Bölüm - 25 Newtoncu Evren: Toplum Saat Değildir, İnsan Dişli Değildir
Bölüm - 25 Newtoncu Evren - Toplum Saat Değildir, İnsan Dişli Değildir
Bir taşın yere düşmesini, top mermisinin izlediği yolu, Ay'ın Dünya çevresindeki hareketini ve gezegenlerin Güneş etrafındaki yörüngelerini aynı matematiksel çerçevede açıklayabilmek insan düşüncesinin en büyük başarılarından biridir. Isaac Newton'un 1687 yılında yayımlanan Philosophiae Naturalis Principia Mathematica adlı eseri, Türkçede Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri olarak bilinir ve modern fiziğin kuruluşunda belirleyici bir dönüm noktası oluşturur. Newton, yeryüzündeki hareket ile gökyüzündeki hareketi aynı doğa düzeni içinde ele aldı. Hareket, kuvvet ve kütleçekim arasındaki ilişkileri matematikle ifade ederek doğanın araştırılabilir, ölçülebilir ve genel yasalarla açıklanabilir olduğunu güçlü biçimde gösterdi.
Newton fiziğinin başarısı sonraki yüzyıllarda fizik alanının ötesine geçen geniş bir düşünsel etki yarattı. Evren düzenli çalışan büyük bir mekanizma olarak tasavvur edildi. Doğa parçalarına ayrılarak incelenen bir makineye, beden işlevleri belirlenmiş düzeneklere, toplum da doğru yönetildiğinde öngörülebilir davranışlar üreten sisteme benzetildi. Saat metaforu özellikle Newton sonrasındaki mekanik düşünce içinde büyük güç kazandı. Bu genişleme Newton'un bütün düşüncesini bire bir yansıtmaz. Newton teoloji, tarih ve simya üzerine de çalışan, doğanın nihai nedenleri konusunda kendi bilimsel açıklamasının sınırlarını bilen bir düşünürdü. Buna rağmen klasik mekaniğin büyük başarısı, mekanik açıklama biçiminin giderek bütün gerçekliğin ortak modeli gibi görülmesini kolaylaştırdı.
Bu bölüm fizik ile toplum arasında kesin bir ayrım çizmek için değil, bir bilimsel yöntemin başarı alanını doğru belirlemek için önem taşıyor. Gezegenin yörüngesi ile toplumun tarihi aynı türden süreçler değildir. İnsan yalnızca dış kuvvetlere cevap veren cisim değildir. Hafıza taşır, anlam üretir, geleceği düşünür, kendi davranışını değerlendirir, kurum kurar ve kurduğu kurumu değiştirebilir. Toplum da birbirine bağlanmış dişlilerin toplamı değil, sürekli dönüşen ilişkiler ağıdır.
Newton'un Büyük Bilimsel Sıçraması
Newton'un hareket yasaları doğanın açıklanmasında son derece güçlü bir düzen kurdu. Birinci yasa cismin hareket durumunun korunmasını, ikinci yasa kuvvet ile hareket değişimi arasındaki ilişkiyi, üçüncü yasa ise karşılıklı etkileşimi matematiksel biçimde ifade etti. Evrensel kütleçekim yaklaşımıyla yeryüzünde düşen cisimler ile gök cisimlerinin hareketi aynı fiziksel çerçeve içine yerleşti. Böylece gök ile yer arasında binlerce yıl boyunca kurulmuş düşünsel ayrım büyük ölçüde aşıldı.
Bu bilimsel devrimin gücü doğadaki karmaşık olaylar arasından düzenli ilişkiler çıkarabilmesinde yatıyordu. Ölçüm, matematik, gözlem ve sınama modern bilimin temel araçları haline geldi. Köprülerden uydulara, makinelerden ulaşım sistemlerine kadar çok geniş bir teknik alan bugün de klasik mekaniğin hesaplarından yararlanıyor. İnsan ölçeğindeki hızlarda, güçlü kütleçekim alanlarının bulunmadığı koşullarda ve kuantum etkilerinin belirleyici olmadığı düzeylerde Newton fiziği büyük doğrulukla çalışmaya devam ediyor.
