Bölüm 33- Açık Uçlu Bir ParadigmaRehberliğinde Öcalan'ı Yeniden Okumak

 

Bölüm - 33 Açık Uçlu Bir Paradigma

Kesin Cevaplardan Çok Yeni Sorular Üretebilen Bir Düşünce

Bir paradigmanın gücü verdiği cevapların sayısıyla ölçülmez. Kendi sınırlarını görebilmesi, yeni bilgi karşısında kavramlarını yeniden değerlendirebilmesi ve daha önce görmediği alanları düşünceye katabilmesi onun canlılığını belirler. Bu dizi boyunca fizik, evrimsel biyoloji, nörobilim, antropoloji, tarih, kadın özgürlüğü, ekoloji, Jineoloji, demokratik toplum ve erkeklik üzerinden insanı ve toplumu farklı yönleriyle ele aldık. Her alan başka bir kapı açtı ve insan yaşamının tek bir kavramla açıklanamayacak kadar zengin olduğunu gösterdi. Bilim geliştikçe evren hakkındaki bilgilerimiz değişiyor, insan evrimine ilişkin yeni bulgular ortaya çıkıyor, arkeoloji geçmiş toplumlara ilişkin eski kabulleri yeniden değerlendiriyor, nörobilim algı ve davranışın karmaşık yapısını daha ayrıntılı biçimde inceliyor. Kadınların tarihsel deneyimleri görünür hale geldikçe insanlığın geçmişi de yeni bir ışık altında okunuyor. Hareket halindeki gerçeklik, hareket edebilen bir düşünce gerektiriyor.

Abdullah Öcalan'ın demokratik toplum paradigması bu açıdan ele alındığında ezberlenecek kavramların toplamından daha geniş bir anlam kazanır. Demokratik modernite, kadın özgürlüğü, ekolojik toplum, ahlaki ve politik toplum, demokratik konfederalizm ve Jineoloji düşünmeyi bitiren cevaplar yerine araştırmayı genişleten kavramlar olarak değerlendirilebilir. Paradigmanın omurgasını özgürlük, kadın özgürlüğü, demokratik katılım, ekolojik sorumluluk ve tahakküm ilişkilerinin aşılması oluşturur. Bu omurga sabit bir dogma üretmek yerine yeni koşullarda yeniden düşünmenin yönünü belirler.

Bilim Değiştikçe Düşünce de Gelişir

Bilim insanlığın en güçlü ortak düşünme biçimlerinden biridir. Gücünü yanılmaz görünmekten değil, yeni kanıt karşısında açıklamasını geliştirebilmesinden alır. Newton fiziği büyük ölçeklerde olağanüstü bir açıklama gücü taşıdı. Görelilik uzay, zaman ve kütleçekim anlayışını genişletti. Kuantum fiziği atomaltı dünyayı yeni kavramlarla görünür hale getirdi. Evrimsel biyoloji insanı canlılığın uzun tarihi içine yerleştirdi. Nörobilim zihnin bedensel koşullarını araştırdı. Ekoloji yaşamın karşılıklı bağımlılıklarını daha açık biçimde gösterdi.

Bu gelişmeler toplumsal düşünceye önemli bir yöntem kültürü kazandırır. İnsan hakkındaki görüşlerimiz yeni bilgilerle gelişebilir. Toplum hakkındaki kavramlarımız da tarihsel deneyimlerden etkilenebilir. Bir kavram belirli dönemde güçlü açıklama sağladığında değer taşır ve yeni gerçekliklerle karşılaştığında kapsamı yeniden ele alınabilir.

Açık uçlu paradigma bilimin bu hareketini kendi düşünme biçimine taşır. Bilginin değişmesi zayıflık üretmez. Daha güçlü açıklamalara alan açar.

Tarihin Ölçüsünü Değiştirmek

İnsanlık tarihi uzun süre devletlerin, savaşların, hükümdarların ve büyük siyasal dönüşümlerin tarihi olarak anlatıldı. Bu anlatı önemli gerçekleri taşıdı ve yaşamın başka kurucu alanlarını daha az görünür bıraktı. Bakım, doğum, gıda üretimi, gündelik dayanışma, çocuk yetiştirme, yerel bilgi, toplumsal hafıza ve kuşaklar arası deneyim aktarımı tarih yazımında daha dar yer tuttu.

