Bölüm - 31 Kadın Özgürlüğü Toplumun Özgürlük Ölçüsüdür
Bölüm - 31 Kadın Özgürlüğü - Toplumun Özgürlük Ölçüsü
Bir toplum kendisini demokratik, sosyalist, laik, çağdaş veya özgürlükçü olarak tanımlayabilir. Anayasasında eşitlik yazabilir, kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip olabilir, parlamentoda kadın milletvekilleri, üniversitelerde kadın akademisyenler ve şirketlerin başında kadın yöneticiler bulunabilir. Bu kazanımlar önemlidir ve özgürlük düzeyini tek başına açıklamaz. Toplumun gerçek yapısı gündelik yaşamın içinde daha açık görünür. Kadının kendi bedeni üzerinde karar gücü, ekonomik kaynaklara erişimi, çalışma yaşamındaki konumu, aile içindeki söz hakkı, bakım yükünün paylaşımı, siyasal kararlara katılımı ve yaşam tercihlerini özgürce belirleyebilmesi toplumdaki iktidar ilişkilerinin derinliğini gösterir.
Kadın özgürlüğünü toplumun özgürlük ölçüsü haline getiren de bu bütünlüktür. Özgürlük yalnızca devlet karşısında hak sahibi olmakla sınırlı kalmaz. Evde, işyerinde, sokakta, siyasette, ilişkilerde ve kültürel yaşamda nasıl bir güç dağılımı bulunduğu da belirleyicidir. Bir insan kamusal alanda eşitlik savunurken ev içinde bütün bakım yükünü kadına bırakabilir. Siyasal baskıya karşı mücadele ederken kızının, eşinin veya kız kardeşinin yaşam tercihlerini belirleyebilir. Bu çelişkiler özgürlüğün gündelik ilişkilerde ne kadar köklendiğini gösterir.
Öcalan'ın demokratik toplum yaklaşımında kadın özgürlüğünün merkezi konumu da buradan güç alır. Özgür toplum, yalnızca merkezi iktidarın sınırlandığı toplum anlamına gelmez. İnsanların birbirleri üzerinde kurduğu gündelik tahakküm biçimlerinin de dönüştüğü bir yaşam düzenini gerektirir.
Özgürlüğün Gerçek Ölçüsü Gündelik Yaşamdır
Büyük siyasal kavramlar gündelik hayat içinde sınanır. Demokrasi yalnızca seçim günü, eşitlik yalnızca anayasa maddesi, özgürlük yalnızca hukuki hak olarak yaşanmaz. Evde kimin karar verdiği, kimin çalışmasının görünür sayıldığı, kimin zamanının daha değerli görüldüğü, kimin bedenine müdahale edildiği ve kimin kendi yaşamına ilişkin son sözü söylediği özgürlüğün gerçek niteliğini belirler.
Bir evde erkek kendi zamanını özgürce kullanırken kadın bakım, temizlik, çocuk ve yaşlı sorumluluğunu sürekli taşıyorsa eşitlik sınırlı kalır. Kadın gelir sahibi olsa bile parasını nasıl kullanacağı üzerinde baskı varsa ekonomik bağımsızlık daralır. Kadın siyasete katılsa fakat karar süreçlerinde erkeklerin çizdiği sınırlar içinde hareket ediyorsa temsil sayısı artarken siyasal özneleşme aynı hızda gelişmeyebilir.
Bu nedenle kadın özgürlüğü günlük yaşamın en küçük alanlarına kadar uzanan bir demokrasi ölçüsüdür. Yemek masasından örgüt toplantısına, aile bütçesinden miras paylaşımına, çalışma hayatından sevgi ilişkisine kadar bütün alanlarda kendisini gösterir.
Temsilin Ötesinde Özgürlük
Kadınların eğitim, iş yaşamı, siyaset ve kamusal alana katılımı büyük tarihsel kazanımlar yarattı. Temsil arttıkça kadınların sesi daha görünür hale geldi ve karar mekanizmaları daha geniş deneyimlerle buluştu. Bu ilerleme kadın özgürlüğünün önemli bir parçasıdır.
Daha derin dönüşüm, kadınların mevcut kurumlara katılımıyla birlikte bu kurumların hangi güç ilişkileri üzerine kurulduğunu da yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Bir şirketin başında kadının bulunması o şirketin emek ilişkilerini kendiliğinden dönüştürmez. Bir devletin başında kadının bulunması merkeziyetçi siyaset kültürünü otomatik olarak değiştirmez. Parlamentodaki kadın sayısı yükselirken ev içindeki bakım yükü aynı biçimde kalabilir.