Bilimsel değeri de burada bulunur. Bir kuram belirli koşullarda gerçekliği son derece iyi açıklayabilir ve aynı kuram başka ölçeklerde yeni açıklamalara ihtiyaç duyabilir. Bilimin ilerleyişi eski bilgiyi bütünüyle çöpe atmak yerine geçerlilik alanını daha açık hale getirir.
Mutlak Uzay ve Mutlak Zaman
Newtoncu fizik uzayı hareketin gerçekleştiği ortak sahne, zamanı ise olaylardan bağımsız biçimde düzenli akan evrensel ölçü olarak ele aldı. Bu yaklaşım hareketin matematiksel biçimde tanımlanmasını büyük ölçüde kolaylaştırdı. Cisimlerin konumları, hızları ve kuvvetleri ortak uzay ve zaman çerçevesi içinde hesaplanabiliyordu.
Bu fiziksel başarı daha sonra tarih ve toplum üzerine düşünürken güçlü bir metafora dönüştü. Toplumların da değişmez bir sahne üzerinde ilerlediği, tarihsel gelişmenin önceden belirlenmiş aşamalardan geçtiği ve yeterli bilgiyle geleceğin hesaplanabileceği düşüncesi yaygınlaştı. Oysa tarihsel zaman insan deneyiminin, hafızanın ve toplumsal anlamın içinde yaşanır. Bir devrimin beş yılı ile sıradan gündelik hayatın beş yılı takvim üzerinde aynı süreyi kapsar, fakat toplumsal yoğunlukları birbirinden çok farklıdır.
Fiziksel zamanın ölçümü ile tarihsel zamanın anlamı iki ayrı bilgi alanıdır. Saat bize ne kadar süre geçtiğini gösterir. Toplumun o süre içinde nasıl değiştiğini ise kültür, kurumlar, çatışmalar, özlemler ve insan eylemi açıklar.
Mekanik Evren Tasavvuru
Newton sonrası düşüncede evreni büyük bir saate benzeten mekanik tasavvur giderek yaygınlaştı. Her parçanın belirli bir konumu, her hareketin belirli bir nedeni ve her sonucun hesaplanabilir bir kökeni olduğu düşüncesi büyük entelektüel çekim yarattı. Bu anlayış daha sonra özellikle klasik determinizmin güçlü yorumlarında zirveye ulaştı.
Mekanik açıklama fizik alanında olağanüstü başarılıydı. Bir cismin başlangıç koşulları ve üzerine etki eden kuvvetler bilindiğinde hareketi hesaplanabiliyordu. Bu başarı, aynı yöntemin toplum ve tarih için de uygulanabileceği umudunu doğurdu. İnsan davranışlarının birkaç temel değişkenle açıklanabileceği, toplumların zorunlu aşamalardan geçeceği ve geleceğin doğru yasalar bulunduğunda öngörülebileceği düşüncesi güç kazandı.
Toplum ise kendi geleceğine ilişkin bilgiyle etkileşime giren farklı türden bir yapıdır. Ekonomik kriz beklentisi insanların davranışlarını değiştirir. Seçim tahmini seçmenin tutumunu etkileyebilir. Bir salgın uyarısı milyonlarca insanın hareketini dönüştürebilir. Toplum kendisi hakkında üretilen bilgiyi okuyabilir ve bu bilgiye tepki verebilir. Böylece gözlem ile gözlenen arasındaki ilişki fiziksel cisimlerde görülmeyen yeni bir katman kazanır.
Belirlenim ile Öngörü Arasındaki Ayrım
Klasik determinizmin güçlü yorumlarından biri, sistemin bütün başlangıç koşulları eksiksiz bilindiğinde geleceğin hesaplanabileceği düşüncesidir. Yirminci yüzyıldaki kaos çalışmaları, belirlenmiş denklemlerle çalışan sistemlerin bile uzun vadede son derece güç öngörülebileceğini gösterdi.