Kadın deneyimi düşüncenin merkezine alındığında tarihin ölçüsü değişir. Savaş kadar bakım, fetih kadar yaşamın nasıl sürdürüldüğü, devlet kadar toplumsal ilişkilerin nasıl kurulduğu önem kazanır. Böylece tarih yalnızca iktidarın hareketini anlatan bir alan olmaktan çıkar ve yaşamın nasıl üretildiğini de görünür hale getirir.

Bu değişim özgürlük anlayışını da genişletir. Özgürlük yalnızca hukuki hak, siyasal temsil ve mülkiyet ilişkileri üzerinden değerlendirilmez. İnsanların bedenleri, zamanları, emekleri, ilişkileri ve yaşam kararları üzerinde sahip oldukları güç de özgürlüğün temel parçaları haline gelir.

Kadın deneyimi düşüncenin merkezine girdiğinde yeni bir başlık eklenmiş olmaz. İnsanlığın kendisini hangi ölçülerle anlattığı değişir.

İlerlemeyi Yeniden Düşünmek

Modern dünya ilerlemeyi uzun süre büyüyen ekonomi, gelişen teknoloji, genişleyen kentler, artan üretim ve güçlü devlet kapasitesi üzerinden ölçtü. Bu ölçüler toplumların belirli yönlerini açıklayabilir ve insan yaşamının bütün niteliğini tek başına taşımaz.

Teknolojik gelişme kadınların özgürlüğüyle, ekonomik büyüme ekolojik yaşamla, siyasal kurumlar toplumun gerçek katılımıyla ve bilimsel başarı bilginin hangi amaçla kullanıldığıyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir ilerleme anlayışı ortaya çıkar.

Bir toplum yüksek teknoloji kullanabilir ve kadınların yaşamını sıkı biçimde denetleyebilir. Büyük ekonomik güç yaratabilir ve toprağını, suyunu, ormanlarını tüketebilir. Düzenli seçimler yapabilir ve karar süreçlerini dar bir siyasal sınıfın elinde toplayabilir.

Açık uçlu paradigma ilerlemeyi tek bir ölçüye bağlamak yerine yaşamın farklı alanlarını birlikte değerlendirir. Kadın özgürlüğü, demokratik katılım, ekolojik denge, toplumsal dayanışma, bilgiye erişim ve insanların kendi yaşamları üzerindeki karar gücü gelişmenin temel göstergeleri haline gelir.

Paradigmanın Kendine Dönmesi

Dünyayı eleştiren düşünce kendi kavramlarını da eleştiriye açtığında canlı kalır. Kurucuların sözlerini zamandan bağımsız hükümler haline getiren yaklaşım düşüncenin hareket alanını daraltır. Açık paradigma kendi geçmişini değerli bir birikim olarak taşır ve yeni bilgiyi de aynı ciddiyetle karşılar.

Öcalan'ın devlet, uygarlık, kadın, toplum, tarih ve ekoloji üzerine geliştirdiği tezler arkeoloji, antropoloji, biyoloji, ekoloji, tarih ve feminist düşüncedeki yeni araştırmalarla birlikte ele alındığında daha güçlü bir araştırma alanı oluşur. Yeni bulgu eski yorumu genişletebilir, yeni tarihsel deneyim kavramların kapsamını değiştirebilir, toplumsal pratik düşüncenin güçlü ve zayıf yönlerini daha görünür hale getirebilir.

Aynı yaklaşım Jineoloji için de önem taşır. Erkek egemen bilgi düzenini eleştiren bir düşünce kendi tarihsel tezlerini de kanıt, eleştiri ve yeni araştırmayla karşılaştırdığında gelişir.

Paradigmanın canlılığı kendi doğruluğunu sürekli ilan etmesinden değil, kendisini geliştirecek eleştiriye alan açmasından doğar.

Temel Yönelimler ve Değişen Kurumlar

Açık uçluluk bütün değerlerin geçici hale gelmesi anlamına gelmez. Özgürlük, eşitlik, kadınların kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olması, demokratik katılım, ekolojik sorumluluk ve tahakküm ilişkilerinin azaltılması güçlü etik ve politik yönelimler olarak korunabilir.

Değişen alan bu değerlerin hangi kurumlarla, hangi yöntemlerle ve hangi toplumsal biçimlerle hayata geçirileceğidir. Tarih değişir, teknoloji değişir, çalışma hayatı değişir, aile yapıları dönüşür, kentler büyür, ekolojik kriz derinleşir ve yapay zeka gibi yeni teknolojiler insanlığın önüne yeni sorular getirir.