Kadın özgürlüğü bu nedenle iktidara erişimden daha geniş bir anlam taşır. Kadının erkekle aynı ayrıcalıklara ulaşması kadar, ayrıcalığın ve hiyerarşinin kendisinin nasıl üretildiğini de sorgular.
Özgürleşme tahakkümde eşitlik yaratmak yerine tahakküm ilişkisini dönüştürmeye yönelir.
Erkeklik de Dönüşür
Erkek egemen düzen kadınlara roller biçirdiği kadar erkekleri de belirli davranış kalıplarına yerleştirir. Güçlü görünme zorunluluğu, duyguları bastırma, sürekli rekabet etme, yenilgiyi kabul etmemek, aile üzerinde kontrol kurmak ve bakım işlerinden uzak durmak tarihsel erkeklik biçimlerinin önemli parçalarıdır.
Bu kalıplar erkeğe ayrıcalık sağlar ve aynı zamanda onu belirli bir kimliğe hapseder. Sürekli güçlü olmak zorunda kalan insan korkusunu saklar, sürekli yönetmesi beklenen insan ilişki kurma kapasitesini zayıflatabilir, bakımın dışında tutulan erkek kendi yaşamının önemli bir insani alanından uzaklaşabilir.
Kadın özgürlüğü bu nedenle erkeklerin özgürleşme alanını da genişletir. Bakım veren, duygusunu ifade edebilen, ortak karar alan, yönetme ihtiyacını ilişki kurma yeteneğiyle değiştiren erkeklik biçimi hem kadınlar hem erkekler için daha özgür bir yaşam yaratır.
Toplumun özgürleşmesi yalnızca ezilenlerin zincirlerinin çözülmesiyle tamamlanmaz. Tahakküm kurma rolüne yerleştirilenlerin de bu rolden çıkabilmesi gerekir.
Aile Demokratikleştiğinde Toplum Değişir
Aile sevgi, dayanışma ve bakım alanıdır. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerinin kuşaklar arasında aktarıldığı en güçlü yapılardan biridir. Çocuk devlet kurumlarını tanımadan önce kimin karar verdiğini, kimin bakım yaptığını, kimin daha fazla konuştuğunu ve kimin fedakarlık yapmasının beklendiğini aile içinde öğrenir.
Bu nedenle demokratik toplumun kuruluşu evin içinde de başlar. Kararların ortak alınması, bakım emeğinin paylaşılması, çocukların cinsiyet kalıplarıyla sınırlandırılmaması, ekonomik kaynakların eşit yönetilmesi ve herkesin kendi özel alanına sahip olması aileyi demokratik yaşamın temel alanına dönüştürür.
Kadın özgürlüğü aileyi ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Aileyi eşit ilişki, ortak sorumluluk ve özgür bireyler temelinde yeniden kurmak anlamına gelir.
Evin içindeki demokrasi kamusal demokrasinin en güçlü toplumsal temelini oluşturur.
Bakım Emeği Özgürlüğün Merkezindedir
Toplumun devamlılığı bakım emeğine dayanır. Çocukların büyütülmesi, yaşlıların korunması, hastaların bakımı, yemek, temizlik, duygusal destek ve gündelik yaşamın örgütlenmesi ekonomik ve toplumsal hayatın görünmeyen temelini oluşturur.
Bu emek uzun süre kadınların doğal görevi gibi kabul edildi. Böylece kadınların zamanının önemli bölümü ücretsiz bakım faaliyetlerine ayrıldı ve ekonomik bağımsızlıkları, eğitim imkanları, siyasal katılımları ve kişisel zamanları daraldı.
Kadın özgürlüğü bakımın toplumsal değerinin tanınmasını ve bu sorumluluğun eşit biçimde paylaşılmasını gerektirir. Erkeklerin bakım süreçlerine katılması, kamusal bakım hizmetlerinin güçlenmesi ve bakım emeğinin ekonomik olarak görünür hale gelmesi özgürlük alanını genişletir.
Bakım ortak sorumluluğa dönüştüğünde kadınların yaşam zamanı özgürleşir. Aynı zamanda erkekler de yaşamın yeniden üretimine daha doğrudan katılır.
Beden Üzerindeki Karar Gücü
Özgürlüğün en temel alanlarından biri insanın kendi bedeni hakkında karar verebilmesidir. Kadının kiminle yaşayacağına, çocuk sahibi olup olmayacağına, nasıl giyineceğine, hangi sağlık hizmetini alacağına ve kendi cinsel yaşamına ilişkin kararları kendisinin verebilmesi demokratik toplumun temel ölçülerinden biridir.