Edward Lorenz'in 1963 yılında yayımladığı çalışma bu açıdan önemli bir dönüm noktasıdır. Basit görünümlü deterministik denklemler, başlangıç koşullarındaki çok küçük farklılıklara karşı olağanüstü duyarlılık gösterebilir. Küçük farklar zaman içinde büyük ayrışmalara dönüşebilir. Böylece yasanın varlığı ile uzun vadeli kesin öngörü aynı şey olmaktan çıkar.
Bu gelişme Newton mekaniğinin değerini azaltmadı. Fizikte bile nedensellik ile pratik öngörülebilirlik arasındaki farkı daha görünür hale getirdi.
Toplumsal yaşamda bu fark çok daha geniştir. İnsanların kararları, yeni bilgiler, kültürel anlamlar, örgütlenmeler ve beklenmedik olaylar süreçlerin yönünü değiştirebilir. Aynı ekonomik kriz bir toplumda sosyal reform, başka bir toplumda otoriterleşme, bir başka yerde güçlü dayanışma ağları yaratabilir. Maddi koşullar önemlidir, fakat insan etkinliği bu koşulların içindeki olasılık alanını biçimlendirir.
Parçalardan İlişkilere
Mekanik yöntem karmaşık yapıyı parçalara ayırıp her parçayı inceleyerek bütünü anlamaya çalışır. Bilimin gelişmesinde bu yöntem çok büyük başarılar sağladı. Fakat bazı sistemlerde parçaların özelliklerini bilmek ilişkilerin oluşturduğu yeni nitelikleri bütünüyle açıklamaz.
Tek bir nöron düşünce oluşturmaz. Tek bir arı koloni davranışını taşımaz. Tek bir insan dil yaratmaz. Bu örneklerde bütünü oluşturan parçalar gerçektir, fakat bütünün niteliği parçaların arasındaki ilişkiler içinde ortaya çıkar.
Para kağıdın veya metalin fiziksel özelliğinde bulunan bir değer değildir. İnsanların ortak kabulü, hukuk, kurumlar ve ekonomik ilişkiler para sistemini oluşturur. Devlet yalnızca bina, memur ve güvenlik gücü değildir. Meşruiyet, itaat, hukuk, vergi, eğitim ve toplumsal kabuller ağı içinde işler. Dil tek bir bireyin zihninde yaratılmış kapalı sistem değildir. Kuşaklar boyunca süren toplumsal ilişkilerin ürünüdür.
Toplumu anlamak için parçaları incelemek gerekir. Ardından bu parçaların nasıl ilişki kurduğunu ve ilişkinin hangi yeni özellikleri ürettiğini görmek gerekir.
İnsan Bedeni Canlı Bir Sistemdir
İnsan bedeninin mekanik özellikleri vardır. Kalp kan pompalar, kaslar kuvvet üretir, eklemler kaldıraç ilişkileri oluşturur ve sinir sistemi elektriksel kimyasal sinyaller taşır. Bu süreçlerin ölçülmesi tıbbın ve fizyolojinin gelişmesinde büyük rol oynadı.
Canlı beden aynı zamanda sürekli yenilenen, çevresiyle madde ve enerji alışverişi yapan, öğrenen ve kendisini yeniden düzenleyen açık bir sistemdir. Bağışıklık sistemi deneyime cevap verir. Beyin yeni bağlantılar geliştirir. Hormonlar, sinir sistemi, çevre ve toplumsal deneyimler birbirini etkiler. Uyku, stres, beslenme ve sosyal ilişkiler bedenin işleyişine katılır.
Makine bozulan parçasının dışarıdan değiştirilmesine dayanır. Canlı organizma ise yaralanmaya cevap verir, uyum sağlar ve kendi düzenini yeniden kurmaya çalışır. Bu fark insan bedenini mekanik süreçlerden bağımsız hale getirmez. Canlılığın mekanikten daha geniş bir örgütlenme düzeyi taşıdığını gösterir.
