değişim aileyi, sevgiyi ve ebeveynliği daha demokratik hale getirir.
Erkekliğin Doğayla İlişkisi
Hakimiyet kültürü yalnızca kadınla kurulan ilişkide görülmez. Doğaya yönelik yaklaşımda da benzer bir dil gelişebilir. Fethetmek, kontrol altına almak, kaynakları ele geçirmek ve sınırsız büyümek modern erkeklik ve modern kalkınma anlayışında uzun süre olumlu değerler olarak sunuldu.
Ekolojik toplum bu dili dönüştürür. İnsan doğayla karşılıklı bağımlılık içinde yaşayan bir canlıdır. Toprak, su, orman ve diğer canlılar ekonomik kullanım değerinin ötesinde yaşamın bütünlüğünü oluşturur.
Erkekliğin dönüşümü bu açıdan hakimiyet fikrinin genel dönüşümünün de parçasıdır. Kadınla, çocukla, toplumla ve doğayla kurulan ilişki sahiplik yerine karşılıklı sorumluluk üzerinden kurulabilir.
Bu yaklaşım erkeğin dünyayla kurduğu bağı daha geniş bir yaşam etiğine taşır.
Demokratik Toplum Yeni Bir Erkeklik Kültürü Gerektirir
Öcalan'ın demokratik toplum yaklaşımında kadın özgürlüğünün merkezi konumu erkekliğin de yeniden ele alınmasını gerektirir. Yeni toplum yalnızca yasaların, devlet biçiminin veya mülkiyet ilişkilerinin değişmesiyle kurulmaz. İnsanların karakterlerinde, davranışlarında, aile ilişkilerinde ve siyasal kültürde de yeni bir yaşam biçimi gelişir.
Erkek kadın üzerinde kurduğu iktidardan uzaklaştıkça kendi yaşamını da daha geniş ilişki imkanlarına açar. Çocuğuyla sevgiye dayalı ilişki kurar, eleştiriden öğrenir, bakım sorumluluğunu paylaşır, ekonomik başarıyı kimliğinin tek ölçüsü olmaktan çıkarır ve siyasal alanda gücü paylaşmayı öğrenir.
Bu yeni erkeklik kalıbı üstünlüğe dayanmaz. Eşitliğe, ortak sorumluluğa, duygusal açıklığa ve demokratik ilişkiye dayanır.
Demokratik toplumun erkekten istediği şey daha güçlü hakimiyet değil, daha güçlü ilişki kurma kapasitesidir.
Dönüşüm Gündelik Yaşamda Başlar
Erkeklik dönüşümü büyük teorilerden önce gündelik pratiklerde görünür hale gelir. Ev işini eşit paylaşmak, kadının zamanını kendi zamanı kadar değerli görmek, ortak karar almak, kadının özerk alanlarına saygı göstermek, sözü kesmeden dinlemek ve kendi davranışını eleştiriye açmak dönüşümün somut adımlarıdır.
Siyasal örgütlerde de benzer bir süreç gerekir. Erkek egemen dilin fark edilmesi, kadınların deneyimlerinin dinlenmesi, toplantı kültürünün değiştirilmesi ve bakım emeğinin siyasal yaşamın parçası olarak görülmesi önemli dönüşümler yaratabilir.
Bu süreç suçluluk üzerine değil sorumluluk üzerine kurulmalıdır. Suçluluk insanı içine kapatabilir. Sorumluluk ise davranışı değiştirmeye yöneltir.
Erkek kendi kimliğini savunmak yerine kendi davranışlarını gözlemlemeye başladığında değişim daha kalıcı hale gelir.
Erkeklik Çözülürken Toplum Yenilenir
Toplumsal dönüşüm ekonomi, siyaset, kültür, aile ve gündelik ilişkilerin birlikte değişmesiyle derinleşir. Erkeklik kültürü de bu bütünün önemli parçalarından biridir. Ailede karar tek elde toplandığında, siyasal alanda sertlik güç sayıldığında, rekabet hayatın temel ölçüsüne dönüştüğünde ve bakım kadınlara bırakıldığında eski hiyerarşiler yeni kurumların içinde yaşamaya devam eder. Yeni toplum yeni ilişkilere ihtiyaç duyar.
Kadın kendi yaşamının öznesi olduğunda, erkek hakimiyet rolünden uzaklaştığında, bakım ortak sorumluluğa dönüştüğünde, siyaset emirden katılıma geçtiğinde ve güç paylaşılabilir hale geldiğinde toplumun demokratik niteliği büyür.
Erkekliğin çözülmesi erkeğin silinmesi anlamına gelmez. Erkeğin iktidarla kurduğu tarihsel bağın çözülmesi anlamına gelir.
Bu dönüşüm kadın özgürlüğünü genişletir, erkeğin insan olarak yaşam alanını büyütür ve demokratik toplumun gündelik temelini güçlendirir.
Toplum erkekliği üstünlükten eşitliğe, hakimiyetten ilişkiye ve kontrolden ortak sorumluluğa taşıdığı ölçüde gerçekten yenilenir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.