Beden üzerindeki denetim yalnızca yasa yoluyla kurulmaz. Gelenek, aile baskısı, ekonomik bağımlılık, mahalle baskısı, dini yorumlar ve kültürel normlar da kadınların hareket alanını etkileyebilir.
Kadının bedeni aile onurunun, topluluğun namusunun veya devlet politikasının taşıyıcısı olarak görüldüğünde kadın kendi yaşamının öznesi olmaktan uzaklaşır.
Demokratik toplum kadının bedenini toplumsal denetimin alanından çıkararak kişisel özgürlüğün ve insan onurunun temel alanı olarak kabul eder.
Ekonomik Bağımsızlık ve Karar Gücü
Kadının özgürlük düzeyi ekonomik ilişkilerle doğrudan bağlantılıdır. Gelire erişimi olmayan veya ekonomik kaynakları üzerinde karar hakkı bulunmayan kadın aile içindeki güç ilişkilerinde daha kırılgan hale gelebilir.
Kadının ücretli çalışmaya katılması önemli bir kazanımdır ve ekonomik özgürlük bundan daha geniş bir alanı kapsar. Ücretin büyüklüğü, çalışma koşulları, mülkiyete erişim, miras hakkı, üretim kararlarına katılım ve bakım yükünün dağılımı birlikte değerlendirilmelidir.
Demokratik ekonomi kadını yalnızca işgücüne katılan birey olarak görmez. Kadının üretim, bakım, kooperatif, yerel ekonomi ve ortak kaynak yönetimindeki karar gücünü de önemser.
Ekonomik özgürlük kadının kendi yaşam tercihlerini gerçekleştirme kapasitesini büyütür.
Siyasal Katılımın Niteliği
Kadınların siyasette görünür olması demokratik yaşamın önemli göstergelerinden biridir. Daha ileri aşama karar süreçlerinin yapısında ortaya çıkar.
Toplantıda kadınların bulunması ile kararın şekillenmesinde belirleyici olmaları farklı düzeylerdir. Kadının konuşma zamanı, gündem belirleme gücü, ekonomik kaynaklara erişimi ve örgütsel sorumlulukları siyasal katılımın niteliğini belirler.
Kadınların yalnızca sosyal politika, aile veya kadın sorunları başlıklarına yönlendirilmesi de siyasal alanı sınırlar. Ekonomi, dış politika, ekoloji, bütçe, enerji, kent planlaması ve güvenlik gibi bütün alanlarda kadınların karar gücü demokratik siyasetin doğal parçasıdır.
Öcalan'ın yaklaşımında kadınların özerk örgütlenmesi bu nedenle önemli yer tutar. Kadının kendi deneyimini, sözünü ve siyasal iradesini oluşturabildiği alanlar ortak siyasetin demokratik niteliğini güçlendirir.
Kadın Özgürlüğü ve Sosyalizm
Sosyalizm tarihsel olarak sınıfsal sömürüye karşı büyük bir eşitlik arayışı geliştirdi. Kadın özgürlüğü bu eşitlik anlayışının daha derinleşmesini sağlar.
Üretim araçlarının mülkiyetinin değişmesi, bakım emeğinin paylaşımını, aile içindeki güç ilişkilerini ve erkeklik kültürünü kendiliğinden dönüştürmeyebilir. Ekonomik eşitlik ile toplumsal cinsiyet eşitliği birlikte ilerlediğinde özgürlük daha güçlü bir toplumsal temel kazanır.
Kadının ücretsiz bakım emeği görünür hale geldiğinde ekonomi kavramı değişir. Aile içindeki karar gücü eşitlendiğinde demokrasi gündelik yaşama taşınır. Erkeklik kültürü dönüştüğünde siyasal örgütlenme de farklılaşır.
Kadın özgürlüğü sosyalist düşünceyi genişleten ve eşitlik kavramını yaşamın bütün alanlarına taşıyan kurucu bir güçtür.
Kadın Özgürlüğü ve Ekoloji
Kadınların yaşam deneyimi su, gıda, bakım, tarım, sağlık ve yerel yaşamla birçok toplumda güçlü bağlar kurmuştur. Bu bağ kadınların doğaya doğuştan daha yakın olduğu anlamına gelmez. Tarihsel iş bölümü kadınları yaşamın yeniden üretildiği alanlarda daha yoğun biçimde konumlandırmıştır.