Toplumun Bilgisi Merkeze Sığmaz
Toplum makine gibi düşünüldüğünde merkezi yönetim kolayca sistemin beyni konumuna yerleştirilebilir. Merkez bilgi toplar, plan hazırlar ve karar verir. Alt kurumlar kararı uygular. Yurttaşlar ise üretim yapan, vergi veren ve merkezi plana göre hareket eden parçalar haline gelir.
Toplumun bilgisi ise çok farklı düzeylerde dağılmıştır. Köylü toprağın değişimini doğrudan yaşar. İşçi üretim hattındaki sorunu bilir. Kadın bakım ilişkilerindeki ihtiyaçları görür. Mahalle sakini kendi çevresindeki dayanışma ağlarını ve riskleri tanır. Bilim insanı belirli alandaki genel ilişkileri ortaya koyar. Hiçbir merkez bu bilgilerin tamamını kendi içinde doğal olarak taşımaz.
Merkezi kurumlar veriyi toplayabilir, istatistik üretebilir ve geniş ölçekli koordinasyon sağlayabilir. Demokratik toplum ise yerel ve yaşamsal bilgiyi karar süreçlerine doğrudan taşır. Bilgi yukarıya çıkan rapor olmaktan çıkar ve farklı düzeyler arasında dolaşan ortak kaynağa dönüşür.
Bu nedenle toplumun yönetilmesi yalnızca doğru merkezi hesap meselesi değildir. Bilginin nerede üretildiği ve kararın kim tarafından alındığı aynı derecede önemlidir.
Sayıların Gücü ve Sınırı
Modern toplum sayılar olmadan yönetilemez. Nüfus, sağlık, eğitim, gelir, ulaşım ve üretim verileri ortak ihtiyaçların görülmesini sağlar. İstatistik toplumun görünmeyen birçok eşitsizliğini açığa çıkarabilir.
Ölçüm aynı zamanda seçici bir işlemdir. Hangi ilişkinin kayda alınacağı, hangi göstergenin önemli sayılacağı ve hangi faaliyetin ekonomik değer taşıdığı toplumsal tercihlerden etkilenir. Ücretli çalışma hesaplanırken ücretsiz bakım emeği uzun süre ekonomik görünürlüğün dışında kalabilir. Fabrikanın üretimi ekonomik büyümeye yazılırken kirlenen derenin veya bozulan sağlığın maliyeti aynı açıklıkla görünmeyebilir.
İnsan iş gücü, tüketici, seçmen veya hasta kategorileri içinde ölçülebilir. Bu kategoriler belirli amaçlar için yararlıdır. İnsan yaşamı ise bu kategorilerin toplamından daha geniştir.
Öcalan'ın pozitivizm eleştirisindeki önemli yönlerden biri de insanın ve toplumun ölçülebilir parçalar üzerinden bütünüyle tanımlanmasına yönelik itirazdır. Bilgi için sayı gereklidir. Demokratik düşünce sayının göremediği ilişkilere de alan açar.
Fabrika ve Mekanik Disiplin
Sanayi fabrikası mekanik toplum anlayışının gündelik yaşamdaki en güçlü örneklerinden biri oldu. Üretim küçük hareketlere ayrıldı, her işçiye belirli görev verildi ve çalışma zamanı makinenin ritmine göre düzenlendi. Böylece üretim olağanüstü ölçüde büyüdü.
Marx bu dönüşümün toplumsal yönünü güçlü biçimde inceledi. Makine kapitalist mülkiyet ilişkisi içinde işçinin kullandığı araç olmaktan çıkıp işçinin hareketini belirleyen güce dönüşebiliyordu. İşçi üretim sisteminin canlı eklentisi haline geliyordu.
Marx'ın eleştirisinin hedefi makine değildir. Teknolojinin hangi mülkiyet ve iktidar ilişkisi içinde kullanıldığıdır. Aynı teknoloji çalışma süresini azaltabilir, ağır işleri hafifletebilir ve insanın yaratıcı zamanını artırabilir. Sermaye birikiminin ritmine bağlandığında ise üretim temposunu yoğunlaştırabilir.