Yüz yıl önce kurulmuş siyasal kurumların bugünün bütün ihtiyaçlarına aynı biçimde cevap vermesi beklenemez. Demokratik toplum da kendi kurumlarını yaşamın değişen koşullarına göre geliştirebilmelidir.

Temel ilkeler yönü belirler. Kurumlar ise yaşamın değişen ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlenir.

Farklı Bilgi Alanlarının Buluşması

Bu dizinin önemli çizgilerinden biri doğa bilimleriyle toplumsal düşünce arasındaki yeni buluşma oldu. Fizik ölçeğin önemini, evrimsel biyoloji insanın uzun doğal tarihini, nörobilim algının ve öğrenmenin bedensel temelini, ekoloji karşılıklı bağımlılığı, antropoloji insan topluluklarının çeşitliliğini ve tarih kurumların değişebilirliğini görünür hale getiriyor.

Bu alanların her biri insan hakkındaki düşüncemizi genişletiyor. İnsan aynı anda biyolojik organizma, tarihsel varlık, kültürel özne, ekonomik ilişkilerin parçası, duygusal canlı ve ekolojik sistemin üyesidir. Bu yönlerden biri bütün insanın anahtarı haline geldiğinde diğer ilişkiler gölgede kalır.

İlişkisel düşünce farklı açıklama düzeylerini yan yana getirir. Sınıf, toplumsal cinsiyet, biyoloji, kültür, ekoloji ve tarih birbirini dışlamadan aynı insan yaşamının farklı katmanlarını anlamaya katkı sunar.

Açık uçlu paradigma da bu çoğulluğu tek teori içinde eritmek yerine aralarındaki ilişkileri araştırır.

Kadın Deneyimi Düşüncenin Yönünü Değiştirir

Kadın deneyimini merkeze almak toplumsal düşüncenin sorduğu soruları değiştirir. Tarih devlet ve savaş üzerinden okunduğunda bakım, aile, beden ve gündelik yaşam daha az görünür hale gelir. Kadınların deneyimi düşünceye girdiğinde toplumun her gün nasıl yeniden üretildiği daha açık görülür.

Çocuğun kim tarafından yetiştirildiği, yaşlıya kimin baktığı, gündelik emeğin nasıl dağıtıldığı, kadının kendi bedeni üzerinde ne kadar karar gücüne sahip olduğu, sevginin sahiplik ilişkisine dönüşüp dönüşmediği ve ev içindeki kararların nasıl alındığı siyasal düşüncenin merkezine taşınır.

Kadın özgürlüğü böylece ayrı bir toplumsal başlık olmaktan çıkar. Toplumun özgürlük derinliğini belirleyen temel ölçülerden biri haline gelir.

Jineoloji de bu açıdan bilginin başlangıç noktalarını genişletir. Kadını araştırılan konu olmaktan çıkarıp tarih, emek, bakım, beden ve özgürlük hakkında bilgi üreten özne haline getirir.

Erkeklik Dönüşümü Paradigmanın İçindedir

Kadın özgürlüğü düşüncesi erkekliğin dönüşümünü de zorunlu bir toplumsal alan haline getirir. Erkek egemenliği yalnızca kadınların yaşamını sınırlamaz. Gücü, otoriteyi, rekabeti, duygusal kapalılığı ve hakimiyeti erkeklik değerleriyle ilişkilendirir.

Demokratik toplum bu değerleri eşitlik, bakım, ortak sorumluluk, duygusal açıklık ve güç paylaşımı yönünde dönüştürür. Erkeğin değişmesi kadın mücadelesinin yerine geçen ayrı bir program oluşturmaz. Erkeklerin kendi tarihsel ayrıcalıklarıyla yüzleşmesini ve ortak yaşamın eşit sorumluluğunu üstlenmesini gerektirir.

Paradigmanın açık uçlu yapısı erkekliği değişmez kimlik olarak ele almak yerine dönüşebilir toplumsal ilişki olarak görür.

Bu değişim aileden siyasete kadar geniş bir alanı etkiler.

Demokratik Toplum Sürekli Kurulur

Demokratik toplum bir kez kurulup tamamlanan kusursuz model olarak düşünüldüğünde kendi canlılığını kaybeder. Demokrasi toplumun sorunlarını tartışabilme, karar verebilme, alınan kararların etkilerini değerlendirebilme ve gerektiğinde kurumlarını değiştirebilme kapasitesidir.