Ekolojik kriz bu alanları doğrudan etkiler. Su kıtlığı, gıda fiyatları, tarımsal yıkım ve sağlık sorunları bakım emeğini büyütebilir ve kadınların yaşam yükünü artırabilir.
Bu nedenle ekolojik demokrasi kadınların deneyimini karar süreçlerine taşımakla güçlenir. Su yönetiminden enerjiye, tarımdan kent planlamasına kadar bütün alanlarda kadınların doğrudan katılımı yaşam merkezli politikaların kapsamını genişletir.
Kadın özgürlüğü ile ekolojik toplum aynı yaşam alanında buluşur.
Öcalan'ın Açtığı Alanda Kadın Özgürlüğü
Öcalan'ın demokratik toplum yaklaşımında kadın özgürlüğü ayrı bir reform başlığı olarak kurulmaz. Demokratik toplumun yapısını belirleyen kurucu alanlardan biri olarak ele alınır.
Toplum devlet karşısında özgürleşirken ailedeki, ekonomideki ve gündelik ilişkilerdeki erkek egemen yapılar korunursa demokratikleşme sınırlı kalır. Bu nedenle kadın özgürlüğü siyasal sistemin dışında duran sosyal politika alanı olmaktan çıkar.
Kadınların özerk örgütlenmesi, eşit temsil, ekonomik bağımsızlık, beden üzerindeki karar gücü, bakımın toplumsallaşması ve erkekliğin dönüşümü aynı demokratik sürecin parçalarıdır.
Bu yaklaşım özgürlüğü toplumun en derin ilişkilerine taşır. Devletin yetkilerinin azalması kadar evin içindeki iktidarın değişmesi de demokratik toplumun parçası haline gelir.
Özgürlük Bir İlişki Biçimidir
Özgürlük tamamlanıp geride bırakılan aşama değildir. İnsanların birbirleriyle kurduğu ilişkinin niteliği içinde sürekli yeniden üretilir.
Eşitlik karşılıklı söz hakkıyla, demokrasi karar süreçlerine gerçek katılımla, özgürlük ise bireyin kendi yaşamı üzerinde sahip olduğu güçle anlam kazanır.
Kadın özgürlüğü bu nedenle toplumun sürekli kendisini sınadığı bir ölçü olarak görülebilir. Aile, ekonomi, siyaset, örgütlenme, kültür ve gündelik yaşam bu ölçü üzerinden yeniden değerlendirilebilir.
Kadının kendi yaşamı üzerindeki karar gücü arttıkça toplumun demokratik niteliği derinleşir. Bakım ortak sorumluluğa dönüştükçe özgür zaman genişler. Erkeklik iktidar yükünden kurtuldukça ilişkiler eşitlenir. Kadın siyasette doğrudan özne oldukça demokrasi temsilin ötesine geçer.
Demokratik Toplumun Aynası
Kadın özgürlüğü toplumun kendi yapısını görmesini sağlayan en güçlü aynalardan biridir. Bu aynada yalnızca kadınların konumu görünmez. Ailenin ne kadar demokratik olduğu, ekonominin hangi emeği değerli saydığı, siyasetin karar gücünü nasıl dağıttığı, kültürün erkekliği nasıl kurduğu ve toplumun farklı yaşam tercihlerine ne kadar alan açtığı da görünür hale gelir.
Kendisine demokratik diyen toplum kadınların kendi yaşamları üzerinde güçlü karar hakkı oluşturduğunda demokrasi gündelik gerçeklik kazanır. Kendisine sosyalist diyen toplum bakım emeğini, erkek egemenliği ve aile içindeki güç ilişkilerini dönüştürdüğünde eşitlik daha derin hale gelir. Kendisine devrimci diyen hareket kendi içindeki erkek egemen alışkanlıkları değiştirdiğinde savunduğu dönüşümü kendi yaşamında da kurmaya başlar.
Kadın özgürlüğü bu nedenle özgürlüğün özel bir bölümü olmaktan daha geniştir. Toplumsal özgürlüğün derinliğini gösteren ölçüdür.
Kadının evde, sokakta, işyerinde, siyasette, ilişkilerinde ve kendi bedeni üzerinde özgürce karar verebildiği toplum, özgürlüğü gündelik yaşamın dokusuna yerleştirmiş toplumdur.
Demokratik toplumun gerçek gücü de burada belirginleşir. Kadının özgürlüğü büyüdükçe toplumun özgürlük alanı genişler.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.