Fabrika yalnızca mal üretmez. Zamanı, disiplini ve insan bedeninin ekonomik kullanım biçimini de şekillendirir.
İnsan Değeri Üretkenliğe Sığmaz
Mekanik toplum anlayışında insanın değeri kolayca sistem içindeki işleve bağlanabilir. Çok üreten değerli, az üreten maliyetli görülebilir. Böyle bir ölçü çocukları, yaşlıları, engellileri, hastaları ve bakım emeği veren insanları toplumsal değerin kenarına itebilir.
İnsan toplumu ise yalnızca piyasada ölçülen üretim üzerinden yaşamaz. Çocuk büyütmek, hasta bakımını üstlenmek, yaşlıya eşlik etmek, kültürel hafızayı aktarmak, dayanışma kurmak ve toplumsal güven üretmek yaşamın devamı açısından temel faaliyetlerdir.
Makine modeli işlev üzerinden değer biçer. Demokratik toplum insan onurunu işlevden önce kabul eder. Ekonominin amacı insanı sisteme uydurmak değil, insanların özgür ve anlamlı yaşamını mümkün hale getirmektir.
Toplum insan için vardır. İnsan toplum makinesinin parçası olarak doğmaz.
Kadın Emeğinin Görünmeyen Alanı
Mekanik ekonomi ölçülebilir, tekrarlanabilir ve standartlaştırılabilir faaliyetleri kolayca görünür hale getirir. Bakım ise zaman çizelgesine sığmayan, ilişki ve dikkat gerektiren bir emek biçimidir.
Bir çocuğun büyütülmesi yemek hazırlamak ve temizlik yapmakla sınırlı değildir. Dil aktarımı, güven, duygu, sürekli dikkat ve beklenmedik ihtiyaçlara cevap verme kapasitesi gerekir. Hasta ve yaşlı bakımı da benzer biçimde canlı ilişkinin içinde gerçekleşir.
Kadınların tarih boyunca üstlendiği bu emek alanı ücretli üretimin arkasındaki yaşamsal zemini oluşturur. İşçi her gün yeniden işe dönebiliyorsa, çocuklar yetişiyor ve kuşaklar devam ediyorsa bakım emeği sürekli olarak toplumsal yaşamı yeniden üretmektedir.
Mekanik hesap bu emeği kolayca görünmez hale getirir. Demokratik ekonomi ise bakımın yaşam kurucu değerini tanır ve bu sorumluluğu bütün topluma yayar.
Doğa Bir Makine Olarak Görüldüğünde
Doğanın parçalara ayrılması bilimsel araştırmayı güçlendirdi. Ormandaki ağaç sayısı, nehrin debisi, toprağın mineral yapısı ve hayvan nüfusu ölçülebilir hale geldi. Bu bilgiler ekoloji, tarım ve koruma açısından büyük önem taşır.
Doğa yalnızca parçaların toplamı olarak ele alındığında ise ilişkiler görünmezleşir. Orman ağaç stokundan daha geniştir. Toprak, mantar, böcek, su, kuş, memeli ve iklim etkileşimleri canlı sistemi oluşturur. Nehir yalnızca su hacmi değildir. Ekosistem, yeraltı suyu, tarım, kültür ve toplumsal hafızayla bağlantılıdır.
Doğayı makine gibi görmek bozulan parçanın kolayca başka parçayla değiştirilebileceği düşüncesini güçlendirebilir. Ekolojik sistemlerde kaybolan türler, bozulan toprak ve değişen iklim ilişkileri aynı kolaylıkla geri kurulmaz.
İnsan da doğanın dışındaki tamirci değildir. Doğal sistemlerin içinde yaşayan canlıdır.