Komün, yerel meclis, kooperatif, kadın örgütlenmesi veya konfederal yapı adını taşıyan kurumlar da kendi iç ilişkileriyle demokratik nitelik kazanır. Katılım, eleştiri, şeffaflık, sorumluluk ve karar gücünün gerçek dağılımı bu kurumların niteliğini belirler.

Her kurum zamanla bürokratik alışkanlıklar geliştirebilir. Açık uçlu paradigma bu ihtimali kendi düşüncesinin parçası haline getirir. Kurumlar toplumun ihtiyaçlarına hizmet ettiği, karar gücünü genişlettiği ve özgürlük alanını büyüttüğü ölçüde canlı kalır.

Demokratik toplumun güvencesi kusursuz lider, değişmez kurum veya tamamlanmış anayasa değildir. Örgütlü, düşünen ve kendi kurumlarını denetleyebilen toplumdur.

Hakikat Ortak Bir Arayıştır

Kapalı düşünce hakikati sahip olunacak bir mülk gibi ele alır. Doğrunun bütünüyle bulunduğu düşüncesi güçlendikçe eleştiri sadakat testine dönüşebilir. Açık düşünce ise hakikati sürekli araştırılan ortak gerçeklik olarak görür.

Bilim tarihi bu kültürün güçlü örneklerini taşır. Bir kuram yeni bilgi karşısında gelişebilir, kapsamı yeniden belirlenebilir ve daha geniş açıklama içinde yerini koruyabilir. Düşüncenin gelişmesi geçmişin bütünüyle silinmesini gerektirmez.

Marx'ın açtığı alan daha sonraki düşüncelerle genişletilebilir. Öcalan'ın kavramları yeni bilimsel ve tarihsel bilgilerle geliştirilebilir. Feminist düşünce kendi içindeki eleştirilerle zenginleşebilir. Jineoloji yeni arkeolojik ve antropolojik araştırmalarla daha güçlü hale gelebilir.

Bir düşüncenin değişebilmesi onun zayıflığı değildir.

Canlı olduğunun göstergesidir.

Açık Uçlu Paradigmanın Kültürü

Açık uçlu paradigma kurucularına saygı duyar ve onları dokunulmazlaştırmaz. Geçmişten öğrenir ve geçmişi kusursuzlaştırmaz. Bilimsel bilgiyi önemser ve bilimi toplumsal kararların tek sahibi haline getirmez. Kadın deneyimini merkeze alır ve bütün kadınları tek bir öz içinde tanımlamaz. Ekolojik sınırları kabul eder ve insanın yaratıcılığını korur. Toplumun ortak yaşam kapasitesine güvenir ve eleştiri hakkını sürekli açık tutar.

Bu kültür kesinlik ihtiyacının yerine araştırma cesaretini koyar.

Yanılma ihtimalini kabul eden insan daha dikkatli düşünür. Eleştiriye açık kurum daha demokratik davranır. Yeni bilgiye açık paradigma daha uzun süre canlı kalır.

Demokratik toplumun düşünsel gücü de aynı açıklık içinde gelişir.

Bir Dizinin Kapanışı Yerine Yeni Bir Başlangıç

Bu dizinin sonunda elimizde daha fazla bilgi kadar daha geniş bir araştırma alanı bulunuyor. İnsan biyolojik, kültürel, tarihsel ve ekolojik ilişkilerin içinde yeniden görünüyor. Toplum devletin ötesinde kendi ahlaki ve politik kapasitesiyle belirginleşiyor. Kadın deneyimi tarihin ve bilginin ölçüsünü değiştiriyor. Erkeklik dönüşebilir toplumsal ilişki olarak ele alınıyor. Ekoloji yaşamın maddi sınırlarını yeniden düşünmeye çağırıyor. Bilim kendi yanılabilirliği ve yenilenme kapasitesiyle düşünsel bir örnek oluşturuyor. Bu tablo paradigmayı kapatmıyor. Onu yaşamın içine daha fazla açıyor.

Açık uçlu paradigma son sözü söylemek isteyen düşünce değildir. Yeni bilgi geldiğinde kavramlarını geliştiren, görünmeyen deneyimler ortaya çıktığında geçmişi yeniden okuyan, kendi kurumlarını eleştiriye açan ve özgürlüğün yeni biçimlerini araştıran yaşayan düşüncedir.

Demokratik toplumun en derin gücü de böyle bir kültürde belirginleşir. Hakikate sahip olduğunu ilan eden toplum yerine, hakikati birlikte arayabilecek kadar özgür bir toplum.


Yorumlar

Popüler Yayınlar