Sosyal Bilimde Yasa Arayışı
Newton fiziğinin başarısı sosyal bilimleri de etkiledi. Toplumun dinsel kader veya yöneticilerin kişisel iradesi yerine araştırılabilir nedenlerle açıklanabileceği düşüncesi büyük bir ilerleme sağladı. Ekonomi, nüfus, sınıf, kurum ve tarih arasındaki ilişkiler bilimsel araştırmanın konusu haline geldi.
Bu ilerleme toplumsal yasaların fizik yasaları gibi değişmez kabul edildiği noktada daraldı. Tarihin zorunlu aşamalardan geçtiği, belirli ekonomik koşulların her yerde aynı siyasal sonucu yaratacağı ve insanlığın tek çizgide ilerlediği düşünceleri toplumsal çeşitliliği yeterince açıklayamaz.
Toplumda nedensellik vardır. Mülkiyet ilişkileri davranışları etkiler. Ekonomik krizler siyasal alanı değiştirir. Savaş göç üretir. Eğitim imkanları toplumsal hareketliliği etkiler. Bu nedenler insanın kültürü, örgütlenmesi, ahlakı ve siyasal iradesiyle birlikte sonuç üretir.
Sosyal bilim güçlü olmak için neden aramayı sürdürür ve aynı zamanda toplumun açık tarihsel karakterini kabul eder.
Marx'ı Mekanik Determinizmden Ayırmak
Marx kendi döneminin bilimsel gelişmelerini yakından takip etti. Kapitalizmi kişisel ahlak sorunu olarak değil, mülkiyet, emek, teknoloji, sınıf ve sermaye ilişkileri içinde çözümledi. Bu yönüyle modern sosyal bilimin en güçlü açıklama geleneklerinden birini kurdu.
Marx'ın yöntemi çelişkiyi, mücadeleyi ve insan etkinliğini içerir. Daha sonra bazı yorumlar bu düşünceyi tarihsel aşamaların zorunlu sıralandığı kapalı mekanik şemaya dönüştürdü. Böyle bir yorumda insan mücadelesi, kadın özgürlüğü, ekoloji, kültür ve siyasal tercih tarihin önceden belirlenmiş hareketinin yan unsurları haline gelebilir.
Marx'ın düşüncesindeki canlı yön ise insanların kendi tarihlerini belirli koşullar altında yapmasıdır. Maddi koşullar hareket alanını şekillendirir. İnsan eylemi de bu alanın içindeki farklı yolları gerçek hale getirir.
Marx'ı yeniden okumak onun ekonomik çözümlemesini korurken tarihsel süreci otomatik makine gibi gören yorumlardan uzaklaşmayı gerektirir.
Toplumsal Dönüşüm Bir İnşa Sürecidir
Mekanik toplum anlayışı devrimi de mühendislik projesine benzetebilir. Eski sistem parçalanır, doğru kurumlar kurulur ve yeni toplum tasarlanan biçimde çalışmaya başlar.
Toplumsal dönüşüm çok daha canlı bir süreçtir. İnsanlar eski düzenin alışkanlıklarını, hiyerarşilerini ve kültürel değerlerini yeni kurumlara taşıyabilir. Özel mülkiyetin değişmesi kadın üzerindeki erkek egemenliğini otomatik olarak dönüştürmez. Devletin adının değişmesi bürokrasinin toplumdan uzaklaşmasını tek başına engellemez. Merkezi plan üretimin mülkiyet biçimini dönüştürebilir ve işçinin karar gücü yine sınırlı kalabilir.
Özgür toplum kurum biçiminden çok ilişki biçiminde kurulur. Bilginin kimde toplandığı, yöneticinin nasıl denetlendiği, kadının ne kadar söz sahibi olduğu, üreticinin karar sürecindeki yeri ve toplumun kendi kurumlarını değiştirme gücü belirleyici hale gelir.
Demokratik dönüşüm toplumun dışarıdan tasarlanması değil, toplumun kendi kendisini bilinçli biçimde kurmasıdır.
Canlı Sistemler ve Açık Toplum
Modern biyoloji canlıları çevrelerinden kopuk kapalı makineler olarak ele almaz. Organizma çevresiyle sürekli madde ve enerji alışverişi içindedir. Gelişir, uyum sağlar ve kendi iç düzenini sürekli yeniden üretir.
Toplum da benzer biçimde açık tarihsel sistemdir. Göç, iklim, teknoloji, kültür, ticaret, savaş ve siyasal mücadele toplumları sürekli değiştirir. Buradaki benzerlik toplumu biyolojik organizmanın kopyası saymak için kullanılmamalıdır. İnsan toplumunun dil, ahlak, hukuk ve bilinçli siyasal karar gibi özgün özellikleri vardır.
Doğa bilimlerinin katkısı daha temel bir noktada önem kazanır. Karmaşık sistemlerde ilişki, karşılıklı etki, geri besleme ve çevreyle alışveriş belirleyicidir. Bu kavrayış mekanik indirgemeciliğin sınırlarını görmemize yardım eder.
Einstein Newton'u Silmedi
Einstein'ın özel ve genel görelilik kuramları fizik düşüncesinde büyük bir dönüşüm yarattı. Mutlak uzay ve mutlak zaman çerçevesi yerini uzay ve zamanın gözlemcinin hareketiyle ilişkili olduğu yeni bir yapıya bıraktı. Kütleçekim de yalnızca uzaktan etki eden kuvvet olarak değil, uzay-zaman geometrisinin yapısıyla bağlantılı biçimde ele alındı.
Bu gelişme Newton fiziğini değersiz hale getirmedi. Newton mekaniği günlük hızlarda ve zayıf kütleçekim koşullarında son derece başarılı bir yaklaşık açıklama olarak kullanılmaya devam etti.
Bilimin gücü de bu birikimli yapısında görülür. Yeni kuram eski kuramın hangi koşullarda çalıştığını daha açık biçimde ortaya çıkarabilir.
Bu bilimsel ders sosyal düşünce açısından da değerlidir. Bir kuramın belirli tarihsel ilişkileri başarıyla açıklaması, bütün çağları ve bütün toplumsal alanları tek başına açıklayacağı anlamına gelmez. Güçlü teori kendi sınırlarını tanıdığı ölçüde gelişir.
Kuantum Fiziğinden Siyaset Çıkmaz
Kuantum fiziği klasik fiziğin atom altı düzeydeki sınırlarını gösterdi. Belirsizlik, olasılık ve ölçüm fiziksel gerçekliğin bu düzeyde klasik mekanikten farklı biçimde açıklanmasını gerektirdi.
Bu gelişmeden doğrudan siyasal özgürlük sonucu çıkarılamaz. Parçacık davranışındaki olasılık insanın ahlaki ve siyasal seçimini kanıtlamaz. Atom altı fizik ile demokratik karar farklı açıklama düzeylerine aittir.
Newton fiziğinden mekanik toplum modeli üretmek kadar kuantum fiziğinden otomatik özgürlük teorisi üretmek de bilim ile toplum arasındaki sınırı karıştırır.
Doğa bilimleri insanın içinde yaşadığı maddi dünyanın nasıl işlediğini anlamamızı sağlar. Toplumsal değerler, siyasal kurumlar ve özgürlük biçimleri ise tarih, etik, mücadele ve demokratik karar içinde kurulur.
Öcalan'ın Açtığı Alanda Mekanik Paradigma Eleştirisi
Öcalan'ın pozitivizm ve mekanik toplum eleştirisi bilimin reddine yönelmez. Bilimin belirli yöntemlerle ürettiği bilginin bütün toplumsal hakikatin yerine geçirilmesini eleştirir.
İnsan ekonomide çıkarını artıran birey, siyasette seçmen, biyolojide organizma ve bürokraside nüfus kaydı olarak incelenebilir. Her biri gerçekliğin bir yönünü gösterir. İnsan yaşamı ise bütün bu kategorilerin ilişkisi içinde oluşur.
Öcalan'ın açtığı düşünsel alanda toplum ahlaki ve politik kapasitesi bulunan canlı toplumsal ilişkiler bütünü olarak ele alınır. Devlet toplumun beyni, halk da onun emirlerini uygulayan beden değildir. Toplum kendi bilgisini, değerlerini ve kurumlarını üretebilir.
Bilimsel bilgi ile kadınların yaşam deneyimi, emekçinin üretim bilgisi, halkların tarihsel hafızası ve yerel ekoloji bilgisi birbirini dışlayan alanlar olmak zorunda değildir. Demokratik bilgi düzeni bu kaynakların her birini eleştiriye, sınamaya ve karşılıklı öğrenmeye açar.
Mekanik paradigmanın aşılması matematiğin, ölçümün ve nedenselliğin terk edilmesi anlamına gelmez. Bunların insan ve toplum hakkında söylenebilecek her şeyi tüketmediğinin kabul edilmesidir.
Newton'dan Taşınacak Bilimsel Miras
Newton'dan geriye yalnızca mekanik dünya metaforu kalmadı. Modern düşüncenin korunması gereken çok güçlü bilimsel ilkeleri de kaldı. Doğanın araştırılabilir olması, iddiaların gözlem ve hesapla sınanması, kavramların açık kurulması, kişisel otorite yerine kanıtın esas alınması ve farklı olaylar arasında ortak açıklamalar aranması bunların başında gelir.
Bu ilkeler mekanik indirgemecilikten ayrıldığında daha da güçlü hale gelir. Nedensellik araştırılır ve toplumsal nedenlerin tek doğrusal sonuç üretmediği görülür. Ölçüm yapılır ve ölçülemeyen insan ilişkilerinin değeri korunur. Planlama geliştirilir ve toplum karar süreçlerinin öznesi olarak kalır. Teknoloji ilerler ve insan teknolojinin eklentisine dönüşmez. Bilim gelişir ve bilgi toplumdan kopuk bir iktidar tekeline dönüşmez.
Newton'un bilime bıraktığı güçlü mirası korumak, onun fiziğinin başarı alanını genişletmek yerine doğru sınırlar içinde anlamakla mümkündür.
Toplum Saat Değildir, İnsan Dişli Değildir
Newton'un bilimsel devrimi insanlığın doğayı anlama kapasitesinde büyük bir sıçrama yarattı. Gök ile yeryüzünü aynı fiziksel düzen içinde açıkladı, hareketi matematiksel yasalarla ifade etti ve modern bilimin gelişmesine güçlü temel sağladı.
Mekanik dünya tasavvurunun topluma doğrudan uygulanması ise insanın ve tarihin özgünlüğünü daraltır. İnsan düşünür, hatırlar, itiraz eder, öğrenir, örgütlenir ve davranışını değiştirebilir. Toplum geçmiş deneyimlerini taşıyarak yeni kurumlar kurabilir. Tarih aynı hareketi düzenli aralıklarla tekrarlayan saat mekanizması gibi işlemez.
Kadın, işçi, çocuk, yaşlı, engelli ve farklı topluluklar sistemin işlevlerini yerine getiren parçalar değildir. Her biri kendi yaşamının öznesidir. Doğa da kullanılacak parçaların toplamı değildir. İnsan dahil bütün canlılığı kuşatan karşılıklı ilişkiler bütünüdür.
Bilimin görevi gerçekliği anlamaktır. Demokratik siyasetin görevi insanların kendi yaşamları hakkında özgürce karar verebileceği kurumları kurmaktır.
Newton bize doğadaki hareketin yasalarını anlamanın büyük gücünü bıraktı. Bugünün görevi bu bilimsel gücü insanı makineye, toplumu saate ve doğayı hammaddeye indirgeyen dünya görüşünden ayırmaktır.
Toplum saat değildir. İnsan dişli değildir. İnsan, kendi ilişkilerini anlayabilen ve onları değiştirebilen tarihsel bir varlıktır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Eleştiri ve tartışmaya açığım. Hakaret, tehdit, ayrımcılık ve reklam içeren yorumlar yayımlanmaz.